OSMANLI SADRAZAMLARININ LAKAPLARI
Arapça sadr baş, ileri ve azam büyük, ulu demek.
Veziriazam da aynı anlamdadır.
Osmanlı Devletinde yönetim işlerinden birinci derece sorumlu , padişahın mutlak temsilcisi olan yönetci...Sadrazamın makamı Sadaret, Paşa Kapısı, Babı Asafi, Babıali gibi adlarla anılmıştır.
Padişahın Sadaret mührü verdiği devlet adamlarına 1656'ya değin vezirazam denilmişti.
Sadrazam, veziriazam yerine XIX. Yüzyılda başvekil ( sernazır ) unvanı da kullanılmıştır. 1838 yılında Meclisi Vükela reisi olarak devleti yöneten deneyimli vezirler atanmıştır.
Bilimsellik iddiası olmayan olmayan bu yazımızda, sadrazam-veziriazam lakaplarına değinmek istedik.
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
623 yıl süren Osmanlı Devletinde 218 farklı adda 292 veziriazam ataması yapılmıştır.
Daha devletin kuruluş, başlangıç yıllarında Alaeddin Paşa'nın ilk veziriazam olduğu kabul edilir. Son padişah VI. Mehmed'in ( Vahdettin ) sadrazamı Ahmed Tevfik Paşa olmuştur.
En uzun veziriazamlık yapan Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa olmuştur : 22 yıl.
En kısa süreyle veziriazamlık yapan da Zurnazen Mustafa Paşa olmuştur : 4 saat.
En çok veziriazam atayan padişah IV. Mehmed olmuştur : 18 kişi.
Tek bir veziriazamın görev yaptığı dönem de V. Murad'ın kısa padişahlık dönemidir
......................

En çok memleketiyle , doğduğu yerle tanınan sadrazam lakapları : Çandarlı, Lefkeli, Köprülü, Tunuslu, Bozoklu, Kıbrıslı, Giritli, İstanköylü, Midillili, Darendeli, Kayserili, Sakızlı, Amasyalı, Merzifonlu, Çorlulu, Nevşehirli, Lefkeli, Bağdatlı, Hersekli, Tekirdağlı, Sokullu, Kanijeli, Benderli, Şirvanlı, Karamanlı, Bosnalı, Kabaağaçlı, Osmancıklı, Ohrili, Pargalı, Safranbolulu.
Boyu bosu, beden yapısına göre lakap almış olanlar : Tavil ( uzun ), Topal, Kör, köse, semiz, hadım, bıyıklı, tabanıyassı, boynueğri-boynuyaralı, palabıyık, kabakulak, sürmeli, güzelce, keçiboynuzu ( sıska, pek zayıf ), kara.
Mesleklerine, saraydaki hizmetlerine göre lakap kazanmış olanlar : Mütercim, arabacı, müezzin, keçeci, tarhuncu, hazinedar, alemdar, nişancı, zurnazen, bostancıbaşı, baltacı, katırcı, cerrah, hekim, silahtar, yağlıkçı, derviş, kemankeş ( ok yay çeken, IV. Murad'ın ilk ve son sadrazamı kemankeş idi ).
Irkına, ulusuna göre tanımış olan lakaplılar : Ermeni, gürcü, arap, rum, laz, arnavut, boşnak, sırp, çerkes, abaza, hırvat, bulgar.
Hanedana yakınlığına göre lakap kazanmış olanlar : Damat, yeğen, enişte.
Hareketlerine bakılarak lakap verilenler : Daltaban ( Tebdili kıyafetle yayan, pek hızlı çarşı gezen ), Öküz ( ağır hareketli ), mezomorta ( yarı ölük, Cenaze ( cansız, ölmüşçesine hareketsiz ), Tabanıyassı, Orsapoça ( Serhoş yürüyüşlü ), Moldovani ( Bostancılık görevindeyken Bursa'ya sürülen uygunsuz hatunları cariye diye sattığı iddiasıyla), Tevfiki,

Çok sayıda vezir, vali, beylerbeyi iken Kabe'yi ziyaret ederek Hacı unvanı kazanmıştır. Hemen her padişahın bir, iki veziriazamı Mehmed adını taşıdığı için, onları birbirinden ayırmak için lakaplarını kullanmak bir zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır.
Kimi veziriazamlar Osmanlı tarihinde facialara yol açmışlardır. Hırvat asıllı olan Murat Paşa, Celali ayaklanmalarını öyle şiddetle bastırmıştır ki, Anadolu'da nerdeyse Türk ulusunun soyu kurumuştur. Öldürdüğü, öldürttüğü celalileri kuyulara bastırdığı için Kuyucu lakabını alan bu devlet adamı nefretle anılır olmuştur. Suları kokan, içilmez olan o ölüm kuyuları yüzyıllar boyunca birer mezar gibi anılmıştır Anadolu bozkırlarında.
Bir yeniçeri ayaklanmasında parçalanıp öldürülen Hezarpare lakaplı paşanın yaşamı da trajiktir. Çok şişman olan Paşa'nın parçalanan vücudundan et üleşenler, bunları ağrıları dindirir, acıları yokeder diye düşünüp parçaladıklarından lakabı, ölümünden sonra bin parça anlamında Hezarpare kalmıştır.
Görkemli, gösterişli , iriyarı bedenli birçok vezirazam da ''koca'' lakaplıdır.
Davranışları insancıl, adaletli, sevecen olanlar da çıkmıştır : Lakapları melek , elmas olmuştur.
Zaman zaman mizahi olaylar da yaşanmıştır. Tıbbın günümüzdeki gelişmişliği yok daha. Saraya damat olması düşünülen bir vali paşanın vücudunda bit varsa, cüzzam değil demektir. Buna kehleiikbal Rüstem Paşa olayında rastlıyoruz. Bahtlı adamın üzerinde bit çıksa işine yarar anlamındadır.
Veziriazamlar arasında çok sayıda arnavut vardır. Bunlardan dikkat çekici simalar çıkmıştır. Dukaginoğlu Ahmet Paşa gibi. Olağanüstü yakışıklı bu paşa, İşkodra Beyliği kurulunca Duka-Jean adıyla , unvanıyla yükselmiş, fakat sadece 2.5 ay veziriazamlık yapabilmiştir.
Bir başka arnavut ise Mer(r)e Hüseyin Paşadır. Cahil ve zorba, okumasız, yazmasız, gaddar ve rüşvetçi. 25 gün veziriazamlık yapmıştır.
Üç anakarada 623 yıl boyunca egemen olmuş bir büyük cihan imparatorluğu...Herbir padişah-halife, herbir vezir, herbir sadrazam için ciltler dolusu kitaplar yazılmıştır. Daha da yazılacaktır.
Devlete büyük hizmetler vermiş kişilerin çıktığı Köprülü, Çandarlı, gibi aileler yanında, sadece kötülükleriyle anılan devlet adamlarının çıktığı aileler de vardır.
İslam aleminin ezeli ve ebedi derdi olan, ilerlemesi önlenen, geri bıraktırılmış, halkı tembelleştirilmiş, hurafe ve safsatanın ‘’ilim’’ diye öğretilen mekteplerin, medreselerin olduğu yerlerde genel kural budur : ‘’ Hiçbir başarı cezasız bırakılmaz.’’ Bunun en acı örneği Midhat Paşa’dır. Tuna Valiliği sırasında bugün sınırlarımız dışında kalan birçok ülkeyi imar ve ihya eden büyük devlet adamının başına gelenleri her Türk çocuğu bilmelidir. Sultan Hamid bu sivil paşadan kurtulmak istemektedir. Uyduruk bir mahkeme kurdurur ve Midhat Paşa’yı Sultan Aziz’i öldürtmekle suçlayan bir karar çıkartır. Fakat iki kişiden de ‘’olur’’ alır. Birisi Plevne’de Rus ordusuna karşı koyan Müşir Tokatlı Osman Paşa, ikincisi de Dömeke’de Yunan ordusuna karşı utku kazanmış olan Müşir Ethem Paşa’dır. Sultan Hamid vebalden kurtulur böylece. İki müşir’in kararıyla Midhat Paşa, Hicaz’da Taif Zindanı’nda boğdurulur. Midhat Paşa yaşasaydı, Anadolu’da bir valilik verilseydi, ne gibi gelişmeler olurdu; bunu düşünmek insanın gönlünü sızlatır.
Makbul lakaplı olanların bir anlık gazap ya da ihanet kuşkusuyla cellada teslim edildiği; boğulduktan sonra maktul lakabıyla anılmağa başlanan veziriazam da olmuştur ( Pargalı İbrahim Paşa gibi ).
Biz tarihçi değiliz. Sadece gözucuyla bir nazar eyledik veziriazamlara...O kadar.
--------------------------
28 Ocak 25.