YÜCEL AĞABEYİM
Yuvanlı Boğazı'ndan bu yana, Nevşehir'e doğru gelen yol, tümüyle görülürdü evimizden.
Hüseyin'le oyun oynuyorduk.
4 ya da 5 yaşında olmalıyım. Babam atına binip eğitmenlere kılavuzluk için Arapsun köylerine gitmiş; anam, üç ablam bahçelere dağılmışlar.
Tozu dumana katıp geldi burunlu bir otobüs Niğde şosesinde.
Harman mevsimi bitmişti. Küme küme güvercinler kış öncesinde gıdalanma peşinde...
Otobüs durdu.Bir çocuk üstüne tırmandı. Tahta bavulu alıp aşağıya attı. Uzun boylu bir çocuk-genç, onu yere düşmeden tuttu.
Hüseyin'le seyrediyoruz. Dikkatli bakınca gördük, tanıdık.
Bu, Yücel ağabeyim.
Niğde Lisesi'nde öğrenci...
Bizi her gördüğünde bir güzel söz ederdi. Yokuşu tırmanıp geldi. Şimdi neden süklüm püklüm böyle. Evimize girdi.
Sanki kimseye görünmek istemiyormuşcasına odaya geçti. Kundurasını çıkardı. Sedirde dürülmüş yorganlar vardı, başını onlara gömdü. Biz kapıdan bakıyoruz. Zeynep ablam da geldi, üç kişiyiz.
Ağabeyim ağlıyor. Belli ki, kimse görmesin istiyor.
Hüseyin dedem odasının penceresinden izlemiş olmalı. Niğde'den her gelişinde ağabeyim önce onun odasına girer, elini öperdi.
Dedem bastonuna dayanmış, odaya geldi. Ağabeyim ağlıyor, bir süre baktı ona.
Başını kaldırdı, kanlanmış gözleriyle dedeme baktı.
'' Sınıfda galdım dede ! ''
Dedem onu kucakladı, başını öptü.
'' Acınma oğlum,'' dedi. '' Sağlık olsun ! Baban da Nevşeer orta mekdebinde bi sene galdıydı. ''
Ağabeyim , dedemin ardından yürüdü.
Dedem odasındaki dolabı açtı...Binbir kuru yemişin karışık kokusu odaya yayıldı. Dut, iğde, incir, üzüm, zerdali, hurma...Ağabeyime, bizlere birer kuru kayısı verdi.
'' İkmale galdıydım. Dooru dürüs çalışamadım. İmtahanda muvaffak olamadım.''
Yücel ağabeyim, 4 yıl olan liseyi bu yüzden 5 yılda bitirmiş. Biz daha ilkokula başlamadan, Nevşehir bir ilçesiyken Niğde'nin...1954'te...Evimizde hep bir '' Hukuk'' sözü dolaşıp duruyordu. Ağabeyim Ankara Hukuk Fakültesi'ne kaydını yaptırmış. Vakıflar Genel Müdürlüğü'nde memur olmuş. Lise mezunlarının sayısı az...Memur olmak günümüzdeki kadar zor değil...Fakat hem memurluk, hem öğrencilik...Hukuk Fakültesi öğrenciliği uzamış...
Ağabeyim daha sonraları, 1967'de Sosyal Sigortalar Kurumuna geçti, Neriman yengemin ısrarlı baskısıyla birikmiş derslerini verdi. Mezun olduktan sonra taa yıllar önce avukatlığa başlayan arkadaşlarının ( çoğu Borlu, Fertekli ) gözetiminde avukatlık stajını yaptı ve çalıştığı kurumda daha iyi rütbeyle, daha üstün mevkilerde görev yapıp emekliye ayrıldı.
Emekli olduktan sonra 3 büyük bankanın hukuk müşavirliğini yürüttü.
Yücel Ağabeyim... 1964 - 71 arasında Cebeci'de, Küçükesat'ta evlerinde yaşadığım , her türlü şımarıklığımı, kaba saba davranışımı hoşgören , beni hep iyiye, doğruya, güzele yönlendiren aydın insan...Bilgi evreni, okyanusu... Yalnız hukukçu olarak değil, her konuda derin bilgi sahibi...Günde 4 gazete, haftada 3 dergi, ayda 2 kitap bitiren insan...
Hep düşünürüm, acaba 70 yıllık ömründe gönlünü kırdığı tek bir insan olmuş mudur ?
Ben kendimi onunla karşılaştırmağa korkuyorum. O, bambaşka bir insan idi. Yolu Ankara'ya düşen Nevşehirlilerin derdine derman olan bir hemşehri... Avrupaya gidecek köylüsünün bir yerde takılıp kalmış dosyasını bulup işleten... Birçok Görelinin düzenli gelire sahip birer emekli çiftçi olarak yaşamasını sağlayan...
Yücel Ağabeyimi saygıyla, özlemle anıyorum.
---------------------
21 Nisan 2026