Dünya Masası | 21–27 Eylül: Savaşların Gölgesinde Diplomasi Arayışı
Geride bıraktığımız hafta dünya siyasetinin merkezlerinden biri olan New York'ta, 81. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun yüksek düzeyli görüşmeleri gerçekleştirildi. Fakat bu yıl BM kürsüsünde yalnızca devletlerin birbirlerine verdiği mesajlar değil, devam eden savaşların uluslararası sistemi ne kadar zorladığı öne çıktı ve aynı zamanda kamuoyunun bu diplomatik görüşmelere ne kadar güven duyduğu da tartışıldı. İran savaşı, Ukrayna’da devam eden ve sonu görünmeyen çatışmalar ve ABD ile Çin arasındaki rekabet, haftanın birbirinden ayrı görünen ancak aslında aynı soruya bağlanan başlıklarıydı: Dünyadaki güç dengesi nereye gidiyor ve diplomatik bir çözüm hâlâ mümkün mü?
Bu sorunun cevabını aramak için öncelikle İran ve ABD arasındaki gelişmelere bakmak gerekiyor. Haftalarca süren çatışmaların ve İran’da yaşanan sivil ve askeri kayıpların ardından iki ülke arasında BM Genel Kurulu sırasında yeniden diplomatik temas kurulması, savaşın tamamen diplomasi dışına taşınmadığını bir kez daha gösterdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile ABD'li yetkililer arasındaki görüşmeler doğrudan bir anlaşma ortaya çıkarmasa da her iki tarafın da iletişim kanallarını tamamen kapatmadığını gösterdi. Ancak aynı hafta içerisinde Washington ve Tahran'dan gelen açıklamalar, taraflar arasındaki temel anlaşmazlıkların hâlâ devam ettiğini de ortaya koydu.
İran dosyasının yalnızca iki ülke arasındaki bir çatışma olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Hürmüz Boğazı'ndaki hareketliliğin azalması, savaşın bölgesel sınırları aşarak küresel ekonomi üzerindeki etkisini gösterdi. Tüm dünyada artan benzin fiyatları bunun sadece bir örneğini oluşturuyor. Bu durum yalnızca bu iki devletin vatandaşlarını değil, Türkiye, Avrupa ve dünyanın diğer devletlerinin de sürmekte olan savaşın ekonomik etkilerini hissetmesine neden olmakta. Dünyanın en önemli enerji geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari gemilerin sayısındaki net düşüş, diplomatik bir çözüm bulunamamasının maliyetinin yalnızca savaşan ülkeler tarafından ödenmediğini ortaya koyuyor. Dolayısıyla İran ve ABD arasındaki diplomasi, aynı zamanda enerji güvenliği ve küresel ticaret açısından da önem taşıyor.
Benzer bir durum Ukrayna'da da görülüyor. Ateşkes ilan edilmesine ve savaşın sona erdirilmesine yönelik yıllar içinde çeşitli girişimlerde bulunuldu. Ancak bu girişimler, bazı samimi çabalara rağmen, savaşın devam etmesinden fayda sağlayan farklı güç odaklarının etkileri ve tarafların tavizler konusunda mutabakata varamamaları ile sonuçsuz kaldı. Bu nedenle şu ana kadar kalıcı, somut ve olumlu bir gelişme kaydedilemedi.
Bu zirvede yapılan diplomatik görüşmeler sonucunda da tarafların pozisyonlarında henüz büyük bir değişiklik yaşanmış değil. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile görüşmesi sonrasında Rusya ve Ukrayna'nın enerji altyapısı ve tahıl taşımacılığı konusunda sınırlı bir ateşkese ilgi gösterdiği açıklandı. Ancak bu gelişme, savaşın genelinde kapsamlı bir ateşkes konusunda anlaşmaya varıldığı veya varılacağı anlamına gelmemekte.
İran ve Ukrayna örnekleri, diplomasinin günümüzde karşı karşıya olduğu en temel sorunlardan birini gösteriyor. Savaş devam ederken taraflar konuşmaya devam edebiliyor. Fakat masaya oturmak ile anlaşmaya varmak arasında oldukça büyük bir mesafe bulunuyor. Ancak bu mesafe hiç şüphesiz savaşlardan doğrudan etkilenen halkların acı çığlıklarını dindirmiyor. Diplomatik görüşmelerin başlaması tek başına savaşların sona ereceği anlamına gelmemekte; asıl önemli olan, tarafların kendi hedeflerinden ne ölçüde taviz verebileceği ve karşılıklı olarak kabul edilebilir bir çözüm oluşturup oluşturamayacağı.
Haftanın bir diğer önemli gelişmesi ise ABD ve Çin arasındaki görüşmelerdi. Xi Jinping ile Donald Trump'ın Washington'da gerçekleştirdiği görüşme, BM Genel Kurulu'nun hemen yanında yürütülmekte olan başka bir diplomasi kanalını ortaya çıkardı. İki ülke ticaret, teknoloji, gelişen yapay zekâ teknolojileri ve güvenlik gibi çeşitli alanlarda rekabet ederken aynı zamanda ekonomik ilişkilerinin tamamen kopmasını önlemeye çalışıyor. Bu durum uluslararası sistemdeki önemli bir değişimi gösteriyor: Büyük güçler arasındaki rekabet artarken iletişim ihtiyacı da ortadan kalkmak yerine önemini artırıyor.
ABD ve Çin arasındaki ilişki bu nedenle yalnızca iki ülkenin ilişkileri açısından değil, uluslararası sistemin geleceği açısından da çok önemli. Washington ve Pekin arasında yaşanabilecek büyük bir ekonomik veya siyasi kriz, doğrudan bu iki ülkeyle sınırlı kalmayarak dünyanın geri kalanını da İran ve Amerika arasındaki krizde görüldüğü gibi etkileyecektir. Bu nedenle iki ülkenin rekabeti yönetmek için diplomatik kanalları açık tutması, önümüzdeki dönemin en önemli başlıklarından biri olmaya devam edecek.
Fakat BM Genel Kurulu'nun gündeminde büyük güç rekabetinin yanında Gazze'deki savaş da vardı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun BM'deki konuşması, Gazze'de yaşanan soykırımın uluslararası alanda yarattığı bölünmeyi bir kez daha ortaya koydu. Netanyahu, İsrail'in dehşet saçan, acımasız soykırım politikasını savunurken, Filistinliler ve onları destekleyen çok sayıda ülke ve kuruluş, İsrail'in Gazze'deki eylemlerini soykırım ve kabul edilemez olarak nitelendiriyor.
Gazze'deki ağır sivil kayıplar ve insani krizin devam etmesi, uluslararası toplumun buna karşı etkili bir çözüm ortaya koyamamasıyla birlikte Birleşmiş Milletler’in savaşları önleme ve sona erdirebilme kapasitesine yönelik eleştirileri de güçlü ve haklı bir zemine oturtuyor. Kimi siyasetçilerin ve Donald Trump gibi devlet başkanlarının İsrail’den yana olan tutumları da bu tartışmanın bir parçası olarak öne çıkıyor. Filistin Devleti'nin uluslararası alanda başlıca Fransa, İspanya, Kanada gibi ülkeler tarafından tanınması gibi geç kalmış fakat yine de değerli girişimler ise meselenin diplomatik boyutunu yeniden öne çıkarıyor.
Gazze dosyası bu nedenle haftanın diğer gelişmelerinden ayrı düşünülemiyor. İran ve ABD arasında diplomatik temaslar kurulurken, ABD ve Çin, rekabetlerini yönetmek için müzakere kanallarını açık tutarken ve Ukrayna konusunda diplomatik arayışlar sürerken Gazze'de kalıcı bir siyasi ve insani çözüm, uluslararası toplumun yetersiz ve çoğu zaman samimiyetsiz adımlarıyla hâlâ çok uzak görünüyor.
Sonuç olarak, tüm bu gelişmeler uluslararası diplomasinin yalnızca savaşan tarafları aynı masaya getirmesinin yeterli olmadığını gösteriyor. Masadaki görüşmelerin, savaştan doğrudan ve dolaylı etkilenen insanların hayatlarını değiştirecek somut sonuçlara dönüşmesi gerekiyor. Aksi takdirde uluslararası diplomasiye olan güvenin giderek azalması ve sonunda yok olması kaçınılmaz bir hâle gelebilir.
Kuzey Dalkılıç
27 Eylül 2026
Kaynaklar
- Birleşmiş Milletler – 81. Genel Kurul, toplantılar ve program: UN General Assembly – Meetings and Events
- Birleşmiş Milletler – 81. Genel Kurul Genel Görüşmeleri: UN General Debate – 81st Session
- İran–ABD diplomatik temasları: Washington Post – Iran says it has given Trump administration new proposal for peace talks
- İran–ABD görüşmeleri ve Hürmüz Boğazı: Al Jazeera – US, Iran hold mediated UNGA talks
- Ukrayna–Rusya sınırlı ateşkes görüşmeleri: Reuters – Zelenskiy warns of painful winter if energy truce talks fail
- Rubio–Lavrov görüşmesi ve enerji/tahıl ateşkesi: Anadolu Ajansı – Rubio says Russia, Ukraine express interest in limited energy ceasefire
- Trump–Xi görüşmesi: Reuters – Key issues for this week's Trump-Xi summit in Washington
- Trump–Xi görüşmesinin sonuçları: Associated Press – Fulfilling earlier US-China agreements as Trump and Xi meet again