DERDİN YOKSA, DERT İLE DERTLEN
İnsan, kul olmak bir sınav. Küfemizde taşımadığımız yükü, kalbimizde, yüreğimizde, vicdanımızda taşımak, taşıyamıyor isek de hissetmek.
Kalbimiz, beynimiz, vicdanımız uyandığında hiçbir derdiniz olmadığını fark edin. Ne iş, ne gam, ne keder, ne sağlık sorunu, nede kalp yarası. Her şey yolunda. Ne hissederiz, ne hissederim! Kendime yabancı olmuş bir duygu, hani kendimi ‘’hafif’’ hissetmenin (kuş gibi) olmanın tarifsiz ligi. Garip varlığız; rahatlığı kabullenir, huzur varsa sıkılırız kısacası durduk yere kendimize dert oluştururuz. Yani benciliz. Asıl olan, derdimiz yokken veya olmadığını düşünürken, başkasına ait dert ile dertlenmesi bizi kalıbımızdan çıkarır, bencilliğimizi ortadan kaldırıp gerçek anlamda, manada ‘’ben insanım’’ dedirtir, hatırlatır.
Benim, senin derdimiz yoksa, etrafındaki o insanların dertlerine ortak olmak, acısını, tasasını, endişesini yüreğimizde hissetmek, kişiliğimizin, fert olmanın, aidiyet duymanın varlığının farkına varmamız, mayamız olan çamurun harlı ateşte pişerek, hamdım, piştim, oldum ile bir değer olması.
Herkes kendi derdine odaklanmış, kafamızı ekranlara gömerek insanı insan yapan değerlere gözümüzü, kulağımızı kapatıp, ekranın verdiği norkoz ile beyin uyuşmuş, uyku haline dönmüş, bir tek merkezinde kendimizin olduğu ipnozdayız. Konudan, komşudan, akrabadan, eş, dosttan bi haber adına çağdaş yaşam dediğimiz bir yaşamın içinde kurumuş yaprak gibi bir buyana, bir o yana savruluyoruz.
Bir anekdot aktarayım;
İlimizde yaşayan emekli Öğretmen (Edebiyatçı) Sadi TELTİK hocam naklediyor, affına sığınarak kelime ve cümlelerde sansür uyguladım.
-Oğlan tarafı kız isteme merasiminde adet dir; oğlumuzun, kötü bir alışkanlığı yok, kimseye karışmaz, başına dert almaz vs. vs. övme faslı biter. Övme sonu Sadi TELTİK Hocama oğlumuz nasıl? sorusu sorulur. Cevap: abi desenize ‘’mal’’ (mal kelimesi: çevresine, etrafına, eşine, dostuna duyarsız anlamında kullanılmıştır). Sadi TELTİK Hocama selam saygılarımla.
Zaten şöyle değil mi? derdi olmayanın büyük derdi, kendisidir. Derdi olmayanın, dertle dertlenmeyenin kalbi sahipsizdir. Farkında olmadan sahipsiz kalbi taşır boşu boşuna. Derdine de derde de talip olan ‘’mangal gibi’’ derler ya yüreğin kalbin sahibidir, o kalp boşluk kabul etmez hep doludur. Dilimizde değil mi? hep sevgi, paylaşıldıkça çoğalır, acı keder, dert paylaşıldıkça azalır. Başkasının yükünü omuzladığınızda, aslında kendi yükümüzü omuzlarız, varsa yorgunluğumuz bir anda dinleniriz. Çünkü vicdan, kalp mutlu.
Dertsiz insan, bu dünyada yok. Sadece aynı dert, zorluk karşısında mukavemetleri ayrı ayrıdır. Kimse güçlü veya güçsüz olarak değerlendirilip dayanıklılık sınavına tabi tutulmamalı. Küçücük bir Sivri Sineğin bulaştırdığı mikrop la nice fizikken güçlü kuvvetli olan insanlar hayatlarını kaybetmiştir. Derdi olmayanın, dert arasın demiyorum. Derdi olanın yanında olsun bulunsun.
Birinin derdine ortak olalım, kulak verelim, el uzatalım, sırtını sıvazlayalım. İşte bize, size fırsat. Dertsizliğinizi dertsizliğimizi, başkasının derdini taşıyarak boş kalpleri dolduralım.
Başkası için düşünelim, endişe taşıyalım, dertsizliğimiz bir moderni hayatımız olmasın, erdemliğimiz olsun. Mertebemiz erdemlik olsun.
İhsan BİÇKİN
02.07.2026