Beklentilerden Kurtulmak: Hayal Kırıklığının Panzehiri

İnsan ilişkilerinde en çok yaralayan şey çoğu zaman yapılanlar değil, beklenen ama gerçekleşmeyenlerdir. Çünkü beklenti; görünmeyen, konuşulmayan ama içten içe var olan bir sözleşme gibidir. Karşımızdaki kişi o sözleşmeden habersizdir, fakat biz onun gereğini yerine getirmesini bekleriz. İnsanlar çoğu zaman yaşadıkları hayal kırıklığını karşı tarafın davranışlarından değil, kendi zihinlerinde kurdukları beklentilerden dolayı yaşarlar. Çünkü beklenti büyüdükçe, gerçeklik çoğu zaman onun gerisinde kalır.

Bu durum yalnızca romantik ilişkilerde değil, hayatımızdaki tüm ilişkilerde karşımıza çıkar. Bazen bir arkadaşımızdan daha fazla anlayış bekleriz. Bazen ailemizden bizi daha iyi anlamalarını isteriz. Bazen de iş hayatında, çevremizdeki insanların bizim gösterdiğimiz özeni göstermelerini bekleriz. Ve çoğu zaman kırıldığımız yer tam da burası olur.

Birine değer verdiğimizde, onun da bizim düşündüğümüz gibi düşünmesini isteriz. Biz nasıl davranıyorsak, onun da aynı şekilde davranmasını bekleriz. Bizim önem verdiğimiz şeylerin onun için de aynı derecede önemli olmasını isteriz. Oysa her insanın sevgiyi gösterme biçimi, öncelikleri ve hayat algısı farklıdır.

Beklentiler sessizce büyür.
Önce küçük bir düşünceyle başlar: “Bunu fark etmeliydi.”
Sonra bir cümleye dönüşür: “Bunu benim için yapmalıydı.”
Ve en sonunda bir kırgınlığa dönüşür: “Demek ki benim için önemli değilim.”

Oysa çoğu zaman gerçek bambaşkadır. Karşımızdaki kişi belki de bizim beklediğimiz şeyi hiç düşünmemiştir. Belki onun dünyasında ilgi başka bir davranışla ifade ediliyordur. Fakat biz zihnimizdeki senaryoyu gerçek kabul ettiğimiz için, gerçekleşmeyen her sahne hayal kırıklığı yaratır.

Beklentiler arttıkça ilişkiler ağırlaşır. Çünkü sevgi yerini hesaplaşmaya bırakır. İnsanlar birbirlerine verdiklerinden çok alamadıklarını görmeye başlar. Belki de bazen kendimize şu soruyu sormamız gerekir:
Gerçekten kırıldığım şey karşımdaki kişinin davranışı mı, yoksa benim kurduğum beklenti mi?

Beklentilerden tamamen arınmak mümkün değildir. İnsan olmak, bir ölçüde beklemek demektir. Ancak beklentilerin farkında olmak, onları açıkça ifade etmek ve herkesi kendi gerçekliği içinde kabul edebilmek hayal kırıklıklarını azaltır. Çünkü bu mesele yalnızca bir ilişkiyi değil, hayatımızdaki tüm bağları etkiler. Ve belki de huzur; insanların bize vermesi gerektiğini düşündüklerimizden değil, gerçekten verdiklerini görebildiğimiz yerde başlar.