FON KRİZİ ERDOĞAN'I HEDEF ALAN BİR PLAN MI?

İşte tartışmanın en kritik noktası burası.

Bugün bazı çevrelerde fon krizinin arkasında siyasi bir hesap bulunduğu ve hedefin doğrudan Erdoğan'ın 2028'deki adaylığı olduğu ileri sürülüyor.

Bu iddia kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, siyasi bir değerlendirme olarak ele alınmalıdır.

Çünkü şu anda kamuoyuna açık soruşturma belgeleri, fon soruşturmasının Erdoğan'ın adaylığını engellemek amacıyla planlandığını ortaya koymuş durumdadır.

Ama siyasi açıdan şu soruyu sormak meşrudur:

2028'e giderken ekonomik kriz, yolsuzluk iddiaları, sermaye piyasası operasyonları ve iktidar içindeki isimlere yönelik suçlamalar siyasi olarak nasıl kullanılacak?

İşte asıl mesele budur.

Çünkü Türkiye'de artık seçim atmosferi yalnızca sandık günü başlamıyor.

Algı savaşı çok daha önce başlıyor.

KİMİN PİSLİĞİ KİMİN ÜZERİNE ATILACAK?

Eğer iktidar içerisinde gerçekten yolsuzluğa bulaşmış insanlar varsa…

Kimse onları Erdoğan'ın arkasına saklamamalıdır.

Erdoğan'ın siyasi sorumluluğu ayrı tartışmadır.

Bir kişinin bireysel suçunun hesabı ise hukuk önünde ayrıca sorulmalıdır.

Birileri suç işlemişse:

“Bizim adamımız” denilerek korunmamalıdır.

Ama aynı şekilde birilerinin yaptığı iddia edilen suçlar üzerinden milyonlarca insanın zihninde:

“Bütün iktidar hırsızdır.”

“Bütün sistem çürümüştür.”

“Bütün devlet yolsuzluğa batmıştır.”

şeklinde otomatik bir algı oluşturulmasına da izin verilmemelidir.

Çünkü hukuk kişiseldir.

Suçun şahsiliği vardır.

ASIL SINAV DEVLETİN SINAVIDIR

Devlet şimdi çok zor bir sınavdan geçiyor.

Bir tarafta vatandaşın parasını korumak zorunda.

Diğer tarafta sermaye piyasalarına güveni yeniden tesis etmek zorunda.

Bir tarafta suç varsa suçluyu bulmak zorunda.

Diğer tarafta soruşturmanın siyasi hesaplaşmaya dönüşmesine izin vermemek zorunda.

Çünkü adaletin en büyük gücü şudur:

Kimseye göre değişmemesi.

Bugün iktidara yakın olanın da hesabı sorulmalı.

Muhalefete yakın olanın da…

Büyük patronun da…

Küçük yatırımcının da hakkı korunmalı.

2028'E GİDERKEN ASIL TEHLİKE

Bence asıl tehlike fon krizinin kendisinden daha büyük olabilir:

Gerçek ile algının birbirine karıştırılması.

Bir iddia ortaya atılıyor.

Sosyal medyada binlerce kez paylaşılıyor.

Sonra iddia, sanki mahkeme kararıyla kesinleşmiş gerçekmiş gibi anlatılıyor.

Bir başka iddia geliyor.

O da ekleniyor.

Sonra bütün bunlar birleştirilip siyasi bir hikâye oluşturuluyor.

İşte burada dikkatli olmak gerekiyor.

Çünkü bugün fon soruşturmasında gerçekten ciddi adli işlemler yürütülüyor. Çok sayıda kişi hakkında tutuklama ve mal varlığı tedbirleri uygulandı. Ancak soruşturmanın tamamlanmış bir mahkûmiyet dosyası olmadığını ve nihai hukuki sorumlulukların yargı süreci sonunda belirlenmesi gerektiğini unutmamak gerekir.

Temiz bilgi budur.

KOMPLO DEĞİL, SORU SORMAK

Benim söylediğim şudur:

“Fon krizinin arkasında kesinlikle Erdoğan'ı hedef alan bir operasyon vardır.”

Bu dosyanın siyasi etkileri olacak.

Çünkü 2028 yaklaşırken her büyük ekonomik ve hukuki olayın siyasette yankı bulması kaçınılmazdır.

Bu nedenle vatandaşın yapması gereken şey belli:

Her duyduğuna inanmayacak.

Kim söyledi?

Nereden söyledi?

Belgesi ne?

Ne zaman söyledi?

Neden şimdi söyledi?

Kimlerin işine yarıyor?

Ve en önemlisi:

Bu iddia mahkeme dosyasına mı dayanıyor, yoksa sosyal medya söylentisine mi?

Bunlara bakacak.

SON SÖZ

Fon krizinde suç işleyen varsa cezasını çekmelidir.

Vatandaşın parasına göz diken kim varsa hukuk önünde hesap vermelidir.

Ama bu soruşturmanın siyasi bir mühendislik operasyonuna dönüştürülüp dönüştürülmediği de zaman içinde ortaya çıkacaktır.

Eğer gerçekten birileri ekonomik kaosu siyasi silaha dönüştürmeye çalışıyorsa, bunun hesabı da siyaseten ve hukuk içinde sorulmalıdır.

Çünkü seçim sandığında vatandaşın iradesini hiçbir operasyon, hiçbir algı kampanyası, hiçbir medya bombardımanı ipotek altına almamalıdır.

2028'e giderken Türkiye'nin ihtiyacı komplo teorileri değil; belge, delil, hukuk ve şeffaflıktır.

Ve eğer birileri gerçekten Erdoğan'ın 2028'de aday olmasını engellemek amacıyla ekonomik ve finansal bir dosyayı siyasi operasyona dönüştürmeye çalışıyorsa, bunun cevabını zaman verecektir.

Ama unutmayalım:

Gerçeklerin ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır.

Bugün gizlenen yarın ortaya çıkar.

Bugün algıyla kapatılan yarın belgeyle açılır.

Ve sandık günü geldiğinde son sözü;

ne fonlar, ne manşetler, ne sosyal medya trolleri, ne de karanlık hesaplar…

Millet söyler.

Tuncay Dalcı