Kurban Psikolojisi,
Her zaman haksızlığa uğradığını düşünerek kendini buna mahkum eden, kişinin kendini güçsüz, kontrolsüz, çaresiz ve başkalarının davranışları sonucu olarak görmesi ile oluşur.
Bu psikolojik hal üç ana rolde kendini gösterir:
1) Kurban: Kabul bekleyen, memnun etmeye çalışan, güçsüz hisseden ve başına gelenleri kontrol edemediğini düşünen
2) Kurtarıcı : Sürekli başkalarını düzeltmeye çalışan, kendi ihtiyaçlarını ihmal eden
3) Zorba,Baskıcı : Suçlayan, yargılayan, eleştiren, kontrol eden.
Bu roller Stephen Karpman'ın drama üçgeni teorisine dayanır.
Peki biz hangi ilişkide hangi rollerdeyiz?
Kurban rolünde mi, Kurtarıcı mı yoksa Zorba mı?
Her ilişkide aldığınız rol farklıdır. Bazı ailelerin temel inanışı "biz zaten ezik insanlarız, biz her zaman sömürülür, kullanılırız" şeklindedir. Buna inanan kişiler aile üyelerine de bu bilinci aşıladıkları için baktığımızda bu bakış açısıyla ailedeki herkes gerçekten de bu role girer. Ya zorbalayıcı, ya kurban ya da kurtarıcı.
Kurban'ın olduğu yerde Zorba da mutlaka bulunur.
" Her kurban kendi zorbasını yaratır.!"
Kurban rolünde olanlar kendilerinin masum, suçsuz ve haklı olduğuna inanır. Sorun hep dışardadır, öteki sorun yaratır kendisi ise hep sorun çıkmasın diye çabalar. Sürekli bir endişe ve kontrol halindedir. O sorun çıkmasın dedikçe sorun çıkar durur adeta kendisini kovalar. Bu döngüden çıkamaz. Ve kaçış başlar.
Neye kaçış?
İşe, arkadaşlara, sigaraya, alkole, bilgisayar oyunlarına, karşı cinsle aldatmaya...
Bunların hepsi pasif agresif tepkilerdir. Sorun çıkaranı açıkça durduramadığı için dolaylı yollardan felç eder süreci. Direncini kırar baskın gücün(zorbanın). Gerçekte sorun en az zorba kadar zorbalanandadır. Adeta gel beni zorbala der. Asla sınır koyamaz, kendini sorumlu hissederek sürekli zorbayı memnun etmeye çalışır.
Zorba ise suçlayıcıdır, sürekli eleştirir, hiçbir şeyi beğenmez, hep eksiklik görür, yetersiz görür muhatabını. İlişkide aktif rol alan, belirleyici olan taraftadır. Kararları veren, isteyip istemediğini bildiren hayatı kendi isteklerine göre belirleyen taraftır. Benmerkezcidir. Onun idealleri vardır. Olması gerektiğine inandığı illişki modeli, davranış modeli, hayat modeli, eş modeli, çocuk modeli ve kendi benlik modeli. Hep oldurmaya çabalar. Sürekli çabalar. Çok yorulur, çok yıpranır ama yine çabalar. Bırakmaz, bırakamaz asla. Sıkı sıkıya tutunur doğrularına, olması gereken isteklerine. Eksik kalmamalıdır...
"Kafasındaki cevabı arar hep!"
Soru sorar cevap onun istediği gibi değilse kabul etmez. Ve o neye inanıyorsa odur hayat. Kendinin görülmediğine inanıyorsa öyledir. Sevilmediğini düşünüyorsa da öyledir. Kesinlikle durum bunun dışında değildir. Asla göremez gördükleri ve inandığı şeyler dışında da bir dünya olduğunu...Mutsuz ve sürekli huzursuzdur. Ha bazen de çok neşeli görünebilir. Ama genellikle iç dünyası öyle değildir. Kaygı doludur. Onu memnun edemezsiniz. Hep daha iyisini ister. Sonu yoktur. Zorbanın sınır tanıma özelliği yokken, kurban rolünde olanın ise sınır koyma özelliği yoktur. Bu yüzden sürekli sınır ihlali yapar Zorba.
Bir de kurtarıcı vardır tabi. Bütün bunların dışında ancak bir o kadar da içinde olan. Nerde durduğu belli deği, sanki orda değil de izleyici rolünde. İçinde bulunduğu hayata izleyici gibi bakan. Başkalarının ihtiyaçlarına karşı aşırı duyarlı ancak kendi ihtiyaçlarını öteleyen, görmezden gelen. Bununla birlikte çocuklarının ve eşinin de ihtiyacını göremeyen. Kendi değersizliğini çocukları ve eşine yansıtan. Bu gibi durumlarda eşi tarafından görülmeyen değer görmeyen kişilerin aslında görülmeme sebepleri eşlerinin kendiyle olan ilişkisindeki uzaklıktan kaynaklandığını bilememesi çok doğal.
Evliliklerde de aşağı yukarı böyledir eşler arası ilişki. Eşi bir türlü görmez onu.
Kök ailesinde mağdur olan kişi çekirdek ailesinde zorbadır çoğu zaman ancak bunu göremez. Kendisinin masum olduğuna inanıyordur çünkü. O, kök ailesinde hiç sorun çıkarmayan tiptir. Oysa evliliğinde durum tam tersi. Duyarsız ve umursamazdır. Değer vermeyi bilmez. Toplumda kurtarıcı ve kurban rolünde olan kişilerin çekirdek ailelerindeki rolü çok farklıdır.
Peki bunları bilmek ne işe yarayacak ve çözüm nedir?
Elbette hayatın içinde istemesek de bazı rollere girebiliyrouz. Öncelikle şunu kabul edelim ki biz istesek de istemesek de birilerini zarar veriyoruz. Bunu bilinçli yapmamamız bizi masum kılmıyor. Biz yaptıklarımızdan çoğu zaman bi haberiz, daha doğrusu yaptıklarımızın yansımalarından. İnsanların nasıl algıladığı ve bundan nasıl etkilendiğinden. Bunu bilemediğimiz gibi değiştiremiyoruz da. Ancak eğer ilişkilerimizde açık iletişim kurmayı başarabilir ve aktif dinleyici olabilirsek, ve de yaşadığımız olayları başkalarına şikayetlenmek yerine muhatabımız ile paylaşabilirsek yaşadığımız her sorun bizim hem kendimizle hem muhatabımızla ilgili keşifler yapmamızı sağlar ve geliştirici rol oynar. Ancak biz malesef açık iletişim kurmadığımız, paylaşmayı değil şikayetlenmeyi ya da suçlamayı tercih ettiğimiz, sorunu onu yaşadığımız kişiyle değil de başkasıyla paylaşmayı tercih ettiğimiz için ilişkilerimizde güven zemini oluşturamıyoruz. Bu güvensizlik de bizi birbirimizden daha çok uzaklaştırıyor ve daha çok yanlış anlaşılmalara sebep oluyor.
Bu yüzden,
* Kurban rolünden çıkmak için açık ve şeffaf iletişim kurmayı,
* Sınır koyup hayır diyebilmeyi,
* Sorunu onu yaşadığımız kişiyle paylaşmayı ve
* Aktif ve çözüm odaklı dinlemeyi
Başarabilirsek hayatınızda birçok şey daha akışında ve işlevsel gidebilecektir.
Elbette her şey güllük gülistanlık olmayacak bazen karşımıza zorbalar çıkacak hem de en yakınımızdan! Bu bazen eşimiz olacak bazen de evladımız, bazen gelinimiz bazen de kayınvalide ya da kayınpederimiz olacak. Bu durumda Zorba karşısında asla acziyet göstermemeliyiz.
"Neyi göze alamazsak onun kurbanı oluruz."
Zorba'nın değil göze alamadıklarımızın mağduruyuz. Emin olmak, emin kılmak,net olmak, gizli hareket etmemek en önemli davranış modelimiz olacak.
Ve unutmayın zorbayı mazlumlar yaratır.
Besler büyütür ve o hale getirir.
O zaman beslemeyi bırakın.
Peki neden besleme ihtiyacı duyarız?
Bunu bi düşünün!
Cevabı bulursak döngü değişecek.
Sağlıcakla kalın...
Psikolog/ Psikoterapist/ Aile Danışmanı
Fatma Çakır Çalışkan
Özel Nevşehir Aile Danışma Merkezi
0 545 571 50 50