YER ADLARI, SICAK-SOĞUK ve YEL ADLARI
Coğrafya öğretmeni olmak için öğrenim gören eğitim fakültesi öğrencilerinin el altında bulundurmaları gereken sözlüklerin kullanımına, tanıtımına, yazımına daima önem vermişimdir.
Bu ilgi, bu istek bana değerli öğretmenim Prof Dr Reşat İzbırak'tan geçmiştir.
Onun Coğrafya Terimleri Sözlüğü DTCF öğrencisi olduğum 4 yıl boyunca hep yanımda, elaltındaydı. Ferruh Sanır’ın, Sami Öngör’ün, Hayati Doğanay’ın, İbrahim Atalay’ın da sözlükleri çıkmıştır ve tümünün ayrı ayrı değeri vardır.
İzbırak Hocamın ülkemizde gezmediği yer kalmamış. Her yerde insanlardan yer adlarını öğrenmiş. Halk bir yeri nasıl adlandırıyor, öğrenmiş, not almış ve makalelerinde, kitaplarında kullanmış o toponimik adları.
Halk krateri nerden bilecek. Yanardağ yörelerinde bunlara verilen adlar vardır. Acıgöl yöresinde bunlar Tepesidelik olarak adlandırılır.
Eğer, dağın tepesi tıkanırsa, yeni patlamada mağma ocağından basınçla çıkan, yükselen volkanik maddeler yanları zorlar, yeryüzüne lav olarak çıkar. Bunlara verilen ad da güzeldir : Karnıyarık.
Eğer krater, koşullar elverişliyse, tabanında zamanla bir kil katmanı oluşmuşsa ve atmosferik yağışlar yeterliyse bir göle, gölcüğe de ev sahipliği yapar. O durumda dağın adı ne olur ? Göllü Dağ.
Yağmurun, sellerin bitkice yoksul , kısır yerlerde oluşturduğu binbir yarıntı, oyuk yeri : Kırgıbayır. Halk kimi yerlerde böyle alanlara kırkbayır der. Üç, dokuz, kırk halkımızın dilinde efsanevi sayılardır.
Kireçtaşı yörelerinde erimelere bağlı olarak binbir girintili, çıkıntılı oluşumlar dikkati çeker. Karst terminolojisinde lapye, lapiez...Osmanlı haritalarında ‘’ Piyade dahi mürur edemez, ‘’ …Yer yer çayır çimen yetişir çukur yerlerde biriken topraklarda. Otlamak için giren sığır midesi dolduğundan, irileşip ağırlaştığından çıkamaz oradan. Halk adını koymuştur : Öküzbağırtan.
Ülkemizin birçok bölgesinde Gölova adlı köy, kasaba, mevki vardır. Dolinler, düdenler yeraltı mağara oluşumlarıyla bağlantılıdır. Bunlar kimi yıllarda tıkanır. O zaman suların birikmesiyle polyeler, yamalar oluşur. Halkımız böyle yerlerde birkaç yıl balıkçı da olur. Sonra kanallar açılır doğal yollardan, ovadaki göl boşalır. Çevre köylerin halkı bu kez rençber olur, tahıl yetiştirir. Gölova adını taşıyan köylerimiz, kasabalarımız bir hayli çoktur.
Bel, belen, aşırım, geçit, aşıt...Arapçada gerdane...İki dölek yer arasındaki dağı aşmak için binbir dönemeci geçmek gerekir. Böyle yerlere Anadolumuzda güzel bir ad verilmiştir : Deveboynu.
Motorlu araçların yolları doldurmasından önce develer yalnız çöllerde değil, her yerde ulaşımm, taşıt hayvanıydı. Pek eğimli, yokuşu aşırı dik yerlere verilen ad acıklıdır : Devebağırtan…Yalnız çıkışı değil, inişi de acı vericidir bükleç ( virajlı ) yolların.
Kırk ile başlayan yer adları...İlla 40 olması gerekmez. 35 de olur, 44 de. Kırkdilim Yokuşu adını nerden almıştır ?
Ankara'da, İstanbul'da, İzmir'de ve ülkemizin daha başka yerlerinde Maltepe adına neden çok rastlıyoruz. Mal her şeyden önce sığır demektir. Bir başka anlamı define, antik hazine, gömü...Demek oluyor ki ya otlak olarak bir değer taşıdığı için ya da bir define bulunduğu için o yükselti böyle adlandırılmıştır.
Öyle taşlık, çakıllık yolları olan yörelerimiz vardır ki, insan demirden ayakkabı giyse aşınır. Ya hayvanlar ! Onlar da böyle yerlerin adlandırılmasında yardımcı olmuşlar : Naldöken...
Yaylalarda, yüksek dağlarda yılın 10 ayı, kimi yerlerde 11 ayı sular buz bağlar. Sütdonduran Yaylası adı boşuna mı verilmiştir. Bu yükseltilerde sinek yaşayamaz. At rahattır, atsineği gibi bir parazitten kurtulmuştur. Adı ne olur? Atkuyruksallamaz Yaylası...
Binbir olay, deneyim, yaşayışlar yer adı vermede pek önemli olmuştur. Yörük, davarının soğuktan donduğunu görmüştür. Adını koymuştur : Keçibuyduran Dağı. Buymak donmak demektir Türkçemizde. Karacaoğlan türküsündeki gibi : Yüce dağ başında buymuşa döndüm.
Avcılar geri dönmemiştir, ağıtlar yakılmıştır : Gidengelmez Dağları...
Yalçın dağlara Doğu Anadolumuzda, ( Azerbaycan’da Palantöken Dağı ) rastlıyoruz: Palandöken Dağları...
Kuzgun bir kuş adı...Kuskun binek hayvanının semerini, palanını göbeğinin altından bağlayan kuşak...Bu durumda Kuzgunkıran Dağı adının anlamı iki biçimde de ortaya çıkıyor. Yöre öyle sarp ki atın, katırın kuskunu çözülüyor, dağılıyor; palan düşüyor. Kuzgun kuşu avlanamıyor ; kırılıyor.
Davarcı halk için en işe yarar dağlar otlu olan yükseltilerdir. Eğer toprağın yapısına bağlı olarak iyi ot bitmezse yörük ona hınçla bir ad takar : Köse dağ...
İyi ot yetişen yaylalar yörük için uçmak, cennettir. Otluk Dağı, Otluk Beli yaylası…
Birçok yer adı artık ‘’ismiyle müsemma olmayan ‘’ özellik taşıyor. Ceylan, karaca kalmamıştır. Adı Geyikli’dir. Meşesi köklenmiştir; adı Meşeli Dağ’ dır…
Serikan adı Türkçeleştirilerek Ceylanpınarı yapılmıştır. Burada ceylanlar suya iner ( Fikret Otyam’a bin saygı, bin şükran ). 1940’a değin Beritan Aşiretinin kışlağı olan, davar sürülerinin otlatıldığı, ılık, yağışlı ve toprağı çamurlaşmayan ,davarın yayılması için uygun , dünyanın en büyük çiftliği 2.Dünya Savaşı yıllarında TSK’nin ekmeği için tahıl üretim alanı yapılmıştır. Ceylanlar önceleri yokolmaktayken çoğaltılmış ve yöre ‘’ismiyle müsemma olmuştur. ‘’
Bozkır, Dazkırı, Çöl…Cumhuriyetle birlikte, bir düşünce, imaj değişkliği sonucu ‘’ Türkiye’de çöl yoktur,’’ geliştirilmeğe çalışılmıştır. Tuz Gölü çevresini gösteren eski haritalarda yörenin adı Koçhisar Tuz Çölü’dür.
Bozkır Konya’nın; Dazkırı Denizli’nin ilçeleridir.
Dağ denince akla eşme, bulak, pınar, kaynak, kan gelir. Her dağ varsıl mıdır su vermede. Öyle dağlar vardır ki, davar kırılır susuzluktan. Böyle yükseltilerin adı Susuz Dağ olur.
Yer adlarında madenler de önemli yer tutar. Oligomiyosen jipsli fasiyeste tuz önemli yer tutar. Çankırı, Orta Kızılırmak Bölümünde Gülşehir Tuzköy, Gemerek, Şarkışla, Sivas, Hafik, Zara, İmranlı, Kemah, Tuzluca ve komşu Nahcivan…Tuzlu yereyden çıkan pınarlar da tuzlu olduğundan Kızılırmak’ın suyu tuzludur, bitkileri kurutur, ancak havuzlarda dinlendirdikten sonra kullanılabilir sulamada.
Tuz ile ilgili yer adları : Tuzluca, Tuzhöyük, Acısu, Tuzludere, Acıpınar, Acıçay, Acıöz, Tuzlu Dere…
Demir ve bakır yeradlarında en çok karşımıza çıkan madenlerdir. Kadim Anadolu uygarlıklarında demirin de bakırın da önemli yeri vardır. Arkeolojik kazılardaki buluntulara göre de gümüş ve altınla ilgili höyük adları, belde adları dikkati çeker.
Toprağı bitek değildir ovanın.Bir verirsin onu bile geri alamazsın. Adı Aldıvermez ovası olur.
Höyük, üyük, hüyük...Boyağına göre, biçimine göre binbir adlandırma vardır. Bozhöyük, Karahöyük, Çatalhöyük, Aslanlıhöyük, Altınhöyük ...
Işınsal yollarla Payitaht Konya’yı Karadeniz kıyısında Sinop’a ; Akdeniz kıyısında Alaiye’ye bağlayan Sultan Alaeddin Keykubat…Devletin tecim işlerini vergi alabilmek için geliştirmesi gerekiyor. Kervanlar günlük 8 saatlik yolculuktan sonra bir handa güvenlik içinde konaklamalı. Eşkıya baskınlarına, yağmacılara karşı mallar sigortalanmalı. Öyleyse hanlar bu kervan yolları üzerinde yapılmalı. Denizlere ulaşan yolların dışında doğuya , Acem ellerine, Hazar ötesi Türkistan’a, Hindistan’a giden yollar : Konya-Aksaray-Kayseri-Malatya-Harput-Diyarbekir-Musul-Bağdat-Basra…
O kervansaraylar Sultan’ın görkemini yansıtıyor. İtibardan tasarruf olmaz. Sefirlerin gözleri kamaşmalı. Gezginler yazıyor : Bu kervansarayların ahırlarındaki işlemeler, Avrupa’nın krallarındaki saraylarda yoktur.
Gün geçmiş, devran dönmüştür. Ümit Burnu Yolu, İpek yolunu, Baharat yolunu değiştirmiştir. Anadolu hanları giderek yıkıntılaşır, yabanıl hayvanlara yurt yuva olur. Toprağa bağlanan göçer-konar halk, evini yaparken bu hanların işlenmiş hazır taşlarını kullandığından giderek yıkıntılaşır o görkemli hümanizma anıtları . Hanlar küçüldükçe köyün evleri çoğalır. Tecimenlerin, yolcuların pabucunu diken, onaran köşker yoktur. Hamamdan önce saçını, sakalını kırkan kırkıcı da yoktur. Kervansaray yıkık olsa da, işlemese de zamanında ortaya çıkmış, gelişmiş köy, kasaba aynı adı taşımağa devam eder: Han, Hanlı, Ağzıkarahan. Sultan Hanı, Tepesidelik Han, Kervansaray, Karatay Hanı , Sulu Han, Obruk Hanı…
Halkımız tümülüsü bilmez. Fakat böyle yerlerin de adı vardır : Çeç Tepe, Dökmetepe...
Burgaçlı akıntı her yıl birkaç kurban almadan duramaz. Irmak boyu sıcağında yüzmeden duramaz çocuklar, gençler. Kızılırmak’ın döneğen akışlı yerlerine cumbak denildiğini hemyerlimiz Dr Ercan Kesal’ın Peri Gazozu kitabından ağlayarak öğreniyoruz.
Daha tersane yokken gemilik vardı. Bugünkü Gemlik ilçemizin adı. Bizans döneminde burada, Gelibolu’da tecim ve cenk için gemiler yapılıyordu. Çevre dağlar ormanlıktı. Akdeniz tecimi için, Venedik ve Ceneviz’le yarışabilmek için Alaiye en uygun yerdir gemi yapımı için. Selçuklu tersanesi buraya kurulmuştur.
Bizans’ta kullanılan yer adları Selçuklu, Beylikler, Osmanlı’da da aynı, ya da değiştirilerek kullanılmış, Türkçeleştirilmiştir.
Armutlu; armut yetiştiğinden değil, donanma üssü olduğundan bu adı almıştır: Armageddon.
Soğanlı; soğan yetiştiğinden değil, Soandos’tan gelir.
Giresun’un adı kirazın yurdu olduğundan Kerasus’tan gelir. Bu güzel bahar meyvesinin fidanı Pontuslu askerlerce Roma dünyasına buradan götürülüp yaygınlaştırılmıştır.
Ülkemizde kiraz adı ile başlayan pek çok yer adı vardır : Kirazlıdere, Kirazyurdu…
Üzüm-lü, Bağ-lı, Bahçe-li…Limon-lu…Karpuzlu…
Doğal ya da insan yetiştirmesi ağaçların tümüne yer adlarında rastlıyoruz :
Çam, Çamlı, Çamlıdere…
Ardıç : Ardıçlı Tepe…Ardıçlı koyak…
Meşe : Meşeli, meşelik… ( Azerbaycanda meşe, orman demektir ).
Pelit, palamut ,ahlat, kestane, üvez, Alıç ile ilgili yer adları…
Bozkırın sarı çiçekli mütevazı, güzel ağacı iğde…Toprak ve su (edafik ) koşullarına en çok uyum sağlayan ağaç. Meyvesi batılı gezginlere zeytini anımsatmış, gezi yazılarıyla Orta Anadolu’da zeytin yetişiyor, ürün de alınıyor gibi yanlış bilgi yayılmıştır. İğdeli yer adlarımız da çoktur : İğdelipınar, İğdeli Kışla, İğdeli Koyak…
Fındık önadı, eki, sonadı, eki olan bir çok yerleşmelere de yalnız Karadeniz Bölgemizde değil, yurdun birçok yerinde rastlıyoruz. Çünkü, Bitlis Hizan’da, Isparta Uluborlu’da, Maraş yöresinde, Torosların kuytu, dulda yerlerinde de fındık yetişmektedir.
Grekçede polis kent, şar, şehir demektir. Günümüzdeki Bolu adını buradan almıştır. Safranbolu, Tirebolu…Sınırlarımız dışında kalan Trablusşam (Lübnan) , Trablusgarp (Libya) gibi. Tripolis.
Göller Yöresi’nin gülleri Balkanlarda, Anadolu’da birçok yere önek, sonek olarak verilmiştir.
Kolşik flora üyesi çay fidanını getiren ve Doğu Karadeniz Bölgemizin kaderini değiştiren Zihni Derin’e bin saygı, bin şükran. Kültür bitkisi olarak çay, ekonomik bir değer taşımasaydı Çayeli’nin adı ne olurdu ?
Deniz, göl kıyılarında yüzmeğe elverişli yerlere bizde verilmiş bir ad var mı ? Azerbaycan’da var: Çimerlik…
Harım sulak bahçe…Elma ağaçları dikilirse adı elmalı harım olur. Sevi ( uzun kavak ) dikilirse selvili harım.
1950’de traktör salgını başlamadan önce köylerde her evin bir iki arı kovanı ( ilkel zembil, sepetten bozma, çamur sıvalı )olurdu. Tarım pek gelişmediğinden ağulu ilaçlar da kırlarımızın otunu, çiçeğini daha bozmadan önce, kovanların konulduğu dulda, korunaklı dere içlerine verilen ad: Arılık…
Yabanıl hayvan ( fauna ) varlığına bağlı olarak verilen adlar bir kitap oylumunda olur.
Kurt: Kurt deresi, Kurtini, Kurt Dağı.
Tilki : Tilkili Höyük.
Tavşan : Tavşanlı Tepe.
Toy kuşu, atmaca, kartal, turna, güvercin, keklik yer adlarımızda adları en çok geçen kuşlardır.
Hınzır hangi hayvanın adıdır. Günümüzde hakaret , aşağılama, azarlama anlamında kullanılıyor. Halkı islam olan ve adını anmadığı hayvanın adını taşıyan yörenin adı olan Domuzlu da, deniz kıyısında olmadığı halde Denizli olmuştur.
Trakya’da halkının çoğu islam olan bir beldenin adı 1912’lere değin Kırkkilise idi. Bugünkü Kırklareli…
Haftanın her günü, kurulan pazarlarla bir köye, bir beldeye ad olmuştur:
Pazar…Salıpazarı…Çarşamba…Perşembe…Cuma Pazarı…
………………….
Yalnız yer adları değil sıcaklara da, soğuklara da güzel adlar vermiştir halkımız. İvriz Köy Enstitüsü öğrencileri bazı geceler hiç uyuyamazmış. Toros'un yücelerinden Ereğli düzlüklerine doğru esen yel yüzünden...Adı Adamuçuran yel...
Yağan karın bir gecede erimesini sağlayan yelin adı ne güzeldir : Karyiyen yel. İlginçtir ,Amerikan yerlileri de buna ( Chinook ) Çaynuuk derlermiş. İngilizce karşılığı Snoweater, karyiyen yel. Aynı bizdeki gibi.
Sıcaklara verilen adlar da güzeldir. Çulyakan sıcakları, Kurşuneriten sıcaklar ( cami kubbesindeki kurşun levhanın erimesinden ).
Ekin biçme döneminde, rençbere zorluk çıkaran yeller vardır: Destebozan...
Döne döne (hortum) göğe yükselen fırtına : Şeytan düğünü, şeytan gelini...
Tarım araç gereçlerinin günümüzdeki gelişmişliğinin olmadığı yıllarda harman işleri tümüyle insan gücüne, hayvan gücüne bağlı. Köylü hep bekler : Yelin, rüzgarın adı ''eser''. Bir eser çıksa da şu tınazı savursak...
………………………
Bu kısa toponimi güzellemesi yazısında elbette çok eksik yönler var. Sosyal bilgiler dersi veren eğitmenlerin, coğrafya dersi veren öğretmenlerin bu konuda çabaları, bilinmeyen birçok yer adının tanınmasını sağlayacaktır. Unutulup gitmesini istemeyiz. Öğrencilerle birlikte bir çalışma başlatmalıyız. Günümüzde bir torun dedesinin köyünü, yeradlarını bilmiyor; öğrenme gereğini de duymuyor. Kırlar boşalıyor. Kentlerin varoşları köylülerle doluyor. Bir kahvehanede, bir parkta oturan kırsal bölge insanını tanımak kolaydır. Onlar söyleşileri de severler. Birisi gelse, bana köyünü anlat dese diye beklerler. Nostaljik duygularla köylerinin mevki- yer adlarını tek tek söylerler. Bu kuşak göçüp gitmeden , onları dinleyip, bazı yer adlarının hangi tarihi olaya bağlı olarak adlandırıldığını da öğrenmemiz gerekiyor. Türk kültürü bu tür bir çabayla , yeni ürünlerle varsıllaşacaktır. Vatan coğrafyasının sonsuzluğunda her sözcük değerini bulacaktır. Bundan adım gibi eminim.
---------------------------
28 Şubat 2026. Ürgüp