BERBERLER VE HALICILAR
BERBERLER
Berberler çarşının en temiz mekânları olmasının yanında, her berberin kendine has kokular kullanırlardı. Çıraklara tozutmadan yerdeki saç kesiklerini süpürmeleri öğretilirdi. Berber dükkânlarının iki çöp tenekesi olurdu. Birincisi genel süprüntüler, ikincisi de kesilen saçların atıldığı kutu mutlaka olurdu. Saç kesikleri kesinlikle çöpe atılmazdı. Bağlara götürülüp gömülürdü. Demek ki insanın mütemmim cüzleri de insan parçası olduğu için kutsal sayılırdı. Eğer çöplere atılırsa o insanların başlarının ağrıyacaklarına inanılırdı.
Berberlerin kullandıkları alet ve edevatlara bakacak olursak, günümüzde antika sayıla bilecek çeşitli makaslarla karşılaşırız. Genelde çocukları tıraş etmede kullanılan tıraş makineleri vardı. Hem jiletli hem de eski tip usturalar mevcuttu. Usturaları bil eyleyecek kayıştan yapılmış bilâ aletleri vardı. Kullanılmış usturalar, makaslar Kıpkırmızı bir sıvı olan iyot “Permangat de suud” adında bir sıvıda dezenfekte edilirdi. Hayret ki günümüz berberlerine bu maddeyi sorduğumda bilmediklerini söylemişlerdi. “ Kan Taşı” vardı. Bildiğimiz “Şap” kanayan yerlere sürülür ve kanı keserdi. Bu taşın yanlış kullanıldığı sonradan ortaya çıkmıştı. Kandan geçecek hastalıklar vardır. Ondan-buna geçer dururmuş. Günümüzde aktarlardan sorduğumda tek kullanımlık küçük kan taşları çıkmışta bu olumsuzluk giderilmişti.
Bir berber dükkânına girdiğimizde çeşit çeşit Çiçeklerle de karşılaşırdık. Zira çiçekler dükkâna ayrı bir güzellik sunardı. Birçok berber de süslü kafeslerde kanarya, saka, bazı dükkânlarda keklik dahi bulundururlardı. İşletmenin düzenine çok dikkat edilirdi. Burada esas amaç müşterinin dikkatini çekmenin yanında berberin kuşlara veya çiçeklere olan merakının bir dışa vurumu da diye biliriz. Berberin bir de dükkândan istediği zaman ayrılamayacağını da göz önüne alırsak bazı merakların sonradan edildiğini de görmemiz lazımdır. Örneğin kuş besleyen berberlerin; Kuş bakımı, alıp satma işlemleri, kuşlar hakkında daha detay bilgiler edinme gibi bilgilerin alınması, meraklılarına anlatılması bir berber dükkânını adı konmamış bir toplantı yerine getirmesi; Hobisi olan bu işte başarısını gösterdiği gibi potansiyel müşteri de demekti. Çiçek meraklısı berberler daha şanslıydı. Zira Nevşehir demek çiçeğe çok meraklı ve çiçekleri çok seven şehir de demekti. Sonuçta berber dükkânın ın çiçek potansiyeli artıkça açardı. Hanımcama çiçeğinin aynı pul koleksiyonu gibi birçok rengi bulunmaktadır. Efendim, yukarıdaki saksıya mutlaka küpeli dikilmeli ki aşağı doğru sarkmasını izlemek insana zevk versin. Sehpaların üzerinde günlük gazeteler ve çeşitli dergiler mutlaka bulundurulurdu.
Berberlerin işlevselliğini anlatacak olursak, tıraştan ayrı olarak, baş ve omuz masajları da yapılırdı. Kıl dönmeleri ince sağlam iplerle, ustalıkla çıkartılırdı. Çok güzel sohbetler olurdu. Zira oraya gelen insanların rahatlaması en önde gelen işlevlerden biriydi. Kahveyi ve çayı kahvehanelerden söylemeseler, görevli kalfa tarafından içerde yapılır ve müşteriye ikramda bulunulurdu.
Benim hatırladığım berberlerden, “Berber sarı” vardı. Takım elbiseli, kravatı ve beyaz bir önlüğü vardı. Son derece titiz bir berberdi. Berber Nevzat’ da gayet kibar, saygılı bir ustaydı. Nevşehir’in önde gelen insanlarının sadece sohbet etmeye ve dinlenmeye geldiklerini bilirdik. Rahmetli arkadaşım Berber Âdem ise samimiyeti ve temiz niyetiyle öne çıkardı. Saç stillerinde ustaydı. Bir müşterinin, bir berbere alıştığında başka dükkânlara gitmediğini görüyoruz. Bu yüzden başka berberleri bilemediğimizin nedeni budur.
Kokuları araştırdığım dönemlerimde olmuştu. Berberlerin özel kokularını hâlâ çözemedim. Ya özel yaptırıyorlardı yâda karışımlarla kokuyu özelleştiriyorlardı. Tabii ki günümüzde bu olgu unutulmuştu. Yeri gelmişken söylerim ki bazı terzilerde dükkânlarını seçtikleri kokularla mekânlarını süslerlerdi.
HALICILAR
Halı kıymetli olan ev eşyalarındandı. Halı dokuyanlar da kendine özgü sanatlarını gösterirlerdi. Halı köylerden alınırsa çok ucuza giderdi. Yöremizdeki halıcıların bir ara durak olduğuna inanıyorum. Esas kazancın İstanbul’da ki, Kapalı Çarşıda gerçekleştiği söylenir. Turizmin gelişmesiyle halıcılar, halı dokuyanlar da kazanmaya başlamıştır.
Günümüzde halı sektörleşmiş, ipek halılar bile dokunmaya başlanmıştır. Desenler, renkler, ilmek sayıları halının kalitesini ve fiyatını belirlenmesinde önemlidir. Çalıştığım halıcı her yerden halı alsa da genellikle Niğde’ye giderdi. Bor’un ve çevresinin halıları da Kıymetliydi. Ayrıca sağlam kilimleri de vardı.
Halı zamanında daha kıymetli idi. Bazı evlerde dokunduğu halde pahalı bir ev eşyası idi. Avanos da görev yaptığım yıllarda ev sahibimizin bahçede özel bir mekânı bulunuyordu. Ev sahibimiz ve eşi zaman buldukça o mekânda halı dokuyorlardı. Ev gelirinin çeşitlendirilmesinin yanında çok güzel bir stres giderme ve dinlenme hobisi olduğunu orada görmüştüm.
Evlenecek gençlerin cehizlerinde bulunduğu için pahalı da olduğunu biliyorum. Her yıl 2-3 halı dokumakla maaşının birkaç katı gelirleri oluyordu. Günümüzde halının albenisi, gün geçtikçe makine halılarına tercihin kaydığını görüyoruz. Özellikle Avanos halılarının gözü yormayan pastel renkleri seçmeleri halılara özellik ve yer işareti vermekteydi. Oysa Kayseri, Pınarbaşı, Taşpınar ve Ürgüp halıları canlı renkler barındırırdı. Yer halısı, sedir halısı, yastık halısı, duvar halısı gibi çeşitleri de bulunmaktaydı. Ev peyzajında hatırı sayılır güzelliklerde sergilerdi.
Halıcı yanında çalışmıştım. Gelen müşteriler özellikle kadınlar, halı sergisindeki en alttaki halıları açmamızı istemeleri bizi hem yorar hem üzerdi. Patron ise; “Müşteri devamlı haklıdır. İş yaparken yüzünüz güleç olsun .”Derdi. Dükkânda müşteri yoktu. Yapacak bir iş de olmadığı için gayri ihtiyari olarak ambalaj lastiği ile sinek avlamaya çalışıyordum. Ali ağa beni gördü ve hemen uyardı. “Sakın bunu hiç yapma! Ahali müşterileri yok, dükkanda sinek avlıyorlar der.”
Halı desenleri, okuya bilene mesajlarla doludur. Halı deseni özgünse, dokuyanın haleti ruhiye sindeki fırtınaları, özlemleri, hayalleri gibi birçok anlatıları barındırırmış. Desenler ayrıca; Büyülere, nazarlara, evlere dadanacak haşerata karşı önlem olduğu inanılan desenlerle dolu olduğu söylenir. Canlı renkler değe bilecek nazarlara karşı ilk bakışları üzerine çekmesi istenirmiş.
Duvar halıları nispeten küçük olsa da, dokuyanın sanatını konuşturacağı ve sergileyeceği en önemli tuval olarak düşünmek gerekmektedir. Hacıların kutsal topraklardan getirdikleri resimli halılarda duvarları süslemektedir. Temaları kutsal mekânlar, saraylar ve bahçe temaları işlenirdi. Bu halıların uzak doğudan gelme değişik tezgâhlarda üretilen ürünlerdi.
Geçmiş zamanda Halıcı Ali, Niğde’den kilim getiriyordu. Halıcıda çalıştığım için bilirim. Taze halı ve kilimin kendine has kokuları vardır. Bu kokuları seven de var sevmeyende var. Mevsim kış, Niğde Postası Nevşehir’e hareket etmişti. Araçta bulunan bayanlar kilimlerden rahatsız olmuşlar, şoföre şikâyette bulunmuşlardı. Yolda araba arıza yapmış, ne gelen var ne giden… Soğuktan iyice üşümüş olan ve kilimlerden şikâyette bulunan bayanlar bu kilimlere sarılarak üşümeden kurtulmuşlar. Hayatın renkleri olarak düşünüyorum.
2008 EĞİTİM GÖNÜLLÜLERİYLE KALE VE KİLİSE GEZİSİ



Kalenin yapımında kullanılan bazalt taşları en yakından temin edile bilirliği, bu taşlarla yapılan kale duvarlarına harçlar ise yine yöremizden temin edile bilen Horasan harcı kullanılmıştır. Bu sayede surların kalınlığı ve yüksekliği en kolay bir şekilde ayarlanması sağlanır. Bazalt taşların özelliği ise başta temel olmak üzere yapılan binanın hiçbir yerinde su alarak hasar görmemesidir. Yukarıdaki resimden bir ayrıntı; İşlenmesi gereken yerlerde kullanılan taşların “Sarı taş” olduğu görünmektedir. Kemerler olsun, kale burçları olsun işlene bilir taşlardan yapılmıştır.


Kilisenin duvarında biten incir ağacı, çok enteresan bir olgudur. “Ocağında incir ağacı bitsin” Bedduası kadim zamanlardan beri bilinmektedir. Bu da bula bula kilisenin duvarını bulmuş. Hayrete şayandır ki, evler yıkılmaya başladığında sokağımızda bulunan küllük başında da incir ağacının varlığını görmüştüm. Eski inanışlara göre bu mekânda burada yaşayan sakinler asla geri dönmeyecekler anlamını taşımaktadır. Bu tür eski inanışlar insana saçma gelse de, hali hazırdaki olmuş olaylar insanı düşünmeye sevk ediyor.

Duvardaki Atatürk resimi… Hapishane günlerinden kalma bir ayrıntı.

Hapishane günlerinden kalma başka bir ayrıntı.

Kilisenin daha restore başlamadığı günlerde bir pencerenin görünümü

Kara camii tabanında bulunan kaya oyma mahzen.

Kilisenin önden görünüşü.