HZ. VEYSEL KARANİ'NİN HUZURUNDAN HÜRMETLE

Güneydoğu Anadolu gezimizin ilk ziyaretini tabiinin büyüklerinden Veysel Karani Hz.’ lerinin türbesi ve külliyesinin bulunduğu Siirt ilimizin Baykan ilçesi ziyaret beldesine yapıyoruz.

Hz.Veysel Karani’ nin hayatı ve öğretileri İslam kültürünün önemli bir parçasını oluşturur. Bu mirası gelecek nesillere aktarmak ve İslam kültürünün derinliklerini keşfetmek bizler için gelecek nesillere bir bilgi ve ilham kaynağı olmuştur.

Veysel Karani Hz.’ lerinin Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e(SAV) olan sevgisi, Onu hepimizin gönül dünyasında müstesna bir yere taşımıştır. Onun Peygamber Efendimiz’ i(SAV) görmeden duyduğu derin sevgi ve bağlılık, bizler için manevi bir örnek teşkil eder.

Veysel Karani Türbesi, bu sevgi ve bağlılığın somut bir sembolü olarak kabul edilir ve bu yüzden manevi arayış içinde olan binlerce kişinin firsat buldukça ziyaret ettiği önemli bir merkezdir.

Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra Hz. Veysel Karani camii ve türbesi’ne ulaşıyoruz.Türbenin Etrafında kafeler, lokantalar, pansiyonlar, hediyelik eşya alabileceğiniz çok sayıda dükkan ve seyyar satıcıları görmek mümkün.

Ayrıca ziyaret beldesinde yer alan Veysel Karani Parkı, ailece vakit geçirilebilecek güzel bir mekan. Parkta piknik yapabilir, yürüyüş yollarında doğanın tadını çıkarabilirsiniz. Ayrıca çocuklar için oyun alanları da bulunmaktadır.

Yeni resterosyonu yapılan türbeyi ziyaret edip peygamber sevdalısı Hz. Veysel Karani’ nin huzurunda Kur’an-ı Kerim tilavet edip Yüce yaratıcımıza dua ve niyazda bulunup af ve mağfiret diliyoruz. Akşam namazını hemen yanıbaşındaki aynı adı taşıyan camide cemaatle huşu içerisinde eda edip ziyaretimizi tamamlıyoruz.

Hz.Veysel Karani, tam adıyla Üveys bin Amir el-Karani, İslam dünyasında derin maneviyatı ve Allah’a olan bağlılığı ile tanınan büyük bir mutasavvıf ve âlimdir. Yemen’in Karen köyünde doğduğu için “Karani” lakabıyla anılmıştır. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte Hicri 7. yüzyılın başlarında doğduğu tahmin edilmektedir.

Annesine çok düşkün olan Veysel Karani gönlü Allah aşkıyla, Peygamber muhabbetiyle doludur. Hasta annesinden izin alınca durmaz ve Medine yollarına koyulur. Issız vadiler, dağlar, tepeler, kızgın çölleri aşar ve Peygamber beldesi Medine’ ye ulaşır.

Hz. Peygamber’ in(SAV) evine giden Hz. Veysel Karani, Peygamberimizi evde bulamaz. Peygamber Efendimiz o sırada Tebük Seferindedir. Peygamberimizi bulamayınca çok üzülür.

Annesine verdiği sözü hatırlar. Hz. Aişe’ ye (R.A.) “- Kainatın efendisine selamımı söyleyiniz. Cennet sabahlarını andıran mübarek yüzlerini doya doya görmek isterdim. Lütfen, içimin Aşk-ı Muhammedi (SAV) ile yandığını, gönlümün bitmez niyazını bildiriniz.” diyerek ayrılır ve tekrar Yemen yolunu tutar.

Peygamber Efendimiz (SAV) Tebük Seferinden dönünce Hz. Aişe annemize şöyle hitap ettiler:
“- Ya Aişe, evimize hangi ulu kişi geldi? Bu Rahmani kokular, bu İlahi lezzet nedir?
“Ey Allah’ ın Resulü; Yemen oymağından Karen köyünden Üveys adında bir zat sizi ziyarete geldi. Mukaddes Cemâlinizin bağrı yanık aşıklarındanmış. Zat-ı âlinizi bulamayınca çok üzgün bir halde ayrıldı. İşte o adam gittikten sonra evin içinde bu ulvi kokuları hissettim.” der.

Efendimiz (SAV) bir müddet sonra Mescid-i Nebevi’ ye geçer ve sahabelerine seslenirler; “Bana Yemen tarafından rahmani kokular geliyor. Şüphesiz tabiinin en hayırlısı Üveys’tir.” buyururlar. (Buhârî, IV, 71; Taberânî, II, 150; krş. Ali el-Kārî, s. 137; Aclûnî, I, 260)

Peygamberimiz (SAV) de vefat etmeden önce bir vasiyet bırakır ve hırkasının Veysel Karani’ ye verilmesini ister. Daha sonrasında Hz. Ömer ve Hz.Ali (RA) Veysel Karani’ yi arar ve bulurlar. Peygamber efendimizin (SAV) bıraktığı vasiyeti yerine getirerek hırkayı teslim ederler.

Hz. Peygamber’in (SAV) ona bıraktığı rivayet edilen hırkanın sonraki nesillere intikal ederek günümüze kadar ulaştığı kabul edilir. Bu hırka, İstanbul’ un Fatih ilçesindeki Hırka-i Şerif Camii’ nde Ramazan aylarında ziyaret edilmektedir.

Bu olaydan sonra Veysel Karani’ ye köyünde daha fazla ilgi gösterilir. Fakat bu ilgiden hoşlanmayan Veysel Karani annesini alarak köyü terk eder. (Müslim, Fedâilü’s-sahâbe 225; Ahmed, I, 38; III,180)

Annesinin vefatından sonra Hz. Ali’ den davet alan Veysel Karani daveti kabul ederek Mekke’ ye göç eder. Mekke’ye vardığı zaman Hz. Ali’ye karşı bağlılığını bildiren Hz. Veysel Karani iki Müslüman grup arasında çıkan Sıffin Savaşı(657) sırasında ağır yaralanarak şehit olur. Mezarı ve defni ile ilgili rivayetler farklılıklar göstermektedir.

Nereye ve nasıl defnedildiği konusunda kesin bir bilgi yoktur. Nerede olduğunu ancak yüce Allah bilir.

Rivayete göre; Veysel Karani’ nin günümüzde Şam, Yemen ve Siirt olmak üzere üç yerde türbesi bulunuyor. Üç adet türbesinin bulunması sebebi ise bir rivayete göre Veysel Karani’ nin vefatı üzerine naaşını almak üzere üç kabile gelir. Bu üç kabile kendi arasında anlaşamazlar ve Hz. Ali Efendimize başvururlar. Hz. Ali Efendimizde onlara tabutları bırakarak gitmelerini ve sabah geri gelmelerini söyler. Rivayete göre sabah olduğunda her üç tabutun içinde de Veysel Karani Hazretlerinin naaşı vardır bundan habersiz olan kabileler naaşın kendilerine verildiğini düşünerek olay çıkarmadan defin işlemleri için memleketlerine geri dönerler ve aldıkları naaşı defneder. Böylece Hz.Ali Efendimizin’ de(RA) bir kerameti zuhur eder.(Cemâleddin Muhammed, Menâkıb-ı Üveys el-Karanî (trc. Ohrili Hüseyin Mazhar, İstanbul 1333)

Zâhidâne hayatı dolayısıyla Veysel Karanî Hz. tasavvuf ehli tarafından örnek bir şahsiyet kabul edilmiş, Hz. Peygamber’ i (SAV) zâhiren görmemekle birlikte mânen kendisinden feyiz aldığı ileri sürülmüştür. Bu sebeple ileriki asırlarda Resûl-i Ekrem’i, Veysel Karanî’ yi veya herhangi bir şeyhi görmeden rüya gibi mânevî bir yolla onlardan eğitim alan kişilere Üveysî denmiş, bu şekilde eğitim almaya Üveysîlik adı verilmiştir.

Veysel Karanî’ nin Uhud Gazvesi’ nde Resûl-i Ekrem’ in dişinin kırılması üzerine kendi dişini kırdığı şeklindeki rivayete istinaden, Pakistan’ın Lahor şehrindeki Bâdşâhî Camii’nin avlusunda bulunan Teberrükât-ı Mukaddese Bölümü’ nde ona izâfe edilen kırık iki diş sergilenmektedir.

(TDV İslam Ansiklopedisi 43. Cilt shf:74-75)

Veysel Karani’ nin maneviyatı samimiyet, sadakat ve sevgi üzerine kuruludur. O, dünya nimetlerinden uzak durarak Allah’ a yakın olmanın yollarını aramıştır. Manevi rehberliği ve öğretileri, tasavvufun temel prensipleri olan zühd (dünya malından uzak durma) ve takva (Allah’a karşı sorumluluk bilinci) üzerine yoğunlaşmıştır.

Hak dostu Veysel Karani bu imtihan âleminde Cenab-ı Hakk’ ın rızasını şu yedi maddede bulduğunu söyler.

1-Yükseklik aradım, tevazûda buldum.

2-Beylik aradım, hayırseverlikte buldum.

3-Mürüvvet aradım, doğruluktan buldum.

4-Şan aradım, hiçlikte buldum.

5-Nisbet ve şöhret aradım, takvâda buldum.

6-Şeref aradım, kanaatta buldum.

7-Rahat aradım, zühdde buldum.

(Ferîdüddin Attâr, Tezkiretü’l-Evliyâ, I, 64.)

Veysel Karani Hz. kulluğunda o dereceye yükseldi ki; her hâli, her hareketi ve her sözü insanlara ibret ve nasîhat oldu. Kimseden incinmemiş ve kimseyi incitmemiştir. Onun en önemli vasfı; Peygamber Efendimize (SAV) olan aşkı, ibâdete canla başla devâmı ve annesine saygısıdır. Annesine çok hizmet edip hayır duâsını aldı.

Rabbim hepimize Veysel Karani Hz.nin aşkını kulluğunu ahlakını ve üstün vasıflarını kazanmayı nasip edip öyle yaşamayı ve huzuruna imanla varabilmeyi lütfeylesin.

HÜSREV ÖNDEGELEN

İLAHİYATÇI ARAŞTIRMACI YAZAR