CELEPLER HAKKINDAKİ YÖRESEL NOTLARIM.
Osmanlının son yılları savaşlarla, kıtlıklarla, hastalıklarla geçmişti. Yaşlılarımız o günlerin zor günler olduğunu söylerlerdi. Tüm bunlar yetmiyormuş gibi bir de eşkıyalar türemişti. Bu yüzden insanlarımız bir yerden bir yere gitmeye aciz kalmışlardı. Aileleri koruyacak gençlerimiz de savaşlardaydı. Bunlar yetmiyormuş gibi Anadolu’da kapitülasyoncuların başımıza bela ettiği Reji şirketi vardı. Bu şirketin silahşorları ile sonradan organize olan halkımız arasında çıkan çatışmalarda 30.000 insanımızın öldüğü söylenmektedir. Fransız reji şirketi işi iyi biliyormuş, kendi adamları da hedefteki adamlarda Anadolu’nun çocuklarıydı. Evet, Türk o kış günlerini atlattı. Lâkin o ayaz geceyi unutursa bir Kurtuluş Savaşı daha verir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ün Kapitülasyonları kaldırmasında ne kadar haklı olduğu burada da görülmektedir. Zira yöremizde de tütün yetişmekteydi. Tütün yetiştirilen o zamanki adı da Reji vadisi olan, günümüzde Güvercinlik vadisi olarak anılmaktadır.
Halkla reji şirketinin arasındaki çatışmaların ana nedeni ufak parça da olsa tütün tarımını kesinlikle yasaklamasından kaynaklanıyordu. Reji şirketi yabancı güç ve kapitülasyonlar nedeniyle devlete ulaşması ve lehinde karar aldırması kolaydı. Oysa halkımızın böyle bir hakkı bile yoktu.
Sayın Zeynep Korkmaz hocamız bu konuları daha da teferruatlı bir şekilde incelemiş ve yazmıştı. Tarihi anlatan bu tür makalelerde yaşanan zamanların zorluklarından da, müsebbiplerinden de bahsetmek yaşamın zor olduğu kadar ticaretinde zor olduğu yılları anlatmaktır. Tüm bunlar yetmiyormuş gibi yurdumuzun birçok tarafında eşkıyalarda vardı. Bu yaşam biçimi adeta vatandaşımızın rutini olmuştu.
Celeplerin böyle ortamlarda ta Doğu Anadolu’dan ve başka yerlerden büyükbaş hayvan getirip yöremizde satarlarmış. Sürülerin getirilmesinde çobanların, diğer görevlilerin yanı sıra silah ehli insanlar da bulunurmuş. Her şeye rağmen Çerçiler ve Celepler güvene dayanan ticaretler geliştirmişler. Bu sayede vardıkları her yerleşke bu insanlar için bir Pazar da sayılmaktaydı. Yıllardır tanış olmaları ticarette güvenin adı olmuştu. Bu sayede potansiyel müşterinin ne istediğini de bilirlerdi. Bilmem kaç yüz kilometre yol çok risklerde taşımaktaydı. Yollarının ağzındaki yerleşkelerde salgın bir hastalığın olup olmadığını hesap ederler, ona göre davranırlarmış. Hayvanların toynaklarından hastalık kapma riskine karşı katranı eritip toynaklarına sürerlermiş. Katran mikrop öldürücü özelliğinden başka toynaklarda oluşturdukları bariyer sayesinde koruyuculuk da yaparmış.
Celepler hayvanları şehrimize getirmekle de işleri bitmezmiş. Veresi verdiği hayvanların tahsiline de yine celepler çıkarmış. Düşünün o zamanın çok parasıyla arazilerde, dağlarda, köy yollarında gitmek gerçekten cesaret işidir.
Osmanlı kayıtlarında da, İstanbul un ve dahi sarayın küçükbaş hayvan tedadiğinin Bozulus tan (Orta Anadolu, dolayısı ile yöremiz) yaptığı kayıtlardadır.
Memiş Küçük (Vefa Küçük’ün dedesi) 54 kişi ile kervan yapıp, Karaköse’den (Ağrı) hayvan getirirmiş.
ESKİ CELEPCİLER: Kucular, Kalfaoğulları, Küssükler, Altlığın Ahmet, Kuzu Mehmet, Kurruk Ahmet, Dede Mehmet.
Kurruk; Hayaları normalden fazla aşağı sarkan kimselere denirmiş.
Celep; Hayvan alıp satan (Esas patron)
Çoban; Hayvanı güden
Sürek; Celebin yanında hayvanlara ve sürülere refakat eden kimse.
DAVARCILAR: Dirikoçlar, Çiğdemlerin durmuş, Buhurcuoğlu Mustafa, Erdaş yaylasında koyun yetiştirirlermiş.
CAMBAZLAR: Atları ve eşekleri alıp satanlar olarak geçmektedir. Genellikle; Şefaatli, Boğazlıyan, Fakılı, Salanda, Deller (Yaylacık köyleri ) köyleri ile daha sıkı ticaret ederlermiş.
Cambazların en göze çarpan özellikleri çok iyi bir pazarlıkçı olmaları nedeniyle bu lakapla tanınırlarmış. Günümüzde bu tabir pek kullanılmıyor. Atların ve eşeklerin piyasalardan çekildiği için, koyun-inek alıp satanlar kendini cambaz olarak ifade ettiğini duymuştum. Bir cambaz okkalı bir şekilde aldatılır, hakkını bile isteyemez. Bu olayın ardından şöyle seslenmiş; “ Yolumuz yolsuza düştü, kendi gider gayri gönül.”
ÜRGÜP FOTOĞRAFLARI: 09.07.2010 Tarihlidir. Eğitim Gönüllüleri gezileri. Günümüze göre 16 yıllık fotoğraflar. Hemen dün olarak bildiğimiz o yıllar tarih olma yoluna çoktan girdiği görülmektedir. Zira fotoğraflardaki çocuklar kos koca adam olmuşlardır.







