ADAMLIK NEYLE OLUR ?

Yılın 11 ayı ocak yakacaksın.

Yemek pişirmek için, ısınmak için.

Soba birçok evde lüks sayılıyor.

Sobayı kaymak için odun mu var ?

Oylu Dağı'nın meşeleri kırıla kırıla tükenmiş.

Bahçe sınırlarında kavak, söğüt, selvi ağaçları olsa iyiydi.

Hazıra dağlar dayanmaz. Bitmiş, tükenmiş.

Ya yemek öğünü !

Günde üç mü, iki mi, bir mi ?

Sabah tarhana çorbası pişiyorsa ocakta küçük tencerede, mutluluk.

Bir iki yufkayı da ıslatıp siniye koydunsa, tamamdır.

Haftada bir iki kez Nevşehir pazarına, çarşısına gidenler, bir yağlık içinde yuvarlak çarşı somunu getirebiliyorsa, imrenilecek bir durum...

Düzenli gelirin olsa, harcamalarını ona göre yaparsın. Yoksa nasıl yaşarsın !

Uzaktan göründüğü gibi değil köylünün durumu...

İklim sert, erken bahar soğukları yakar kavurur üzüm bağlarını.

Yaz ortasında bir alabulut gelir, döker dolusunu, ne ekin kalır, ne ağaçta meyve.

Ve bitek de değildir toprak...Aşınmış gitmiş verimli üst katmanı, açığa çıkmış kayalar...

Yine de sürer, tohumunu serper, tahılını elde etmeğe bakar.

El adama ne der ?

..........................

İlkokulda öğrenciyim. Düzenli otobüs seferleri yok. Traktörle yapılıyor ulaşım. Vagonetine doluşup...Soğuk günlerde sacı da öyle soğuktur ki, oturamazsın, ayakta durup rüzgarda üşümek daha iyi.

Bir gün işittik, Uğur askerlik dönüşü bir Varşova almış, köyle kent arasında yolcu taşıyacakmış.

Varşova nedir ? Polonya'da üretilen bir kamyonet...Servisi yok, yedek parçası bulunmaz, onarımını yapacak usta da yok Sanayi'de.

Olsun ! 50,60 dakika süren yolculuk 15, 20 dakikaya iniyor ya...

Çarşıda, pazarda aldığın öteberiyi taşırken sırtında, yayan yürürken yoruluyordun ya. Artık seni Varşova taşıyacak.

Marangoz Cicibıyık Sülman Emmi iki sıra oturulacak yer yaptı tahtadan, ölçüsünü alıp.

Uğur başladı yolcu taşımağa... Para veren de var, borca yazdıran da. Okuma yazma bilse de Uğur, cebinde bir küçük defter, kalem olsa da yazmağa erinir; belleğinde tutar alacaklarını.

Babamla çarşıdan dönüyoruz. Saydım; 10 kişi var Uğur'un arabasında.

Boydak...Çoğu köylü birşey almamış, alamamış. Heybesi olanlar da var. Bir gözü dolu, ya da dengeli olsun diye öteberi paylaştırılmış.

Biz en öndeyiz, Uğur'un yanında.

Köye yaklaşırken, babam cüzdanını çıkardı. Baktım, iki onluk banknot. Yavaşça konuştu.

'' Burdan al, hepsinin parasını. ''

Uğur aldı, hesabını yaptı, iki lirayı babama uzattı. Babam aldı, aracın torpido gözüne koydu.

'' Şükrü Hoca sağol. ''

'' Hocam niye zahmet itdin yav, paramız varıdı. ''

Babam karşılık vermiyor, gülümsüyor . Dalgın, düşünceli.

İndik arabadan. Heybeyi omuzuma aldım. Baktım herkes dağıldı, gidiyor.

Biz de evimize giden yokuşu tırmanıyoruz.

Babam durdu. Tatlısert tütün paketini çıkardı. tabakasından bir sigara kağıdı aldı, sardı.

'' Niye herkesin parasını ödedin ? '' dedim.

Bana baktı, sigarasını çakmağıyla yakarken, gözlerini kıstı, gülümsedi.

'' Oğlum, '' dedi. '' Adamlık zararınan olur. ''

------------------------------------------------

3 Nisan 2026