01 Filistin direnişinde batı halkları ve sokak hareketliliği.
Batı halklarının —özellikle Avrupa’da ve Amerika’da— bazı konularda devletlerine rağmen sokağa dökülebilmesinin temelinde birkaç katman vardır:
1. Sistemsel Altyapı (Demokrasi ve Sivil Alan):
Bu ülkelerde uzun yıllar boyunca “bireysel hak ve sivil özgürlük” kavramı kökleşmiştir. Halk, devletin üstünde bir güç olduğunu değil, devletin kendisine hizmet etmek zorunda olduğunu düşünür. Yani “devlet benim için var” bilinci gelişmiştir. Bu yüzden haksızlık gördüğünde sokağa çıkmak, onun gözünde bir suç değil; bir vatandaşlık görevidir.
2. Örgütlü Sivil Toplum:
Onlarda sendikalar, insan hakları dernekleri, üniversite gençliği, sanat çevreleri ve dinî topluluklar aktif ve bağımsızdır. Bu yapıların çoğu devletten maddi veya politik olarak bağımsızdır. Bu da onları “vicdanın sesi” olmaya daha yatkın hale getirir.
Yani birey tek başına değil, örgütlü bir vicdanın parçası olarak hareket eder.
3. Medya ve Bilgiye Erişim:
Bilgiye ulaşmak görece daha serbesttir. Alternatif medya kanalları, sosyal ağlar, gazetecilik etiği halkın farkındalığını diri tutar. Farkındalık da eylemi doğurur.
4. Kolektif Vicdan Eğitimi:
Bu toplumlar küçük yaşlardan itibaren “adalet”, “hak”, “çevre”, “ırkçılıkla mücadele”, “barış” gibi temalarla eğitilir. Bizde imanî ve ahlakî olarak güçlü bir vicdan vardır, ama sistem içinde aktif hale geçmesi çoğu zaman engellenir.
5. Korku Eşiği:
Birçok doğu toplumunda devlete veya otoriteye karşı çıkmak “suç” veya “hainlik” olarak görülür. Batıda ise bu bir “hak arayışı”dır. Dolayısıyla korku eşiği düşüktür; sokağa çıkmak, haksızlığa karşı durmak doğal bir tepkidir.
Önemli bir ayrım var:
Bu hareketlerin hepsi “gerçek vicdan”dan mı kaynaklanıyor, yoksa bazen medya ve siyaset yönlendirmesiyle mi oluyor — bu her zaman berrak değil. Yani orada da samimi halk kitlesiyle manipülatif yapılar iç içe geçebiliyor.
Ama özünde şu var:
> İnsanlar, hakikati kendilerinden üstün gördüklerinde,
zalimin kim olduğuna bakmadan “dur” diyebiliyorlar.
Bu duruşun bizde de yeniden kök salması için, toplumun yeniden “zulme karşı söz söylemeyi ibadet bilmesi” gerekiyor.