SEVGİNİN GÜCÜ
Zeynep ile Ebu’l-As örneği
Sevgi ve sevgililer üzerine yazılanlar ve yapılanlar saymakla bitmez. Kur’an, Yusuf ile Züleyha’nın aşkından en güzel hikâye diye bahseder. Babür Hükümdarı Şah Cihan’ın doğum yaparken ölen hanımının aşkına (Agra/Hindistan’da) yaptırdığı Taç-Mahal, Ahmed-i Hâni’nin kaleme aldığı şaheser Mem ü Zîn hikayesi bunlardan sadece bir kaçıdır.
Hz. Muhammed, Allah’ın seçtiği son peygamber, Son Nebi’dir. İnanç esasları hariç, O geldiği toplumun gerçekliği üzerine yaşadı. Ahlaki erdemlerini muhafaza ederek Mekkeli çocuk ve gençlerden birisi olarak yaşadı. Onlarla yedi-içti oynadı vs.
Peygamberimizin birisi Mariye, diğerleri Hz. Hatice’den yedi çocuğu oldu. Bunlardan üçü erkek dördü kızdır. En büyük çocuğu Kasım, ikincisi Zeynep’tir.
Zeynep, teyzesinin oğlu Ebu’l As b. Rebi ile İslam gelmeden önce evlendi. Ebu’l As küçük yaştan itibaren teyzesi Hz. Hatice’nin yanına gelir-giderdi. Zeynep’i o günlerden tanıyordu. Evlilik çağına geldiğinde Peygamberimizden Zeynep’i istedi. O da Zeynep’le istişare etti. Onun gülümsediğini görünce onayladığını anladı ve evliliklerini kabul etti.
Zeynep ve Ebu’l As, sevgi ve muhabbetle bir yuva kurdular. Ali ve Umeyme isminde iki de çocukları oldu. İslam’ın gelmesiyle beraber, Zeynep’te dahil peygamberimizin bütün aile fertleri Müslüman oldu. Ebu’l As Zeynep’in Müslüman olmasına itiraz etmedi ama kendisi kavminin dinini terk etmedi. Zeynep kocasını o da hanımını çok seviyordu. Zeynep kocasının yanında kalmak için babasından izin istedi. Bütün ailesi hicret ederken o inanamayan buna rağmen çok sevdiği kocasıyla Mekke’de yaşamaya devam etti.
Müşrik bir eşin, mümin eşi olmak, babası aleyhine konuşanlara şahitlik etmek ve tüm bu olumsuzluklara rağmen dinini muhafaza etmeye çalışmak hiç de kolay olmasa gerek!..
Bedir savaşı; Kocasının müşrik olmakla kalmayıp babasına/İslam’a karşı düzenlenen savaşa katılmak üzere yola çıkması onu endişelendirmiş ve kim için üzüleceğini şaşırmıştır. Bir tarafta canından çok sevdiği babası, diğer tarafta ayrılmak istemediği eşi Bedir Savaşı’nda karşı karşıya geldi.
Tekrarlamak gerekirse bir tarafta Son Nebi ve babası Hz. Muhammed, diğer tarafta çok sevdiği müşrik kocası! Böyle bir durumda Zeynep’in haleti ruhiyesini düşünmek gerekir!
Savaş sonunda diğer kafir ve müşriklerle beraber esir alınanlar arasında Ebu’l As’da vardı. Hz. Muhammed, esirlerin serbest bırakılması karşılığında fidye önerisinde bulundu. Zeynep, kocasının serbest bırakılması için istenen fidyeyi kayınbiraderiyle gönderdi. Gönderilen eşyaların içinde Zeynep’in bir kumaş parçasına sarılmış fidyesi Resulullah’a getirildi. Kumaş parçası açıldığında içinden bir gerdanlık çıktı. Resulullah gerdanlığı görür görmez evlilikleri esnasında Hatice’nin kızına taktığı gerdanlık olduğunu anladı. Öldükten sonra dahi her fırsatta Hz. Hatice’ye olan sevgisini izhar eden, bırakın kendisini onun sesine benzeyenlere dahi iltifat eden, yakınlarına hürmette kusur etmeyen Hz. Muhammed, Hatice’nin gerdanlığını görünce çok duygulandı… Her türlü desteğini gördüğü, altı çocuğunun annesini ve birlikte yaşadıklarını hatırladı!..
Gerdanlığı göndermekle -galiba- Zeynep babasına şunu demek istiyordu; ‘Sen eşin -annem- Hz. Hatice’yi sevdiğin gibi ben de kocamı seviyorum. Onun serbest bırakılması için yanımdaki en değerli şeyi vererek onu kurtarmak istiyorum.’
Bu tablo karşısında Resulullah’ın özlerinden yaşlar akarken bir taraftan da “bu Hatice’nin gerdanlığı” diyordu. Resulullah bir müddet sessiz kaldı ve sonra -gerdanlığı kastederek- şöyle dedi: “Eğer isterseniz bu sizin hakkınızdır. Eğer onu serbest bırakmak ve Zeynep’in gerdanlığını da ona iade etmek istiyorsanız onu da yapın.”
Ebu’l As devletin esiri olduğu için Resulullah, Müslümanların izni olmadan onu serbest bırakamazdı. Onu serbest bırakma hakkı onu esir alanlardaydı. Sahabe, onu serbest bıraktı.
Ebu’l As serbest bırakıldıktan sonra Resulullah; “Ey Ebu’l As, Müslüman kadınlar ile müşrik erkekleri birbirinden ayırmam emredildi. Eğer kabul edersen Zeynep’i bana gönder ve ona Hatice’nin gerdanlığını zayi etmemesini söyle.” dedi.
Ebu’l as söz verdi ve Mekke’ye varınca Zeynep’e, Medine’ye babasının yanına gitmesi için hazırlanmasını istedi. Peygamberimiz, yolculuğunda ona refakatçı olması için Zeyd b. Harise ile Ensar’dan birisini, Ebu’l As da kardeşini gönderdi. Zeynep’i bir deveye bindirip yola çıktıklarında henüz Bedir yenilgisinin de travmasıyla müşriklerden bazıları onları takip ettiler. Bazı rivayetlere göre o esnada hamile olan Zeynep yaşanan arbededen dolayı bebeğini düşürdü. Hasta düşen Zeynep tekrar Mekke’ye döndü. Oğlu, iki amcası Utbe ve Şeybe Bedir’de ölmesine rağmen Ebu Süfyan, Zeynep’in gitmesine yardımcı olacağını, ortalığın biraz sakinleşmesini bekledi.
Zeyd b. Harise Medineli diğer arkadaşıyla bir yolunu bulup Zeynep’in Medine’ye hicretini gerçekleştirdi.
Zeynep dört yıl müddetince hiç kimseyle evlenmedi. Çok sevdiği kocasının Müslüman olmasını sabırla bekledi.
Hicretin altıncı yılında ilginç bir olay gerçekleşti. Ebu’l As bir kervanın başında Şam’a doğru giderken Müslüman müfrezelerden birisi kervanı ele geçirdi ve mallara el koydu. Kervanda bulunanları da esir aldılar. Ebu’l As bir yolunu bulup kaçarak Zeynep’e sığındı. Zeynep, çocuklarının babası ve hayat arkadaşına oldukça iyi davrandı.
Zeynep sabah namazından sonra, ayağa kalkarak; kocasına eman* verdiğini ilan etti. Durumdan yeni haberdar olan Hz. Muhammed, ilk defa duyduğu nidanın ardından gelişmelerden haberinin olmadığını haber verdi. Kızının emanını kabul etti. Bu arada eşinin Müslüman olmadığından aralarında beraberliğin olmayacağını söyledi.
Resulullah, kızıyla birlikte eve gitti. Zeynep’e; “Onu, çocuklarının babasını ve teyzenin oğlunu iyi ağırla. Ancak onun sana caiz olmadığını, yani onunla baş başa kalmanın helal olmadığını bil!”
Resulullah, ashabın önünde Ebu’l As’ı överek, şöyle dedi: “Ondan, iyilikten başka bir şey görmedim, o iyi bir damattı; tek kusuru kavmine uymasıydı…”
Ebu’l As Medine’de birkaç gün akladı. Bu zaman zarfında Müslüman olması için bir telkin de bulunulmadı... Malları iade edildi. O da Mekke’ye gitti, hak sahiplerine mallarını teslim ettikten sonra Kabe’ye vardı; “Ey Kureyş topluluğu, herhangi herhangi birinizin bende alacağı kaldı mı?” Diye sordu. Hayır cevabını aldıktan sonra; “Biliniz ki, ben Müslüman oldum” diyerek kelime-i şehadet getirdi.
Ebu’l As: “Allah’a yenin ederim ki siz, mallarınızı gasp etmek için Müslüman oldu demeyesiniz diye şimdiye kadar Müslüman olmadım.”
Müşrik olarak geldiği Mekke’den Müslüman olarak Medine’ye vardı ve kayınpederine; “Beni yeniden Zeynep’e döndürmeni istiyorum.” Resulullah, elinden tutarak Zeynep’in yanına götürdü. Zeynep büyük bir sevinç duydu…
Resulullah’ın evliliklerine onay vermesi Zeynep’i çok sevindirdi ne yazık ki, bu sevinç çok uzun sürmedi. Babasının gözbebeği en büyük kızı, otuz bir yaşında öldü. Eb’l As ise Zeynep’in ölümünden büyük üzüntü duydu. Resulullah onu teskin etmeye çalışsa da o sürekli ağlıyor ve şöyle diyordu: “Ya Resulullah, ondan sonra benim için iyi bir hayat olamaz…” bu elemle bir müddet yaşadı ve öldü.
Bu iki sevgili, çektiği bin bir badirenin ardından dünyada tekrar bir araya geldiler. Kısa da olsa birlikte yaşadılar. Geri kalan aşklarını inşallah ebedi yurtlarında devam ettirirler.
Ahmet Belada
· Eman: Kişinin güvende olduğunu, can ve mal emniyetinin bulunduğunu ilan etmektir…
· Wadah Khanfar, Risalet ve Strateji, Vadi Yay, S.125-130
· Ayşe Gültekin, Peygamberin Çocukları, DİB yay. S. 41-56