BİR LOKMA BİR HIRKA
Anlayış bu, “Bir lokma ve bir hırka bize yeter”
Ama yaşanılan hayat “yetmez” diyor. Bu gerçeğe gözlerimizi kapatıp kulaklarımızı tıkamamalıyız.
Müslümanlık sadece lokma ve hırka üzerine kurulamaz.
Müslümanlık itikat, iman, bilgi, düşünce, gelişim, kültür ve çalışma üzerine inşaa edilmelidir. Müslümanın dünyadan kopması düşünülemez.
Müslüman dünyadan koptuğu zaman yeni Gazzeler, Myanmarlar, Suriyeler, Bosna Hersekler ortaya çıkar. Hiçbir Müslümanda bunu göze alamaz ya da almamalıdır.
Evet, yeni Gazzeler, Myanmarlar, Suriyeler istemiyoruz, bunun içinde “bir lokma bir hırka” anlayışı gözden geçirilmelidir.
Bugün Müslüman dünyanın içinde bulunduğu durumdan Batı ya da Müslüman karşıtı ülkeler sorumlu değildir, elbette onların da payı vardır, fakat asıl sorumluluk Müslüman dünyasının kendisindedir.
Tamam, Müslüman ibadet etmeli, oruç tutmalı, dinin direği namazına devam etmeli, yoksulun hakkı olan zekâtını vermeli, ama o omuzlarına yüklenen sorumluluktan da uzak durmamalıdır.
Müslüman çok çalışmalı, okumalı, yitik malı olan bilimden ayrılmamalı, iki günü birbirine eşit olmamalı, hep daha ileriye, daha güzele, daha adil ve hak olana yönelmelidir.
Evet, bu dünyada dostlarımız vardır fakat onlardan çok daha fazla, daha keskin, nefreti ayyuka çıkmış düşmanlar da vardır, bunların varlığı sanal bir yanılma değil gerçektir.
12. Yüzyılda dünyaya yön veren, insanları hayrette bırakın o İslam uygarlığının izleri bugün hala silinmemiştir. matematik, sanat, astronomi, hukuk vb. bilimsel gelişmelerin arkasında hep Müslüman dünyası vardır.
Bunlar hayal ya da masal değildir, birer gerçektir.
Eğe Denizi'nde dalgalar tarafından kıyıya vurulmuş o yavru bir Hristiyan ya da Yahudi çocuğu değildir, o bir Müslüman çocuğudur, bu gerçek içimizi kanatmaya devam etmektedir, bu acıklı durumun asıl sebebi ve nedeni bizleriz, ya da bizlerin o muhteşem tembelliğidir.
Her Müslüman bu geçeği idrak etmek zorundadır.
Evet, hırka da olacak, lokmada…
fakat ille de itikat, bilim, çalışma, gayret etme, okuma ve araştırma da olacaktır.