CUMHURİYETİMİZİN 103. YILI

Türkiye Devletinin Kuruluşu ile birlikte 29 Ekim 1923 tarihinde temel anlamıyla devlet yönetiminin seçimle belirlendiği ve egemenliğin halka ait olduğu yönetim biçimi ‘’Cumhuriyet’’ kabul edilerek ilan edildi.

Dünyada Cumhuriyet kavramı Demokratik, Oligarşik, Teokratik, Sosyalist olarak adlandırılmakta. Demokratik Cumhuriyet Egemenliğin kaynağı halktır ve yöneticiler seçimle iş başına gelir. Oligarşik Cumhuriyet Egemenlik belirli bir sınıf veya zümreye aittir ve o grubun çıkarına göre kullanılır. Teokratik Cumhuriyet Egemenliğin kaynağı dini kurallara dayanır. Sosyalist Cumhuriyet Ekonomik ve toplumsal düzenin sosyalist ilkelere göre şekillendiği cumhuriyetlerdir

Türkiye Cumhuriyeti de bir demokratik cumhuriyet olup, kuruluş ve anayasal nitelikleri açısından bazı temel özellikler taşır: Laiklik, Atatürk İlkeleri, Tam Bağımsızlık ve Ulusal Egemenlik, Hukuk Devleti ve İnsan Hakları olarak tanımlanmıştır.
Bu tanımlamalar; sadece bir yönetim şekli değişikliği olarak değil, ulus-devlet ve yurttaşlık esasına dayalı modern bir topluma geçişi sağladı.

Yukarıdaki bölümlerde genelde Cumhuriyetin tanımlamaları üzerinde durmaya çalıştım. Tanımlamalar konusunda farklı görüşler olabilir buna da saygılı olmak gerek.

Kurtuluş Savaşının ardından Devletin kuruluşu ve Yönetim biçimi konusun köklü değişiklikler yapılmasına ihtiyaç var olduğu gerçeğini göz ardı etmemeliyiz. Cumhuriyetin ilk yıllarında ve devam eden yıllarda bunların sancıları çekilmiş olsa da, günümüzde ise tam olgunlaşarak Egemenliğin Kayıtsız Şartsız Millete ait olduğu tescillenmiştir. Bunun kolay olmadığı 103 yıllık süreçte atlattığımız badirelerden bilinmekte.

Bağımsızlık, Hürriyet, Özgürlük karakterimiz olarak benimsediğimiz, bunlardan vazgeçmemiz asla düşünülemez. İnsan haklarına saygı herkesin görevi, Hukukun üstünlüğü asla dejenere edilemez, kimsede hukuku kişisel menfaatleri ve çıkarları karşısında yorumlayamaz yani kanunlar karşısında ayrıcalıklı göremez, kanun önünde herkesin eşitliği ilkesi asla sarsılmamalı, buna meydan verilmemeli. Bu ilkeler her vatandaşımızın görevi sorumluğu ve ödevi.

Kurtuluş Savaşında ülkemiz nasıl bölünüp, parçalanıp, kuşatılmak istenmiş ise de emellerine ulaşmalarına bu yüce millet asla izin vermemiştir. Günümüz de ülkemizi bölmek, parçalamak, kuşatılmak istek ve arzusunda olanların var olduğu, bu tür girişimlerden asla vaz geçmediklerini görmekteyiz.

Cumhuriyetimizin 103. Kuruluş yılını tebrik ederken nice yüzyıllar boyunca da nesillerimizin kutlamalarını en içten dileklerimle diliyorum.

İhsan BİÇKİN

28.10.2026