NEVŞEHİR İLİNİN DEPREMSELLİĞİ

 

Anadolu, binlerce yıldan beri , dünyanın sismik açıdan en duyarlı kuşağında yer almaktadır. Coğrafyada bu kuşağa Alp-Kafkas-Himalaya Orojenik Kuşağı denir.

6 Şubat 2023 günü başlayan depremler ne ilk, ne de sondur. Ülkemizin hemen hemen % 95’i depreme duyarlı yereylerdir.

Bu yazıda Nevşehir İlimizin depremselliğini ele alacağız.

NEVŞEHİR Merkez ( Nissa, Neapolis )

Eski Muşkara Köyü , Damat İbrahim Paşa Külliyesi çevresinde gelişmiştir. Kale, bir bazaltik lav örtüsü üzerinde yer almaktadır. Güneye, Göre’ye doğru bazaltik kaşlar ( Fr.Corniche, korniş ) ülkemizin en görkemli volkanik topoğrafyasının örneklerini verir. Fakat bu kaşlar yörede, kaya düşme tehlikelerinin en çok görüldüğü sütunlu bazaltik dik duruşlu oluşumlardır. Kale ile Göre Çayı’nın alüvyal birikim katmanları arasında Neojen volkanik tüfler üzerinde ve içinde olan eski mahalleler günümüzde ortadan kaldırılmış durumdadır. Her evin kileri, mutfağı kayadan oyma alanda idi. Kentin en sağlam temelli evleri buradaydı. Alüvyal alanda, sığ temel üzerinde yapılan kamu binaları, dinsel yapılar risklidir; tehlikeli bir durum göstermektedirler.

Nevşehir kuzeyde Nar ve Çat’a doğru; doğuda Uçhisar’a doğru; güneyde Göre’ye; kuzeyde Boğazköy’e doğru genişlemektedir. Oylu Dağı yamaç ve etekleri , eski bağlar, bahçeler, sünger taşı kaplı yereyler depremsellik yönünden tehlikeli alanlardır.

Nevşehir 4. Derecede tehlikeli deprem bölgesindedir. Maraş Pazarcık, Malatya depremleri yöremizi de etkilemektedir. 2023 yılının yaz aylarında İncesu sarsılınca Nevşehir de etkilenmiştir. Bor ve Niğde’deki sarsıntılardan ilimiz de nasibini almıştır.

Kaydedilen depremler 4.3 ile 5.6 arasında şiddetlidir. 1926 yılının 29 Aralık günü ve 1938 yılının 19 Nisan günü Kırşehir ve Kayseri depremleri Nevşehir’i de etkilemiştir. Bu sarsıntıda Göre’de Hisar Tepe ile Ballıkaya arasındaki bazaltik dikliklerden büyük bloklar koparak Niğde şosesine doğru yuvarlanmıştır. Ancak, kayıtlarda insan yitimi, ölüm görülmemektedir.

ÜRGÜP ( Prokopi, Brügüp, Ürküp )

Damsa Çayı koyağına batıdan inen çayların açtığı derelerde kurulmuş olan belde Mustafapaşa’ya, Ortahisar’a, Ulaşlı’ya, Aksalur’a, Karacaören’e doğru büyümektedir. 1980 sonlarına dek,  Damsa Çayı üzerindeki köprü yapılaşmanın sınırı idi. Günümüzde belde Avanos yolunun iki geçesinde gelişmektedir. Eski bağlar,  bahçeler arsa olarak değer kazanmakta; Topuz Dağı’nın yerleşmeye elverişli olmayan meşelik Hazine Malı yamaçları da bu yapılaşmadan nasibini almaktadır.

Ürgüp zemini Neojen yaşlı andezitik tüflerden  bir yapı gösterir. Katmanlar farklı sertliktedir. İgnimbritik tüfler Kepez adını alır ve daha serttir. Bazı yerlerde bazalt, andezit kırıntıları yoğundur. Yer yer ince silt ve kil katmanları da görülür. Alüvyonlar, dağ ve tepelerden çekim gücüyle inmiş kolüvyal malzemeyle karışık olarak bulunur. 8-10 m kalınlıktaki bu örtü üzerinde sığ temelli yapılar tehlike arzeder. Volkanik tüf alanlarda daima kaya düşme, uçgun tehlikesi vardır. Temenni Tepe son 100 yıl içinde, blokların düşmesiyle gerilemiştir.

Ürgüp 3. Derecede tehlikeli deprem bölgesindedir. 19 Nisan 1938 Depremi büyük hasar vermese de, halkı psikolojik açıdan etkilemiştir.

ACIGÖL ( Dobada )

İlçe merkezi düzce, yer yer küçük tepeli volkanik yerey üzerindedir. Yörede Neojen yaşlı volkanik kayalar yaygındır. Birçok tepenin krateri vardır, günümüze dolmadan sağlam biçimde  gelmişlerdir. Sayısız volkan konisi Aksaray yolu dolaylarında görülür; çoğu atmosferik etkilerle dağılmış, parçalanmıştır.  Dolaba Gölü de denen Acıgöl tipik bir maar gölüdür. Tatlarin Barajı’na su sağlamak için kurutulmuştur. Ancak kaynak akımı yetersizdir; beklenen su sağlanamamış ,sonuçta bir doğa harikası olan göl ortadan çekilmiştir.  Dağ ve tepelerden akan, kayan  kolüvyal malzeme yaygındır.  Lav akıntılarının, sünger taşı (pomza) katmanlarının üstünde perlitik toprak örtüsü yer alır. Neojen yaşlı tüfler yanında, kuzeyde granitik kütleler de dikkat çeker. Güneybatıda bazaltlar görülür.Temelin sığ olması yapılar için sakıncalıdır.

Acıgöl ilçemiz 4. Derecede tehlikeli deprem bölgesindedir. 19 Nisan 1938 günü sarsıntı kayıtlara geçmiştir.

AVANOS ( Venessa, Avaens )

Kızılırmak’ın iki geçesinde gelişmiştir. Kızılırmak Koyağının eski ve yeni alüvyon katmanları yaygındır.  Konglomeralaşmış çakıllar yer yer  dik yarlar oluştururlar ve yıkılma, uçgun özelliği taşırlar. Kent kuzeyinde Neojen volkanik tüfleri yer alır. Kumtaşı, konglomera, killer  yaygındır ve al boyaklıdır.

Kent Gülşehir yolu boyunca genişlemektedir. Çavuşin ve Ürgüp yolu dolaylarında , Sarıhan’a doğru, Eski Kayseri Yolu , Sarıhıdır’a doğru büyümektedir. Eski bağlar, bahçeler konutlarla işgal edilmektedir.

Gevşek alüvyal üzerinde, sığ temelli evler tehlike gösterir. 3. Derece tehlikeli deprem bölgesindedir. Çevre deprem odaklarının etkisinde kalır. 19 Nisan 1938 depremi az hasarla atlatılmışsa da, unutulmamıştır.

HACIBEKTAŞ ( Sulucakarahöyük )

Kasaba hafif eğimli bir alanda kurulmuştur. Yayla yerleşmesi özelliği gösterir. Zemin Neojen yaşlı fliş formasyonundan ibarettir. Kalker (kireçtaşı) , marn ve gre ( kumtaşı ) ardalanması dikkati çeker. Katman kalınlıkları farklıdır. Onların üzerinde alterasyon sonucu oluşmuş toprak örtüsü kalınlık gösterir.

Kasaba 3.Derecede tehlikeli deprem bölgesindedir. Çevredeki depremler burayı da etkiler. 1932 yılının 8 Temmuz günü ve 1938 yılının 19 Nisan günü depremler az da olsa yıkıma neden olmuştur.

GÜLŞEHİR ( Zoropassos, Yarabisun, Arabsun )

Kepez Tepesi ile Kızılırmak arasında gelişen kasaba 1980 sonrasında köprünün kuzeyine doğru da gelişmeğe başlamıştır.

Gülşehir, K-G yönlü Pınarbaşı Deresi’nin yayvan eğimli yamaçlarında kurulmuştur. Zemin Neojen yaşlı açık renk tüf ve tüfitlerden bir yapı gösterir. Kasabanın batısında Kızılırmak’a kadar uzanan yereyde tüflerin üzerinde bazalt akıntıları dikkati çeker. Bunlar güneydeki Acıgöl  volkanlarından gelmiş, Kuvaterner yaşlı genç lav akıntılarıdır.

Tepelerden eğime bağlı olarak inen kolüvyal malzeme ile çayların alüvyonları içiçe geçmiştir. Sığ temelli konutlar tehlike arzeder.

İlçe 4. Derecede tehlikeli deprem bölgesinde yer alır. 19 Nisan 1938 sarsıntısı kayda alınmıştır.

KOZAKLI ( Hamam, Orta )

Kozaklı Vadisinin alüvyal düzlüğü üzerindeki kasabanın zemini Neojen yaşlı ak boyaklı, yatay duruşlu gevşek yapılı tüflerdir. Geniş alanlarda traverten basamakları dikkati çeker. Atmosferik etkilerle sertleşmiş, sonra altere olmuş kütlelerdir. Bunların da altında ince katmanlı tüf serisi yer alır. Kozaklı Deresinin K-G yönlü  bir kırık (fay) çizgisini izlediği sanılmaktadır. Termal sularıyla ünlü kasabada yer yer akaçlanmamış, bozuk drenajlı bataklık yereyler de vardır.

Kozaklı 3. Derecede tehlikeli deprem bölgesindedir. Çevre deprem mekezlerinin etkisinde kalır. 1938 yılı Nisan 19 depremi köylerde korkuya neden olmuştur.

DERİNKUYU  (Malakopea, Melegübü, Melavbi )

Kasaba Neojen yaşlı , sık dokulu kirli sarı renkli volkanik tüf katmanları üzerinde gelişmiştir. Tüfler yer yer ignimbritik ( kaynaşık ) özellik gösterir. Bunların oyulması zordur.  Camsı bazaltik, obsidiyen parçaları içerdiğinden kazılması, oyulması zordur. Evler doğrudan tüf katmanlara açılan temellere oturur. Sellerle getirilip yığılan, tortul gevşek malzemenin bulunduğu düzce yereylerde sığ temelli evler dayanıksızlık gösterir.

Malakopea köyü bugün Derinkuyu İlçe Merkezidir. Kışın yağan karlar, volkanik tüfler içine açılmış 30-40-60-80 metre derinlik gösteren kuyulara basılarak, bozkırın yağışsız yaz aylarında su gereksinmesini karşılamışlardır. Hitit döneminden beri su, aynı yöntemle kuyulardan sağlanmıştır. Her evin geleneksel olarak tandırı, kileri ( kayıt damı ), ahırı, ağılı, samanlığı volkanik tüfler içine açılmış oyma bölmelerdedir. Eski oyma boşlukları , yüzeyden derinlere doğru kat kat, günümüzde Yeraltı Yaşama Birimleri olarak turistik çekim özelliği gösterir. Geçmiş yüzyıllarda kullanılmış su kuyuları artık bırakılmıştır.

Temeli tüf katmanlarda açılmış konutlar deprem karşısında daha sağlamdır. Kasaba Til Köyü’ne, Suvermez’e, Gölcük’e doğru düzensiz bir gelişme göstermektedir.

Niğde, Bor sarsıntıları Derinkuyu İlçemizi de etkilemektedir.

……………………………..