BUCA DEYİNCE
1971 ağustosuna Ürgüplü öğretmen Hatice Ünlü ile evlendim.
Göre'de babamın evine bitişik ayrı bir bölümde yaşamağa başladık.
O yıl balayı için vakit yoktu. Ağustos sonunda bütünleme sınavları yapılıyordu.
Herkes, eşini Akdeniz, Ege kıyılarına götürür balayı için.

Ben, yıllarca MTA çalışanı olarak Doğu Anadolu'yu gezdiğim için, eşimin Van Gölü
kıyılarını görmesini istiyordum.
1972 Ders yılı bitiminde Kayseri'den bindiğimiz trenle Tatvan'a ulaştık.
Denizcilik Bankası'nı oteli batıdaki örneklerinden üstündü.
İki gün Tatvan ve dolayını gezip dolaştık.

Herkes, memleketlerine böyle sevgiyle bakan genç eğitimcilere yardım ediyordu.
Tatvan Tuğ İskelesi'nden kalkan feribotla Van'a geçtik.
Ömrümüzün en güzel ''deniz'' yolculuğu idi.
Birçok insanla tanışıp söyleştik.

Eğitmenler, ordu mensupları, öğrenciler, köylüler.
Son derece temiz, şık bir feribottu. Altta raylar üzerinde tren vagonları vardı.
Van'da Öğretmen Okulu'nun Konukevi bizi kabul etti. Otellere verecek paramız yoktu.

Van Müzesi'ni saatlerce gezdik. Aklımız orda kaldı. Kalesine çıktık.
Gevaş'a gittik. Selçuklu kümbetlerine hayran kaldık.

Akdamar Adası'na geçemedik. Uzaktan baktık. Motorla ulaşım bize çok pahalıya malolacaktı.
Van'dan Ağrı'ya geçtik. Yine Öğretmen Okulu bizi konuk etti. Öğrenciler memleketlerine gitmişti.
Nöbetçi yönetici öğretmen bizim için yemek çıkarttı.
Ağrı'dan Erzurum'a geçtik. Ulusal Kurtuluş Savaşımızın Kongre kenti.
Taş Dükkanlarda Oltu taşlı yüzük almak istedik, gücümüz yetmedi.
THY Bilet satış yerinde Kayseri uçağını sorduk. Böyle bir hat-servis yokmuş.

Trene binip Erzincan, Sivas üzerinden tüm gece yol alıp, serin bir sabah Kayseri'ye ulaştık.
Trende üniversite sınavlarına girecek gençlerle, Divriğili lise mezunlarıyla söyleştik.
'' Bizim topalımıza Bağdat'ta rastlanır,'' o yolculuğun belleğimde kalmış armağanıdır.
Kayseri'den Ürgüp...Göre...Memleketimiz nasıl güzel, Külebi ustanın dizelerince...
Aynı yıl, Temmuz sonlarında bu kez yolumuz batıya...
Ürgüp-Ankara arası otobüs...Ankara-İzmir arası tren...
Sakarya Meydan Savaşı bir büyük destan.
Dr Kansu ustamın imzalayıp gönderdiği kitap çantamda...
Polatlı'dan geçerken ezberlediğim bölümleri okuyorum, ağlaya ağlaya...
İzmir'de ne yapacağız o temmuz sonrası sıcağında !
Buca Lisesi'nde İngilizce kursuna başvurumuz kabul edilmişti.
Ülkemizin her yanından gelmiş meslekdaşlarla birlikteyiz.
Sıradan bir kurs değil bu, bir sosyal iletişim, etkileşim ortamı...
Hafta sonu bizi Çeşme'ye götürüyorlar.
Bir sonraki hafta Ayvalık, Edremit Körfezi, Bergama...
Tadına doyum olmaz geziler.
Öğretmen arkadaşlar arasında aktör var, saz çalan var; iyi şiir okuyan, rol yapan, türkü söyleyen.
21 gün sürdü kurs...Unutulmaz anılarla dönüp geldik.
İzmir sıcaktı, Ürgüp, Göre sonbaharı yaşamağa başlamıştı.
Ve biz görünürde iki kişiydik.
Aslında üç... Oğlumuz Umut, annesindeydi daha...
Sevgili Öğretmenim Binyazar'ın bugün Cumhuriyet'te yer alan BUCA yazısı bana esin verdi.
Bir hazırlık yapmadan, belleğimdeki bilgilerin dökümünü yaptım.
Bu vesileyle Öğretmenim'e bin saygı, bin selam.
----------------------
13 Mart 2026. Diyarbakır