HERKESİN BİR FİYATI VAR MIDIR?

Kimi zaman ‘doğru olmak’ ya da ‘doğrunun yanında olmak’ çok zordur. ‘Doğrular’ var olan çıkarlarımız ile örtüşmeyebilir.

Kurallar, yargılar, uygulamalar menfaatimizle çakıştığı zaman geri adım atmayı, kurallara uymayı, doğrunun yanında olmayı kabul etmez, menfaatimizin gösterdiği yoldan, yanlış da olsa gitmeyi tercih ederiz. Zayıf noktamız bu olsa gerek.

Menfaatimiz peşinde giderken karşımıza çıkan insanları ‘herkesin bir fiyatı vardır’ yargısı ile susturmaya, sindirmeye ya da tarafımıza çekmeye çalışır, bu konuda elimizden gelen her şeyi yapmak isteriz.

Başkalarının yaptığı yanlışlarda aslan kesilen bizler, kendimizin yaptığı yanlışın farkında olduğumuz halde, sesimizi çıkarmaz, aksine, doğru yaptığımızı önce kendimize, sonra da başkalarına inandırma cabası içinde oluruz.

Elbette bu her insan için düşünülemez.

Fakat yaşam şartları, insanın köşeyi dönme güdüsü, ortamın bizi sürüklediği şartlar sonucu çoğu insan bu yanlışın içinde kendini bulabilir. Modern insanın ihtiyaç duyduğu şeylerin sayısı hızla artmaktadır. Evler, arabalar, yiyecek çeşitliliği, lüks yaşam, halk tabiri ile yatlar ve katlar insanı bu yanlışa iten etmenlerin başında gelmektedir.

Tüm bu yanlışı tek başına göğüslemeye çalışan ise inancımızdır.

Evet inancımız. Küçük yaştan bu güne kadar öğrendiğimiz, tatbik ettiğimiz, yaşadığımız inancımız bu yanlışın amansız düşmanıdır.

Şimdi ne yapacağız?

Bir tarafta samimiyet ile bağlı olduğumuz inanç ve imanımız, diğer tarafta da hiç vazgeçmeye yanaşmadığımız menfaat ve isteklerimiz.

Savaş başlamıştır.

Düşman zorlu ve güçlüdür. Zayıf yanımızı arar durur.

Bu savaşı kaybedenler olur, bunları görür buna rağmen ibret almayı düşünmez, bu savaşı sürdürmeyi, şansımızı sonuna kadar denemeyi isteriz.

Tüm bunlar ‘kendi nefsimize karşı verdiğimiz cihatın' gereğidir.

21. yüzyılın modern insanının yaşadığı açmaz budur işte. Bu açmazın temel sebeplerinin başında kendi menfaat ve isteklerimizin bize dayattığı yanlış bakış açısı ve düşüncelerimizdir. Evet, ‘herkesin bir fiyatı vardır’ anlayışı bu açmazın başında gelmektedir.

İnsanları bir fiyatının olduğunu düşünmek, yanlışı peşinen kabul etmektir. Fiyatı olan insanlar vardır. Ama bu tüm insanlar, hatta büyük çoğunluk için doğru değildir.

Buna samimiyetle inanmalı ve çevremizi de inandırmaya çalışmalıyız, başka bir çözüm de yok galiba…