GENÇLİK NEREYE GİDİYOR? TETİĞİ KİM ÇEKTİ, SORUMLULUK KİMDE?
Bir ülke düşünün…
Okul kapıları artık sadece zil sesiyle değil, siren sesleriyle açılıyor.
Çocukların çantasında defter yerine korku, öğretmenin elinde tebeşir yerine endişe var.
Ve biz hâlâ soruyoruz: Suçlu kim?
Tetiği çeken mi?
Silahı erişilebilir bırakan mı?
Şiddeti normalleştiren diziler mi?
“Benim çocuğum yapmaz” diyen aileler mi?
Yoksa bütün bunlara göz yuman toplum mu?
Gerçek şu: Bu bir kişinin suçu değil. Bu, yavaş yavaş çürüyen bir sistemin sonucu.
Silah, bu ülkede neredeyse peynir ekmek gibi dolaşıyor.
Bir çocuğun evinde birden fazla silah, şarjör, mermi bulunabiliyor.
Bu silahlar kilitli kasada değil, gizli değil, erişilebilir.
Sonra bir gün o çocuk tetiği çekiyor ve herkes şaşırıyor.
Şaşırmayın. Bu bir sürpriz değil, ihmalin doğal sonucudur.
Okullar…
Eskiden güvenli limandı. Şimdi kontrolsüz alan.
X-ray yok. Güvenlik yok. Psikolojik tarama yok.
Ama şiddet var. Öfke var. Yalnızlık var.
Bu bir güvenlik zaafıdır. Açık ve net.
Televizyonlar ve diziler…
Her kanalda mafya.
Her sahnede silah.
Her hikâyede para, güç, marka, kabadayılık.
Şiddet kahramanlaştırılıyor.
Merhamet zayıflık gibi sunuluyor.
Çocuk ne görürse onu normal kabul eder.
Sonra toplum “Bu gençler neden böyle?” diye sorar.
Sosyal medya…
Kontrolsüz, filtresiz, sınırsız.
Nefret normal.
Şiddet eğlence.
Kumar tek tık.
Uyuşturucu propaganda halinde.
Yalnızlaşan genç, bu karanlıkta kimlik arıyor.
Aile…
Asıl kırılma noktası burada.
Evde bağırılan çocuk, okulda patlar.
Dinlenmeyen çocuk, öfkeyle konuşur.
Sevilmeyen çocuk, nefret üretir.
Öğretmen uyarır:
“Çocuğunuzda sorun var.”
Cevap hazırdır:
“Benim çocuğum yapmaz.”
İşte felaket tam burada başlar.
Sorunu inkâr eden ebeveyn, büyüyen tehlikeyi besler.
Bugün toplumun en büyük problemi sadece şiddet değil.
Duyarsızlık.
Herkes kendini merkeze koyuyor.
Empati yok.
İnsan, insana insan gibi bakmıyor.
Ekonomik baskı, psikolojik çöküş, gelecek kaygısı…
Bunların hepsi gençleri robotlaştırıyor.
Duygusuz, öfkeli, kopuk bir nesil büyüyor.
Peki suçlu kim?
Devlet mi?
Aile mi?
Medya mı?
Eğitim sistemi mi?
Toplum mu?
Cevap rahatsız edici ama açık:
Hepsi.
Devlet silahı kontrol etmediği için sorumlu.
Okulları koruyamadığı için sorumlu.
Aileler çocuklarını tanımadığı için sorumlu.
Medya şiddeti parlatığı için sorumlu.
Toplum susup izlediği için sorumlu.
Ama en tehlikelisi şu:
Kaos bazıları için gıdadır.
Kutuplaşma büyürse güç kazanacaklarını düşünenler vardır.
Toplumu germek isteyenler vardır.
Masum çocuklar bile bu karanlık hesapların malzemesi yapılabilir.
Tarih bunun örnekleriyle dolu.
Bu yüzden mesele sadece bir saldırı değildir.
Bu, toplumsal alarmdır.
Artık dürüst olalım.
Karanlığa küfretmek yetmez.
Işığı yakmayan herkes sorumludur.
Gençlik kötü değil.
Gençlik yalnız.
Gençlik öfkeli.
Gençlik sahipsiz.
Ve sahipsiz bırakılan her nesil, bir gün topluma ayna tutar.
Bugün gördüğümüz şey, o aynadır.
Tuncay Dalcı