Dünya Masası | 11–18 Ekim: Avrupa’da Protestolar, Yemen’de Savaş

Avrupa’da Protestolar: Hayat pahalılığı, Eğitim ve Barınma Krizi Sokaklarda

Avrupa ülkelerinde 11–18 Ekim haftasında giderek artan hayat pahalılığı, barınma sorunu ve eğitim politikalarına karşı şiddetli protestolar yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor. Fransa, İtalya, Portekiz ve Belçika’da gerçekleşen çeşitli eylemler, farklı ülkelerdeki ekonomik ve toplumsal problemlerin aslında tamamen ortak bir çatı altında buluştuğunu gösterdi. Artan kira fiyatları, temel ihtiyaç maliyetleri ve kamu hizmetlerine erişim, özellikle gençler, öğrenciler, işsiz kesim ve düşük gelirli kesimler üzerindeki baskıyı gittikçe artırıyor.

Fransa: Protestolara Genişleyen Katılım

Geçmişteki yazımda bahsettiğim Paris’teki lise öğrencilerinin eylemi çok daha geniş bir kesime sıçradı. 17 Ekim’de Fransa genelinde düzenlenen gösterilere katılım konusunda farklı rakamlar açıklandı. Yetkili merciler yaklaşık 550 bin kişinin, organizatörler ise 800 bin kişinin protestolara katıldığını bildirdi.

Gösterilerde hayat pahalılığı, kamu hizmetleri ve hükümet politikalarına yönelik eleştiriler öne çıktı. Bazı kentlerde polis ve protestocular arasında şiddetli çatışmalar yaşandı ve yaşanan olaylar protestocuların öfkesini henüz dindirebilmiş değil. Çok sayıda eylemcinin gözaltına alınmasına ve şiddetli polis müdahalesine rağmen protestolar devam ediyor.

Fransa’daki gösteriler, ekonomik ve toplumsal sorunların siyasi memnuniyetsizlikle birleştiğinde ne denli geniş çaplı toplumsal hareketlere dönüşebileceğini bir kere daha ortaya koydu. Fransa’da Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un görev süresi yakında sona erecek ve cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak. Buna rağmen yükselen şikayetlerin sandık değil protestolar yoluyla gösterilmesi yalnızca Fransa değil, Avrupa’nın genelinde büyümekte olan toplumsal hareketin ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor.

Geçmiş yazılarımda da önemle üzerinde durduğum gibi, tüm dünyada yükselmekte olan, politika ve diplomasiye karşı duyulan güvensizlik ve inançsızlık, Avrupa’da kendini evrimleşmiş bir şekilde, yoğun bir öfke olarak gösteriyor. Özellikle gençlerin, öğrencilerin, işsizlerin ve düşük gelirli çalışanların gelecek kaygısı ve sosyal güvencelere dair endişeleri, protestoların en önemli sebepleri arasında.

İtalya: Yükselen Yaşam Maliyetleri ve Sosyal Haklar

İtalya’da Milano ve Bologna şehirlerinde düzenlenen protestolarda ekonomik eşitsizlikler, yaşam koşulları ve sosyal haklar konuları öne çıktı ve protestoların kemiğini oluşturdu. Milano’da polis protestoculara karşı göz yaşartıcı gaz kullanırken Bologna’da da eylemciler ve güvenlik güçleri arasında çatışmalar yaşandı.

Benim de öğrenci olarak yaşamakta olduğum Roma gibi büyük şehirlerde yükselen kiralar, öğrenciler ve düşük gelirli çalışanlar için ciddi bir sorun ve kaygı olmaya devam ediyor. Barınma masrafları ile gündelik yaşam giderlerinin giderek artması, ekonomik büyümenin toplumun bütün kesimlerine eşit biçimde yansımadığı, sadece grafiklerden ve rakamlardan ibaret olduğu ve gündelik hayata hiçbir olumlu etki etmediği eleştirilerini güçlendiriyor.

Portekiz: Barınma Krizi

Lizbon, Porto ve diğer şehirlerde de binlerce kişi barınma hakkı, ücretler ve hayat pahalılığı nedeniyle sokaklara taştı. Özellikle Lizbon’da yükselen konut fiyatları ve kiralar, yerel halkın fiyatlarını karşılayabilecekleri evleri bulmasını zorlaştırıyor.

Turizm sektörünün ve yabancı yatırımların emlak piyasasındaki etkisi de tartışmaların merkezinde. Ekonomik hareketlilikten doğan fırsatların toplumun tüm kesimlerine aynı ölçüde ulaşmaması, barınma krizini yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir mesele hâline getiriyor.

İspanya ve Arnavutluk: Ortak sorunlar

İspanya’da daha önce de üzerinde durduğum ve siyasi krize yol açacağını belirttiğim konut fiyatları ve kiralar, Arnavutluk’ta ise ekonomik koşullar ve toplumsal talepler gündemdeki yerini koruyor. Bu ülkelerdeki gelişmeler aynı nitelikte olmasa da Avrupa genelinde uygun fiyatlı konut, ekonomik güvence ve sosyal haklar talepleri giderek daha görünür hâle geliyor.

Farklı ülkelerdeki protestoların ortak noktası, vatandaşların barınma ve eğitim gibi temel ihtiyaçlara ve erişim konusunda yaşadığı problemler ve çözümsüzlük. Hükümetlerin barınma, eğitim ve kamu hizmetleri alanlarında atacağı adımlar ve protestolara karşı takınacakları tutum, önümüzdeki dönemde toplumsal gerilimin seyrini ve siyasi aktörlerin geleceğini ve dengeleri önemli ölçüde etkileyecektir.

Yemen’de Savaş Yeniden Büyüyor: Yerel Çatışmadan Bölgesel Krize

Tarihsel Arka Plan: Çözülemeyen çatışma

Yemen, uzun yılardır hükümet güçleri ile Husiler arasındaki çatışmaların yanı sıra farklı yerel aktörlerin ve bölgesel güçlerin rekabetini de barındıyor. Suudi Arabistan’ın öncülüğündeki müdahale ve İran’ın Husiler üzerindeki etkisi, Yemen’i çok daha geniş bir bölgesel mücadelenin parçası hâline getirdi. Savaşın sürmekte olduğu her bölgede olduğu gibi Yemen’de de uzlaşma girişimlerine rağmen kalıcı bir çözüm sağlanamadı.

BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, 9 Ekim’de yaptığı açıklamada ülkenin tekrardan geniş çaplı bir savaş ortamına girdiği uyarısında bulundu. Yaşanan silahlı çatışmaların farklı cephelere yayılması, siyasi çözüm ihtimalini giderek zayıflatırken beraberinde krizin potansiyel sonuçlarına ve çözümlerine ilişkin endişeleri de artırarak devam ediyor.

Aden’deki saray saldırısı

15 Ekim’de Yemen’in geçici yönetim merkezi Aden’deki Maashiq Sarayı yakınlarında meydana gelen patlamalar en az iki kişinin ölmesine ve altı kişinin de yaralanmasına neden oldu. Üst düzey hükümet yetkililerinin saldırıdan herhangi bir zarar görmediği bildirildi.

Saldırı, uluslararası alanda tanınan hükümetin de bulunduğu Aden’deki güvenlik sıkıntılarını tekrar gündeme getirdi. Yemen’deki siyasi istikrarsızlığın yalnızca cephelerde sınırlı kalmaması, siyasi kurumların güvenliği ve ülkenin geleceği açısından da halk arasında giderek artan bir kaygıya yol açıyor.

Suudi Arabistan ve Mısır: Bölgesel gerilim

Yemen’deki çatışmaların Suudi Arabistan’a uzanması, krizin bölgesel boyutunun ciddiyetini gösteriyor. Husilerin Riyad’a yönelik saldırılarında çok sayıda can kaybı ve yüzlerce yaralı olduğu bildirildi. Yaşanan saldırılar ve çatışmalar, Suudi Arabistan’ın güvenlik kaygılarını artırırken çatışmanın daha geniş bir alana yayılabileceği olasılığını ciddi şekilde güçlendiriyor.

18 Ekim’de Mısır, ihtiyaç duyulması hâlinde Suudi Arabistan’a destek vermeye hazır olduğunu belirtti. Kahire’nin açıklaması, Yemen’deki sıcak gelişmelerin yalnızca ülke içindeki siyasi ve askeri aktörleri değil, Körfez ve çevresindeki devletleri de yakından ilgilendirdiğini gösteriyor.

İnsani kriz: Yerinden Edilme ve Yardıma Erişim

Çatışmaların en ağır sonuçlarını her savaşta olduğu gibi yine siviller yaşıyor. Uluslararası Göç Örgütü’nün 7 Ekim tarihli verilerine göre, haziran ayında tırmanan olayların ardından günümüze kadar geçen sürede yaklaşık 201 bin kişi yerinden edildi. Çatışmalar, sağlık hizmetlerine ve temel ihtiyaçlara olan erişimi de zorlaştırıyor.

Ekim ayının ortasında yayımlanan verilerde sayısı yüzbinlere ulaşan sivillerin, insani yardıma erişemedikleri bildirildi. Gıda ve tıbbi malzeme yetersizliği, yerinden edilme ve sağlık altyapısının üzerindeki yoğun baskı, zaten çok ağır olan insani krizi daha da derinleştiriyor.

Siyasi çözümün gecikmesi, sivillerin yaşam koşullarının giderek daha kötü duruma gelmesine neden oluyor. Bu olaylar gösteriyor ki; her zamanki gibi en ağır bedeli ödeyenler taraflar veya küresel güç odakları değil yine masum insanlar ve halk oluyor.

Babülmendep Boğazı: Küresel Ticaret İçin Yeni Bir Risk

Geçmiş yazılarımda da üzerinde durduğum bir konu olan, dünyanın karşı karşıya olduğu enerji ve ticaret krizini daha da derinleştirme potansiyeline sahip bir risk kapıda. Yemen’in coğrafi ve jeopolitik konumu, yaşanan çatışmaların uluslararası ticarete olan etkisini artırıyor.

Kızıldeniz’i Aden Körfezi’ne bağlayan Babülmendep Boğazı, küresel deniz ticareti açısından stratejik bir geçiş noktası. Bu bölgedeki güvenliğin zarar görmesi, ticari gemilerin güzergâhlarında değişikliğe gitmesine ve taşımacılık maliyetlerinin artmasına neden olabilir. Bu artışın etkisi bölgeyle sınırlı kalmayıp, küresel ticarete de yansıyacaktır.

Bu sebeplerle Yemen’deki çatışmalar yalnızca ülkenin siyasi geleceğini değil, bölgesel güvenliği ve uluslararası ticareti de doğrudan ilgilendiriyor. Çatışmaların genişlemesi, zaten tırmanmakta olan insani krizi ağırlaştırmanın yanı sıra, küresel ticareti yeni krizlerle karşı karşıya bırakacaktır.

Kuzey Dalkılıç

18 Ekim 2026

Kaynakça

Avrupa’da protestolar

Yemen