BOĞAZLARIN GÖLGESİNDE KURULAN OYUN

Bugün bölgemizde yaşanan askeri yığılma İran’a saldırı hazırlığı gibi sunuluyor. Oysa gerçek bundan daha derin ve daha kirli. ABD’nin hedefi tek bir ülke değil; hedef, enerji yollarını, ticaret damarlarını ve deniz geçitlerini kontrol altına almak.

Hürmüz Boğazı, Babülmendep boğazı ve Kızıldeniz… Bu üç nokta ele geçirildiğinde sadece petrol değil, dünya ticareti diz çöker. Amerikan donanmasının Akdeniz’den Basra Körfezi’ne, Kızıldeniz’den Hint Okyanusu’na uzanan varlığı bunun içindir: Çin’i çevrelemek, Rusya’yı baskılamak ve bölge halklarını kontrol altında tutmak.

İran meselesi ise bu oyunun merkezinde duruyor. Washington, Tahran’la doğrudan savaşın bedelini biliyor. Bu yüzden topyekûn saldırı yerine; ekonomik ambargo, içeriden baskı, diplomatik kuşatma ve bölgesel gerilim stratejisini uyguluyor. Amaç açık: İran’ı zayıflatmak, diz çöktürmek ya da kontrol edilebilir bir yapıya dönüştürmek.

İsrail’in güvenliği ise bu planın değişmeyen sabitidir. ABD’nin bölgedeki her hamlesi Tel Aviv’in güvenlik çıkarlarıyla örtüşür. Ancak bu güvenlik bahanesi, gerçekte Arap coğrafyasını parçalama, sınırları anlamsızlaştırma ve halkları birbirine düşürme politikasının örtüsüdür.

Burada Arap dünyasına düşen büyük bir sorumluluk var. Bugün mezhep, etnik köken ve siyasi kamplaşmalar üzerinden bölge halkları birbirine kırdırılıyor. Oysa asıl tehdit dışarıdadır. Yabancı donanmaların limanlarımıza demirlemesi, üslerin çoğalması, gökyüzümüzün yabancı jetlerle dolması özgürlük değil, bağımlılıktır.

Kimse bize “güvenlik getiriyoruz” masalı anlatmasın. Irak’ta, Afganistan’da, Libya’da Filistin’de gördük. Gelen tanklar barış getirmedi, gelen uçaklar huzur getirmedi. Sadece yıkım, göç, yoksulluk ve parçalanmış devletler bıraktı.

Bugün boğazlar üzerinden kurulan bu oyun, yarın başkentlerimize uzanır. Bugün sessiz kalınan askeri kuşatma, yarın ekonomik teslimiyet olur. Bu yüzden mesele İran ya da İsrail meselesi değil; mesele bölgenin kaderini kimin yazacağıdır.

Ya kendi geleceğimizi kendimiz belirleyeceğiz ya da başkalarının çizdiği haritalarda figüran olmaya devam edeceğiz.

Tuncay Dalcı