AYDIN
Aydın mı?
O da kim?
Tanımıyoruz ki, hiç tanımadık, ha tanıdıklarımız oldu. Kendi yağı ile kavrulanlar, başkalarını kavurmaya güç yetiremeyenler.
Aydın; aydınlanan, aydınlık olan, aydınlatan anlamındadır, iyi de toplum aydınlanmadığına göre; ya aydınımız aydın değil ya da aydın da sayısı yeterli değil.
Hangisi?
Her ikisi de olabilir.
Siyaset tozuna bulanmış, aydınlığı siyasetinin gücü görenler de var.
Tam aydınlanmamış, “kopyala-yapıştır” aydınlar da var. Yani aydınımız tam anlamı ile ‘aydın’ değil, Batı’nın manevi ajanlarından tutun da, beynini-aklını ideolojisine kiralayana kadar hepsi aydın sınıfında ya da o sınıfta olduğuna inanan insanlar.
Bir koltuk gördüler mi heyecanı tepelerine vuran laf cambazlarından tutun da, kendini gökte sanan, dünyaya, insanlara, her şeye tepeden bakan bezirganlar… Bunların hepsi aydın.
Ailesinden, annesinden, babasından, köyünden, milliyetinden, kimliğinden utananlar dahil, hiçbir şeyden utanmayacak kadar kendini unutmuş, yerini ve yönünü şaşırmış, pusulasız bir sürü varlık.
Hangisi aydın?
Vicdanı katran gibi kara, beyni yap-boz tahtası, cinsel hezeyanlarla dolu, kendine aynada bakmayan, başkalarının aynadaki görüntüsüne takılıp kalmış, onu hedef ve amaç yerine koyan bir çok zavallı…
Hangisi aydın?
Kafasını ilkel, basma kalıp hezeyanlar ile dolduran, bu hezeyanları gerçek sanan, ayağı yerden kesilmiş, dili ve kendine olan güveni uzamış, yenilenmemiş, bilmem hangi zaman dilimine takılıp kalan bir çok entel-dantel kimseler.
Çalan, çırpan, çalana göz yuman, talanı marifet sayan, 2, 3 üniversite diplomalı, karnı tok olduğu için herkesi de tok sanan, kumar, oyun ve alkolü tek eğlence kabul eden, küfür etmeyi hürriyet sanan zevat…
Bunlar mı aydın?
Yoksa hangisi?
Evet bizde aydın çok, hem de pek çok, o kadar çok ki adeta aydın enflasyonu var.
Tek yanlış, enflasyonun faydalı değil zararlı oluşu.
Gerisini varın siz düşünün!