MUZAFFER SOFUOĞLU

- coğrafya öğretmenimiz-

1961 yılı ekim ayında Lise 1 öğrencisiyiz.İlk gün.

Sabah bayrak töreninde bir genç adam dikkat çekiyor.

Yirmili yaşların başında, kısa-orta boylu, sağlam görünüşlü, özüne güvendiğini duruşuyla belli eden bir delikanlı.

Kimdir ?

'' Muzaffer Sofuoğlu. ''

'' Hangi dersin öğretmeniymiş ? ''

'' Coğrafya. ''
Öğrenci hemen, öğretmenin nereli olduğunu öğrenmek ister.

'' Kastamonulu imiş. ''

Nere çıkışlı ? Edebiyat Fakültesi mi, Eğitim Enstitüsü mü ?

Hiçbiri. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi çıkışlı. Daha yeni mezun olmuş ve ilk görev yeri Nevşehir Lisesi. Hoş gelmiş. Ala ve rana.

'' Sevgili gençler, ne kadar şanslısınız. Yeni bir öğretmen geldi; kadromuz güç kazandı. Ne mutlu. Size takdim ediyorum onu. Muzaffer Sofuoğlu. Alkışlayalım. ''

Böyle bir tanıtım yapıldı mı ? Hayır. Müdür Hüseyin Sağdıç böyle inceliklerden uzak bir tarih öğretmeni.

1792312473516

..........................

İlk gün, programa göre coğrafya dersi yok. Biz IV-A öğrencisiyiz.

IV B'de olan arkadaşlara soruyoruz.

Gülüyorlar. '' Yarın görürsünüz. ''

Ve dersimize girmeğe başlıyor Sofuoğlu. Asla laübaliliğe izin vermiyor. Kendini tanıtma gereği de duymuyor ve bizleri de ad olarak öğrenme isteği göstermiyor.

Son derece ciddi.

Dersine tam zamanında giriyor, tam süre dolunca da çıkıyor.

Haritayı iyi kullanıyor. Renkli tebeşirlerle şekiller çiziyor.

Ben zaten coğrafyayı seviyorum. Coğrafyaya ilgi duymayanlar da, görüyorum ki, sevmeğe başlıyorlar.

İlk kez test tekniğini uyguluyor, çoktan seçmeli, boşlukları doldurmalı ...

Teksir makinası 1960'lı yılların başında bir matbaa demek. Nerden buldu, nasıl çalıştırdı, anlatmadı bize.Biz farkına varmadan üniversite giriş sınavına hazırlanmışız.

Görsel malzemeyi değerlendirmede son derece istekli ve başarılı. Binbir değişik resimleri, kesitleri episkop denen aygıtla bize gösterirken açıklama yapmaya erinmiyor, üşenmiyor.

Sınavları öyle değerlendiriyor ki, kuyumcu terazisi hassaslığında, kimse aldığı notu az bulup itiraz edemiyor. Anında, çantasında taşıdığı belgeyi çıkarıp gösteriyor. Herkes sus-pus.

Bilgisayar yok, internetin ne olduğunu daha duymamışız bile. Nerden elde ediyorsa, belki elçiliklerden, ülkeler hakkında belgesel filmler gösteriyor.

1962 yılında Sofuoğlu öğretmenimizi müdür yardımcısı olarak görüyoruz.

İdareci olanlarda bir kaçış duygusu vardır. '' Benim idari işlerim var. Siz şu konuya çalışın, gelecek hafta imtihan yapacağım, '' derler ve bürolarına sıvışırlar.

Muzaffer Bey asla yapmadı bunu. Yine son derece dakik işledi derslerini. Ortaokul da dahil belki 2 bin öğrencisi olan koca bir lise...Kolay mı yönetmek !

Öğretmenimiz bir süre sonra bize verdiği dersleri bıraktı. Neden ? Ahmet Akyürek adlı Avanoslu yaşlı, yıprak, bıkık bir coğrafya öğretmeni atanmıştı okulumuza. İşte o zaman Sofuoğlu'nun değerini, karşılaştırmalar yaparak daha iyi anladık.

Başarılı yöneticiliği Bakanlık müfettişlerinin dikkatini çekmiş olmalı ki Kilis Kız Öğretmen Okulu Müdürlüğü'ne atandı. Fakat belli ki, sevmedi orada çalışmayı, dönüp geldi.

Biz 1964'te bitirdik Nevşehir Lisesi'ni. Ben DTCF'de coğrafya okudum. Salih Çavuşoğlu, Yusuf Erdoğan da İstanbul Edebiyat Fakültesi'nde coğrafya öğrencisi oldular..

Bize bu sevgiyi Muzaffer Bey vermişti. Bunu, sonradan düşündüçe buldum.

1971 yılının haziran ayında Lisemi ziyaret ettiğimde Muzaffer Bey müdürlük görevindeydi. Güzel güzel sohbet ettik. Naci Özgün, Ahmet Özgümüş, İbrahim Körükçü , Ahmet Köksal, Mustafa Bay , Oğuz Karaşahin, Ahmet Akay gibi eski öğrencilerini yanında görmekle mutlu olmuştu.

1972-73 Ders yılında Merkez Ortaokulu öğretmeni olsam da, iki dönem ben de mezun olduğum Lise'de coğrafya-Jeoloji dersleri verdim. Bakiye Korkmaz adlı bir hanım da diger şubelerde derse giriyordu.Son derece gürültücü, zaptedilmesi zor, haylaz öğrenciler vardı benim sınıfımda. Kazasız belasız geçirdik o dönemi.

Bir yaz dinlencesinde Kitap Sarayı'nda Recep İnce ile yarenlik ederken Sofuoğlu'nu sordum. Nevşehir hala bir kasaba havası taşıyordu ve Recep herkesi tanıyordu.

'' Muzaffer Bey emekli oldu,'' dedi.

'' O öyle aktif, faal bir eğitimci ki, boş duramaz. Nerde, ne yapıyor, ziyaret etmek isterim,'' dedim.

Görgünler Pasajı'nda yazıhanesi varmış. Emlak işi. İçim cızz etti. Anladım. Nitekim eski mezun bir öğrencisi bu işe başladığı zaman demiş ki, '' Hocam, siz yıllarca Nevşehir eğitiminde iz bırakmış, Lise müdürlüğü yapmış aydın, birikimli, donanımlı bir insansınız. Yarın çıkıp gelecek vıddırıvızzık bir herif, hadi düş önüme göster bana o kiralık dükkanı, diyecek. Siz buna nasıl dayanacaksınız, '' demiş. Muzaffer Bey'in gözleri yaşarmış. Haklı bulmuş bu sözleri.

Gittim , Görgünler Pasajı'nda buldum yazıhanesini. Levhada adı vardı. Kapıda koca bir asma kilit.

Yoktu kendisi, görüşemedim...

Şimdi düşünüyorum da, keşke her yaz dinlencesinde Ürgüp' te olduğum günlerde arayıp bulsaydım, görüşseydim ve filmini çekseydim, kaydetseydim.

Nevşehir eğitiminde bir yıldız kaydı gitti.

Kastamonu'da doğmuştu, ışığını Nevşehir'de yaydı ve söndü gitti.

Sevgili Coğrafya öğretmenim Muzaffer Sofuoğlu'nu saygıyla, rahmetle, minnetle, derin özlem duygularıyla anıyorum.

Nevsehir Lisesinden Kandil Gununde Duyarli Etkinlik D90C0

-----------------------------

18 Ekim 2026. Ürgüp