İyi olmak mümkün müdür?

İncitmeden yürümek toprağı ya da yaşamak hayatı. Hızla akıp giden nehirler coşkunca akan sularıyla etrafında olanı biteni de sürükler götürür çoğunlukla. Hırçınlıkla akıp gidiyor olmaları onlara zara vermezde çevresinde olan biten için çokta öyle denilemez.

Bugün biraz bunu konuşalım.

Yolda gördüğünüz hızla giden arabalar nereye yetişmeye çalışırlar nereye ulaşmayı hedef edinirler muhtemelen sadece onların bildikleri bir amaç vardır. Çok sağlıklı bir amaç için kullanılan araç olabilir bu hızlı gidişler. Zamanla anlaşılacaktır ki bu yolculuklar zarar üzerine kurulmuştur. Kendileri zarar görmüştür ve yara almışlardır nasıl iyileşeceklerini bilemiyor olmalarıda onlara oradan hızla uzaklaşmayı öğretmiştir. Bir tür kaçıştır denilir buna nasıl başa çıkacaklarını bilmedikleri kavgalardan sonra kapıyı çarpıp çıkmak öylece kaçmak. Bu alışkanlık ne kadarda alışıla gelmiş ve çokçada şahit olunmuş bir davranıştır fakat özünde çokça anlam taşır.

Kavga en somut görünüm fakat için de çokça soyut duygu ve düşünceyi barındırır bazen anlaşılmamak, bazen anlatamamak, duyguların farkında olmamak, hayal kırıklıkları ve yarım kalan hikayelerden doğar..kapıyı çarpıp çıkmalar

Peki nasıl iyileşir kişi? Yara nasıl alınır herkes bir şekilde öğrenir de nasıl iyileşilir bilinir mi? Eliniz kesilse yara bandı, bacağınız kırılsa alçı daha büyük açık yaralarda sargı bezleri peki ruhta açılan yaralar nasıl iyileşir? Kim iyileştiri bu yaraları.

Küskünlükle geçen çocukluğun affı dilenir, yarım kalan aşkların sonu yazılır mı kalemle? Belki somut olarak kendi yaranı üfleyip öpemezsin. Fakat ruh görünmezken sargı bezi gerekmez ki gerçekten. Anlatılamayan sözler dökülmeden içinden, kırılıp batan parçalar çıkarılmadan kalpten devam etmek her an daha acılı ve yorucu olur. Açık bir yarayla hayatta kalırsında yaşar mısın ? İşte en büyük sorular buradan gelir.

Peki bunca kötülük, kırgınlık içerisindeyken iyi olmak mümkün müdür?

Psikolojik Danışman Rüveyda GÜL