Erdem Kimin Safında?

“Mazlumun kimliğine göre saf tutulan bir dünyada, erdem hâlâ ayakta kalabilir mi?”


Cahiliye’de Erdem Vardı, Bugün Neyi Kaybettik?

Gel, önce şunu dürüstçe soralım:
Biz bugün kendimizi “ilerlemiş” sayıyoruz ama vicdanımız gerçekten ilerledi mi?
Cahiliye deyince aklımıza ne geliyor?
Putlar, zulüm, kabilecilik, adaletsizlik…
Peki aynı cahiliye toplumunda, bir grup insanın bir araya gelip “zulme uğrayan kim olursa olsun yanında duracağız” dediğini söylesem, şaşırır mıyız?
Şaşırıyoruz.
Çünkü bugün bunu yapamıyoruz.
Cahiliye’nin Ortasında Bir “Dur!” Diyenler Vardı
Mekke’de yabancı bir tüccar…
Kimsesi yok, gücü yok, arkasında kabilesi yok.
Malı elinden alınmış, hakkı gasp edilmiş.
Ne yaptı?
Kâbe’nin yanında durdu ve yüksek sesle adalet istedi.
O gün Mekke’de herkes duymadı belki ama bazı vicdanlar duydu.
Toplandılar.
Bir evde.
Ne peygamber vardı başlarında, ne vahiy, ne ayet.
Ama bir cümle kurdular ki bugün bile insanı ayağa kaldırır:
“Bu şehirde kim zulme uğrarsa,
yabancı da olsa, zayıf da olsa,
onun hakkı alınmadan durmayacağız.”
İşte bu, Hılfu’l-Fudûldü.
Erdemliler Andı.

Efendimiz Neden Bunu Unutmadı?

O toplantıda genç Muhammed (s.a.v.) de vardı.
Yıllar geçti. Peygamber oldu.
Ama o günü unutmadı.
Ne dedi biliyor musunuz?
“Bana kızıl develer verilseydi bile o anlaşmayı bozmazdım.
İslam’da bile böyle bir şeye çağrılsam icabet ederim.”
Bu söz çok ağırdır.
Cahiliye’de kurulan bir adalet duruşu,
İslam geldikten sonra bile değerini koruyorsa
durup kendimize bakmamız gerekir.
Bugün Neredeyiz?
Şimdi bugüne gelelim.
Bugün: – Camiler var
– Cemaatler var
– Kitaplar, vaazlar, ekranlar var
Ama soruyorum kardeşim.
Mazlum bizim gibi düşünmüyorsa, yanında mıyız?
Zulmeden “bizden” ise, karşısında mıyız?
Yoksa sessizce başka tarafa mı bakıyoruz?
Cahiliye insanı bazen şunu diyordu:
“Bu yanlış.”
Bugün dindar insan bazen şunu diyor:
“Şartlar öyleydi.”
“Bizimkiler yapmıştır ama…”
“Şimdi zamanı değil.”
İşte erdem tam da burada kayboluyor.
Putlar Değişti, Vicdan Aynı Yerde Kaldı
O gün insanlar putlara tapıyordu.
Bugün biz neye tapıyoruz?
– Gruplara
– Aidiyetlere
– Konfora
– Korkulara
Putlar yıkıldı sanıyoruz ama sadece şekil değiştirdiler.
Zulüm artık açık açık yapılmıyor belki ama
meşrulaştırılıyor, süsleniyor, sessizlikle destekleniyor.
Size bir soru:
Hılfu’l-Fudûl bugün çağrı yapsa…
“Gel, mazlumun yanında dur” dese…
Kaç kişi: “Ben varım” der?
Çünkü erdem bedel ister.
Konforu bozar.
Taraf kaybettirir.
Ama şunu unutmayalım:
Cahiliye’de bunu yapabilen insanlar vardı.
Demek ki mesele imkân değil.
Mesele vicdan.

---------


“taraf” değil, vicdan çağrısı .
BUGÜNÜN HILFU’L-FUDÛL ÇAĞRISI
Mazlum Kim Olursa Olsun
Biz,
mazlumu kimliğine göre ayırmamaya,
zulmü yapanın bizden olup olmamasına bakmamaya
niyet ediyoruz.
Biz,
haksızlık bize yapılmadığında da
“Bu yanlıştır” diyebilmeyi
erdem sayıyoruz.
Biz,
gücün değil hakkın yanında durmayı,
çoğunluğun değil adaletin safında olmayı
göze alıyoruz.
Biz,
mazlumun dili, dini, memleketi sorulmadan
önce gözyaşına bakılması gerektiğine inanıyoruz.
Biz biliyoruz ki:
Zulme sessiz kalmak,
zalimden yana taraf olmaktır.
Biz şunu açıkça söylüyoruz:
“Bizdendir” diye haksızlığı savunmayacağız.
“Bizden değil” diye mazlumu yalnız bırakmayacağız.
Bugün yeni bir isim aramıyoruz.
Yeni bir yapı, yeni bir logo, yeni bir slogan da istemiyoruz.
Biz,
cahiliye döneminde bile mümkün olmuş bir şeyi
bugün yeniden hatırlamak istiyoruz:
Erdemi.
Eğer bir şehirde zulüm varsa
ve biz susuyorsak,
o şehirde Hılfu’l-Fudûl yoktur.
Eğer bir toplumda adalet konuşuluyor
ama bedel ödenmiyorsa,
orada erdem sadece bir süstür.
Biz,
bedeli olan bir adaletin
tarafı olmaya çağırıyoruz.
Kim çağırırsa çağırsın,
hangi görüşten gelirse gelsin,
zulme karşı bir adım varsa
orada olmayı teklif ediyoruz.
Çünkü biliyoruz:
Erdem ertelenirse, zulüm cesaret bulur.


---------

Bu Bir Hatırlatma Değil, Bir Sorumluluktur
Bu yazı, geçmişi yüceltmek için yazılmadı.
Bir nostalji, bir tarih bilgisi, bir güzel hatıra da değil.
Bu yazı bir çağrıdır.
Cahiliye’de mümkün olan bir erdem,
bugün imkânsız sanılıyorsa
sorun çağın zorluğu değil,
vicdanın yorgunluğudur.
Hılfu’l-Fudûl bize şunu hatırlatır:
Adalet, doğru zamanda değil
doğru yerde durmayı gerektirir.
Eğer biz bugün
zulmü kınıyor ama yerimizden kalkmıyorsak,
mazlumu seviyor ama risk almıyorsak,
adaleti konuşuyor ama bedel ödemiyorsak,
sorun çağda değil, durduğumuz yerdedir.
Bu yüzden bu metin bir temenni değil,
bir davettir:
Taraf olmaya değil,
erdemli olmaya davet..


--------'


“Zulüm bize yapılmadığında da yanlışsa, adalet hâlâ yaşıyor demektir.”
“Mazlumun kimliğini sormadan ayağa kalkamıyorsak, erdemi kaybettik.”
“Cahiliye’de vicdan vardı; bugün çoğu zaman gerekçeler var.”
“Zulme susmak tarafsızlık değil, konforlu bir tercihtir.”
“Adalet, doğru zamanı beklemez; doğru yerde durmayı ister.”
“Bizden olanın zulmü, başkasının mazlumiyetinden daha masum değildir.”
“Erdem anlatılmaz; bedeli ödenerek savunulur.”
“Putlar yıkıldı sanıyoruz, ama çoğu sadece isim değiştirdi.”
“Bir toplum mazlumu seçmeye başladığında, zulüm cesaret bulur.”
“Hılfu’l-Fudûl bugün çağrı yapsa, kaçımız mazeret aramadan giderdik?”

-----'


“Zulüm bize yapılmadığında da yanlışsa, adalet hâlâ yaşıyor demektir.”
“Mazlumun kimliğini sormadan ayağa kalkamıyorsak, erdemi kaybettik.”
“Cahiliye’de vicdan vardı; bugün çoğu zaman gerekçeler var.”
“Zulme susmak tarafsızlık değil, konforlu bir tercihtir.”
“Adalet, doğru zamanı beklemez; doğru yerde durmayı ister.”
“Bizden olanın zulmü, başkasının mazlumiyetinden daha masum değildir.”
“Erdem anlatılmaz; bedeli ödenerek savunulur.”
“Putlar yıkıldı sanıyoruz, ama çoğu sadece isim değiştirdi.”
“Bir toplum mazlumu seçmeye başladığında, zulüm cesaret bulur.”
“Hılfu’l-Fudûl bugün çağrı yapsa, kaçımız mazeret aramadan giderdik?”
Zulme karşı duruş,
bir şahsın değil,
uyanık bir vicdanın işidir.
Bu metin alkış için yazılmadı.
Taraf toplamak için de değil.
Rahatsız etmek için yazıldı.
Okuyan herkes bilsin ki:
Bu çağrı başkalarına değil,
önce kendimizedir.
Eğer bu satırlar
yerinden kaldırmıyorsa,
rahatsız etmiyorsa,
bir bedel düşündürmüyorsa,
henüz yerine ulaşmamış demektir.
Çünkü erdem,
okunarak değil,
ayağa kalkılarak anlaşılır.

Baki Öncel
07/012026