DERS VERMEKTEN TAD ALMAK
'' Şimdi Karayolları idaresinde mühendis olsaydım. Nato Yolu yapılıyor ya. Çıkar dolaşır, sonra döner, çayımı kahvemi içer, keyfime bakardım. Kendimi burda gardiyan haleti ruhiyesinde hissediyorum. Muallimlik hiç bana göre değilmiş. Bunu yaşım 50 olunca anladım.25 yıl ıstırap çekerek...''
Nevşehir Lisesi'nde coğrafya öğretmenimiz önce Muzaffer Sofuoğlu idi. Nitelikli ders anlatırdı. Hazırlıklı gelirdi. Haritaları iyi kullanırdı. Verdiği ev ödevlerini titizlikle inceler, ona göre not verirdi.
Sofuoğlu'ndan sonra Ahmet Akyürek girmeğe başladı dersimize. Avanoslu. Kırgın, kızgın. Pek çabuk sinirlenirdi.Aykırı söz söyleyenleri kıyasıya haşlardı. Derslikte kız öğrenciler varmış, hiç umurunda olmaz; ağzına geleni söylerdi.
İki yıl boyunca coğrafya derslerinden yararlandığımızı söyleyemem. Dersem yalan olur. Biz mezun olduktan sonra 1964'te, sanırım MEB Denetmeninin verdiği yazanakla lise öğretmenliğinden alınmış, Damat İbrahim Paşa Kütüphanesi'ne memur yapılmış. Orada da soruşturma geçirmiş. Ben 1985'de Diyarbakır'da göreve başladığım günlerde orada bir kütüphaneye atandığını, emekli olduğunu öğrendim. İşlemler umurunda değil; hemen emekli ikramiyesini alıp kaçıp gitmek istiyormuş.Bunu bana sonradan müdür anlattı.
Yukardaki sözler onun dilinden...Bıkık, yıprak, usanık, dünyadan elini eteğini çekmiş bir insanın çökkünlüğü. Bir devlet memurunun '' Ben artık unumu eledim, eleğimi duvara astım,'' psikolojisi içine düşmesi...
.....................
'' Hocam, çok zormuş, çok ! ''
Yarıyıl dinlence günlerinde eski öğrencilerimiz atandıkları yerlerden memleketlerine dönünce bizi de ziyaret ederler. Biz dinlence bilmeyiz. Makale, kitap üzerinde çalışır dururuz.
'' Hoş geldin ! Sakin ol hele ! Neymiş zor olan. ''
'' Hocam siz bize öğretmenliğin hep romantik, güzel yanlarını anlatmışsınız. Görev yerime varınca ne yapacağımı bilemedim. Kayseri'nin varoşunda bir lise. Meğer en problemli çocukları oraya sürerlermiş. Dersimi dinleyen yoktu, beni ipleyen olmadı. Müdürle de sağlam bir diyalog kuramadım. ''
Bir fincan kahve ikram ettim. İçerken baktım, elleri titriyor. Daha 23 yaşında.
'' Yavum, ben size dikensiz gül bahçesi vaadetmedim. Anlaşılan öğretmenliğin zorluklarını anlattığım zaman sen derslikte değildin. Dünyanın en zor mesleğidir öğretmenlik.Anası babası bir çocuğun hakkından gelemezken, sen 30, 40, 50 çocukla, gençle ilgilenmek zorundasın. Zor olduğu için de öğretmenliğe Peygamber Sanatı demiş atalarımız.Kolay değil elbette. Fakat ne yaparsın ! Madem bu mesleği seçtin; ya bu deveyi güdersin , ya bu deveyi güdersin.''
Kahvesini bitirdi. Biraz rahatlamış gördüm.
'' Hocam, Okul Aile Birliği toplantıları yapılıyor. Müdür çok hassas. Velilere öyle görünecek ki, çocukları pek iyi eğitim alarak yetişiyorlar. Veli gelir, kimyacıya sorar, ingilizce hocasına sorar, benim önümde COĞRAFYA ÖĞRETMENİ yazıyor, aldırmaz, geçer gider, fizik hocasına sorar çocuğunun durumunu. Bu benim zoruma gidiyor. Derslerimi iyi hazırlanmış olarak veriyorum. Dia projektör kullanıyorum. Kimse önemsemiyor.Önceleri test çözüyordular benim dersimde. Kesinlikle yasakladım. Beni dövmeğe kalktılar. Sonra veliler gelip beni müdüre şikayet etmişler. Zormuş hocam, zormuş. ''
Yeni çıkan bir kitabımı imzalayıp armağan ettim. Vedalaştı, odamdan çıktı.
........................
'' Hocaam beni kurtarın ! ''
Kan-ter içinde, telaşlı, panik halinde...
Her eski öğrencime nasıl davranıyorsam öyle; ayağa kalkıp elini sıkıyorum.
'' Hele sakin ol bakalım, otur şöyle ! ''
Bir fincan kahve sunuyorum. Sabırsız. Sormadan ben, anlatmağa başlıyor.
'' Hocam, bir dersime giremedim. Neden ? İlçemden akrabalarım, taa ortaokuldan arkadaşlarım gelmişti. Onlarla öğretmenler odasında çay içerek sohbet ederken dersime girmeyi ihmal ettim.Nöbetçi öğretmen beni müdüre bildirmiş. Hemen yazılı savunmamı istedi o da.Ne kadar hızlı böyle.'' Bu iş burada kalmayacak,'' demez mi bir de. Hocam, ben sizin öğrencinizdim. Tek bir dersinizi kaçırmadan, not alarak dinlemişimdir. Bakın, eski defterimi yanımda getirdim. Noolur hocam, beni araştırma görevlisi olarak bölüme alın.Ya değilse bu müdür beni, daha mesleğimin 3. yılında attıracak. ''
Sanki , Coğrafya Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı değilim de, Müdürüyle Kavga Eden Bayan Öğretmenleri Kurtarma Anabilim Dalı Başkanıyım.
Ellerine kolonya döküyorum. Bir kitabımı imzalayıp armağan ediyorum.Artık panik yok, sakin . Sessizce çıkıyor odamdan.
-------------------------------
4 Mayıs 26. Diyarbakır