BİR ÇETİN SINAV, TEKNOLOJİ

Uzun yıllar teknolojiden uzak yaşadık. “Biz niçin yapamıyoruz?” diye sorma zahmetine bile katlanmadan uzun yıllar.

Eğer askeri gereksinim ya da pkk ile yapılan uzun soluklu mücadele olmasa teknoloji aklımıza dahi gelmeyecekti.

Her şey pkk teröründe kullanılmak ve teröristleri takip edebilmek için BAYKAR isimli bir şirketin dron yapma isteği ile başladı.

Maalesef dron yapılmasını istemeyenler, “Ne gerek var, boşuna uğraşma, sen yapsan da biz gene başka devletlerden alırız.” diyen vahim sözler ettiler… Eğer denilenlere bakılsa ya da boyun eğilse bugünkü şu göz kamaştırıcı duruma gelemeyecektik.

Daha korkuncu, yaptıkları o küçük dronu kaldırmak için havaalanını dahi kullanmasına izin vermemeleri olmuştur. Yüzlerce yıldır Batı karşısında boynu eğik olan Türk insanının çaresizliğine bir örnektir bu durum.

Dinimiz, “Bilim Müslümanın yitik malıdır, Çin’de dahi olsa bul getir” ve Cumhuriyetin kurucusu M. K. Atatürk’ün “İstikbal göklerdedir!” sözlerine rağmen bu olumsuzluğun yaşanması insanımızın nasıl bir ‘halet-i ruhiye’ içinde olduğunun bir belgesidir adeta.

Yüzyılların getirdiği “biz hiçbir şey yapamayız, ancak satın alabiliriz” zihniyetinin ne kadar yaygın ve güçlü olduğunun da bir göstergesi olsa gerek yaşanlar.

Fakat Selçuk ve Hakan kardeşler ayaklarımıza pranga olan bu düşüncelerden kurtulmaya da kararlıdırlar. Hani Osmanlıların Söğüt’ten çıkmaları gibi.

Bu iki kardeş yılmayacak, yapmaya devam edecek, tüm olumsuzlukları “ya havle!” diyerek elinin tersi ile itecek, çalışacak, çalışacak, “doğru olan da, yapmamız gereken de bu” mesajını güçlü bir şekilde Türk halkına ulaştıracaklardır.

Sonra yavaş yavaş başarılar arka arkaya gelmeye başlayacak, önce doğuda, sonra Irak’ta yaşanan hadiseler bu işin ne kadar önemli olduğunu bize gösterecek, “biz yapamayız” düşüncesinin yerini “yapabiliyoruz” anlayışı alacak, küçük bir umut tüm dünyayı etkileyecek ve parmak ısırtacak bir hale gelecektir.

O makûs talihi bu iki kardeşin azmi kıracaktır. Elbette Tusaş, Aselsan, Roketsan, Havalsan vb. gibi şirketlerimiz bu gelişmelere ayak uyduracak, yaptıkları ile bizi şaşkınlıktan şaşkınlığa itecek, Batı karşısında kaybettiğimiz özgüvenimiz tekrar canlanır hale gelecektir.

Yaptığımız şeyin ne kadar önemli olduğunu, Suriye, Karabağ ve Libya ve Ukrayna’da görecek, o güne kadar bilinen savaş anlayışını da kökten değiştirecektir.

Artık Batı devletleri de bize farklı bakmaya başlayacak, eski Osmanlı korkusu birden akıllarına gelecek, o açılmış iri gözlerle bizi takip etmeyi sürdüreceklerdir.

Şu anda hiçbir devlete ulaşmak için çabalamıyoruz, çünkü yaptıklarımız artık dünyada bir ilk niteliği taşımaktadır. Artık onlar bizi izler hale gelmiştir. Bu gelişmeler devam etmeli, kesintiye uğramamalı, artık Söğüt’ü geride bırakmalıyız…