Epilepsi ile Edebiyat

Epilepsi, edebiyat ve empati! Bu üç kelimeyi birbirine hep yakın buldum. Önce yüzeysel olarak yakın bulurdum, birbirine yakın harflerin bulunmasından dolayı belki de. Edebiyat ile empatinin yakın olmasını anlıyordum, nedeni çok net bir şekilde ortadaydı ama Epilepsi ile edebiyatın yakınlığı neydi? Zamanla bu yakınlığa cevap buldum, yüzeysel olarak kalmadı ve benim için bir anlam kazandı. Şimdi Epilepsi ile edebiyat ilişkisine yakından bakalım. Yalnız yazıma geçmeden önce belirtmek istiyorum. Düşüncem, niyetim sağlık açısından bir yazı yazmak değil. Ben işin edebiyat kısmıyla ilgileniyorum ama oldu ya… Yazdığım yanlış bir bilgi olursa kusura bakmayın lütfen, diyerek yazıma geçeyim. Halk arasında Sara olarak da bilinen Epilepsi hastalığı, nörolojik bir hastalıktır. Epilepsi’nin yaratıcı düşünmekle bir ilgisi olduğuna yönelik araştırmalar olmuş. Epilepsi, Temporal Lob ile ilgili bir rahatsızlıktır. Temporal Lob ise duygu ve düşünce algılarımızla alakalı. İşte bu bölgede oluşan nörolojik sorunlar normalinden de fazla duygu ve yaratıcılığa vesile olan düşünceler ortaya çıkabiliyor. Gelelim şimdi de işin edebiyat kısmına. Benim aklıma ilk gelen, en bilinen Epilepsi hastası olan Fyodor Dostoyevski’dir. Yazarımızın Budala eserinde ise Epilepsi hastası olan bir karaktere, Prens Mışkin’e yer veriyor. Dürüst olmam gerekirse Dostoyevski ile yıldızlarım çok barışmadı. Kumarbaz’ı okumuş ve sevmiştim, sonra Yeraltından Notları’nı okumak istedim ama ne yazık ki yarım bıraktım. Üstelik okumayı iki kere denedim. Budala’yı ise bilirim ama hiçbir zaman okunacaklar arasına almadım. Listemde Dostoyevski’nin İnsancıklar’ı var, Budala’yı da ekleyeceğim gibi görünüyor. Realist akımın öncülerinden olan, Fransız yazar Gustave Flaubert’in de bu hastalıkla imtihanı olmuş. Gençliğinde tanışmış Epilepsi’yle, hukuk eğitimini alırken. Paris’te eğitimini gören yazar, sağlık sorunlarından dolayı geri döner. Bu duruma ise çok fazla üzülmez, hukuku severek okumadığından dolayı. Gelelim şimdi de bir diğer yazarımıza, Charles Dickens’e. O da bu hastalıktan mustaripmiş. O da Dostoyevski gibi eserlerinde yer vermiş. Hatta sadece Epilepsi’yi değil, farklı hastalıkları da karakterleriyle anlatmış. Yazdığım yazarların yanı sıra Edgar Allan Poe, Lord Byron, Dante Alighieri, Sir Walter Scott, Edward Lear, Jonathan Swift gibi yazarlarında Epilepsi olduğunu okumuştum. Günümüzde bu yazarlara Epilepsi hastası diyoruz, yazdıklarından ya da yazar hakkında bildiğimiz bilgilerden bu sonucu çıkarıyoruz. Ama belki de yazar hastalığının ne olduğunu bilmiyor ve hastalığın getirdiği zorluğu yaşıyor ve yazıyordu.