Martin Eden mi, Charlie Gordon mu?

Evet, soruyorum. Tarafınızı seçin: Sevdiği kız uğruna yazar ve bilgili olmaya çalışan Martin Eden mi, arkadaşları ve çevresi onu sevmesi uğruna akıllı olmak için ameliyat masasına yatan Charlie Gordon mu? İki kitap, iki karakter, iki farklı hikâye… Ancak ortak yönleri yok değil. Martin Eden: Eserin adını veren karakterimiz, Martin Eden. Ruth’la tanıştıktan sonra hayatı değişiyor. Aşkla, bilgilerle, insanların gerçek yüzleriyle tanışıyor. Bu tanışma sürecinde bir de yazarlık yolculuğuna giriyor. Sevdiği kız uğruna, şöhretli ve zengin olabilmek için yazıyor, yazıyor ve yazıyor. Vaktinin büyük bir çoğunluğunu okuyarak, yazarak, bilgilerle geçiriyor. Yazdıklarını dergilere yolluyor. Elbette ilk zamanlar başarılı olamıyor ama zamanla kendini geliştiriyor, kendini geliştirdikçe de başarılı oluyor ve insanların gerçek yüzlerini görüyor. Bu gördüğü gerçek karşısından şöhretten, zengin olmaktan ve hatta sevdiği kızdan vazgeçiyor. Martin Eden hakkında daha çok şey yazılabilir ama herkes tarafından bilinen bir kitap olduğunu, okumamış olanların okuyacak olacağından daha fazla ipucu vermemek adına diğer kitabımıza geçelim.
“Bir sürü kitap okudu ama içindeki huzursuzluk azalmak yerine daha da büyüdü. Her kitabın tek tek her sayfası bilgi âlemine açılan birer gözetleme deliğiydi. Okudukları açlığını daha da artırdı.” (Martin Eden/55. Sayfa) Charlie Gordon: Bu aralar popüler kitap olan, Algernon’a Çiçekler eserindeki Charlie Gordon karakterinden bahsediyorum. Dokunaklı bir hikâye bence. Zihinsel engelli olan Charlie, bilim insanların gözetimi altında ameliyat olur. Charlie’nin süreçleri yazdığı günlüğü, ona yapılan ufak deney oyunları gibi şeylerle incelenir. Bilim insanların amacı Algernon’a adını verdikleri farenin üzerinde yaptıklarını bir insanın üzerinde uygulayıp denemek. Bu deney ilk kez bir insan üzerinde uygulanıyor ve o kişi ise Charlie Gordon oluyor. Charlie’nin amacı ise zeki olmak, çevresinin onu sevmesi. Zeki olmasına oluyor, Algernon’da da olduğu gibi ama karakterimiz kendini geliştirdikçe insanlar ondan uzaklaşıyor. İnsanlar ona artık değiştiğini, eskisi gibi olmadığını söyler. Hatta ameliyat sonrasında sevdiği kız, ameliyat öncesinde ise özel eğitim yerindeki öğretmeni olan Alice Kinnian bile onu üzer. O ise kitaplara ve bilgilere sığınır. Sığınmasına sığınır ama acı gerçekten de kaçınamaz… Bu kitabı 2020’den sonra çıkan popüler kitaplardan biri sanıyordum. Oysaki bizdeki El Kızı eserin kaderini yaşamış; yıllar sonra, tekrardan (1959) popüler olmuş. “Şimdi boş vakitlerimin çoğunu kütüphanede okuyarak ve kitapları adeta sünger gibi içime çekerek geçiriyorum.” (Algernon’a Çiçekler/78. Sayfa)

Birbirinden farklı iki eser ama işledikleri mesajlar benzer. Tabii Martin Eden’in yarı özyaşam öyküsü (otobiyografi) olma durumu var. Yalnız Algernon’a Çiçekler eserinin hakkını yemeyelim. Bu tarz bir konu ne kadar gerçekçi yazılabilir diye düşünüyordum ki… Okuduktan sonra cevabımı aldım. Siz hangi karakteri seçtiniz? Benim karakterim kesinlikle Charlie Gordon!