NEVŞEHİR LİSESİ : 1961-64
'' Göre İlkokulu...MGO...Şimdi de Lise. ''
'' Evet, Ekim ayında 1961'de lise öğrencisi olduk. Özümüze bir güven geldi. Gururluyuz. ''
'' Müdür kimdi, anımsıyor musun ? ''
'' Tarih öğretmeni. Lakabı Halaoğlu. Hüseyin Sağdıç. DTCF mezunu olduğunu duyardık. Tarihten hemen hiç ders almadık diyebilirim. 'Şu sayfalar arasındaki devri okuyun, gelecek hafta şifahi imtihan yapacağım', der, odasına kaçardı. Demek, idareci olunca, ders verme yükümlülüğü olmuyor. 3 yıl boyunca, çizelgelerde onun adı vardı. Ne Orta Asya, ne Selçuklu, ne Osmanlı, ne İstiklal Harbi. Tek bir söz duymadık ondan. Fakat sınıflarımızı geçtik. ''
'' Coğrafya öğretmeniniz ! ''
'' Bir yazımda ayrıntılı anlattım. Muzaffer Sofuoğlu. Kastamonulu. Ciddi bir öğretmen. Dakik. İkinci ve üçüncü sınıfta Ahmet Akyürek girdi. Avanoslu. Yorgun, bıkık, yıprak bir adam. Sinirlendiği zaman aynı cahil insanlar gibi küfrederdi. Hiçbir şey öğrenmedik ondan. Boşa geçip gitti iki yıl. Yeğeni Erol da sınıf arkadaşımızdı. O da beğenmez, eleştirirdi emmisini. ''
'' Gelelim fizik dersine ''
'' Hasan Sarıkuzu. Aynı zamanda müdür yardımcısı. En çok köy çocuklarına düşman. '' Sen ağa, ben ağa; ineği kim sağa ! '' Bu basit espriye Nevşehirli arkadaşlar gülerdi, fakat bizim zorumuza giderdi. '' Git, babanın tarlasını sür. '' Sanki Göre'nin toprağı bire yüz veriyor da. Beni de hiç sevmezdi. Bakışlarınddan anlardım. Kızılcin köyünde Alaaddin'e '' Noolacak lan, okuyup da alim mi olacaksın ! '' derdi sık sık. Sanki Alaaddin’in babasının bitek topraklı geniş çiftliği vardı da. Tek isteği, ereği vardı. Kayınbiraderi Erdal'ı İTÜ'ye sokmak. O derse başladı mı, sınııfta terör havası eserdi. Bildiğimizi de unuturduk. Hayri Dener'in, Nusret Kürkçüoğlu'nun ders kitapları da sevimsizdi. 2 yıl Sarıkuzu dersimize girdi de bir kez bile yüzünün güldüğünü, gülümsediğini görmedik. Laboratuarda ders de yapmadı. Bu adam GEE mezunuydu, demek, eğiitim psikoloji okumamış...Onu uzun bir yazıyla anlattım. ''
'' Sonra Aksaray Lisesi'ne müdür olarak gittiğini biliyorum. ''
'' Evet, böylece kurtulduk. Bir süre boş geçti fizik dersi. Sonra Aytekin adlı bir öğretmen kurs mahiyetinde ders verdi. Gülşehirli iyi bir gençti. Fakat asıl dersi, son sınıfta Mehmet Şahin'den aldık. Çatlı. Son derece ciddi, zeki bir genç. Babamın bacısının oğlu olduğu halde, asla yakınlık göstermez. Sınavda bilmemişsem zayıf not verir. Ne öğrendiysek fizikten, bize o öğretti. ''
'' Kimya ! ''
'' Savcının karısı derlerdi. Macide Kaptanoğlu. Aşırı kilolu. Masaya lök gibi oturur, kitaba bakarak ders anlatırdı. Kimya formüllerini eezberlerdik. Bir kez bile laboratuara gidip de deney yapmadık. Kimya dersleri de bize hiç yarar sağlamadı. ''
'' Fransızca dersiniz ! ''
'' Mösyö lakaplı Turgut Sutekin. Niğde mebusu olmuş bir Osmanlı paşasının oğlu. 1924 öncesi Rum papazlardan öğrendiği fransızcasıyla öğretmenlik yapmak...Zor...Ders kitaplarımız da son derece sevimsiz. Ben fransızcayı seviyordum, fakat Mösyö'den yararlandığımızı söyleyemem. ''
'' Edebiyat dersinize kim girdi ? ''

'' Önce Aziz Bey girdi. Sanırım Türkistan göçmeniydi. Ağırbaşlı, ciddi bir adam. Sonra, Elazığ mı, Tunceli mi, mebus namzedi olmuş, seçimde kazanamayıp geri dönmüş Kemal Abbas Altunkaş adlı İstanbul Üniversitesi , Edebiyat Fakültesi 1941 mezunu bir adam girmeğe başladı. Osmanlıca yanlısı. Cumhuriyetin çağdaş yazarlarına asla değer vermeyen, hele de Köy Enstitülü yazarları adam bile saymayan. Varsa yoksa Divan Edebiyatı...Baki...En son Yahya Kemal Beyatlı. Ondan sonra şair, yazar yok. Faülatün, faülatün, mef'ulü kabus gibi çöktü üzerimize. Olumlu yöneri de vardı. Bize 3 kitabı alıp okumayı zorunlu kıldı : Beyaz Zambaklar Memleketi Finlanda, Zeytin Dağı, Türkçülüğün Esasları ''.
'' Sonra ne oldu ? ''
'' Kemal Abbas Bey, sanırım memleketine yakın olmak istedi. Malatya Lisesi'ne atandı, gitti. Sonra Mukaddes adlı bir hanım edebiyat dersimize girmeğe başladı. Kendini bilgili göstermeğe çalışan birisi. Öğrenci birkaç soruyla derhal anlar öğretmenin bilgi düzeyini. Hiçbir yazarı tanımıyor, edebi akımları öğrenmemiş. Onun döneminde hiçbir bilgi edinemedik, boşa geçti o yılımız. ''
'' Felsefe, mantık, psikoloji, sosyoloji derslerinize kim girerdi ? ''
'' Van Lisesi'nden gelmiş Hacı Küçük Karaca. 1961-64 arası kuşağı derinden etkileyen tek eğitimci. Olağanüstü güzel ses tonuyla ders anlatırdı. Burjuvazi, kapitalizm, emperyalizm terimlerini biz ondan öğrendik. Dinleri eleştirirken kimi arkadaşlar homurdanırdı. Fakat o, aldırmadan dersini verirdi. Kemalizm nedir, ondan öğrendik. Alışılmadık biçimde sınav yapardı. Soruları sorar, pencereden Kale'yi seyrederdi. İsteyen dersane içinde gezsin dolaşsın. Sınav kağıdına ne yazarsa yazsın. En çok Sokrates'i , ünlü savunmasını anlatırdı. Ders kitaplarına bağlı kalmazdı. Sosyoloji kitabının yazarı Dr Nurettin Topçu'yu da sevmezdi zaten. Çağdaş yazarlarımızdan beğendiklerini güzel güzel anlatırdı. Yaban romanını dile getirmişti iki dersinde. Hasanoğlan Köy Enstitüsü'nü, Yüksek Köy Enstitüsü'nü bitirmiş; yetmemiş, GEE Pedagoji bölümünden de mezun olmuştu. Sık sık şikayet edilirdi. Bakanlık müfettişleri gelirdi. Biz mezun olduktan sonra Gülşehir'e gönderilmiş. Bir ara Fethiye'de görev yapmış, geri dönmüştü. Dinar ve İvriz anılarını anlatırdı. 1965 mezunu emmimoğlu Hüseyin Güney'in de en sevdiği öğretmendi Hacı Bey. ''
'' Resim derslerinize kim girerdi ? ''
'' Ben en çok bu dersi severdim. Servet Göncü titiz, özenli, dikkatli bir eğitici. Yerli yabancı ressamların eserlerini yorumlamayı, eleştirmeyi biz ondan öğrendik. Kadirah yöresi boştu. Göre'den gelen çay orada çağlayan yaparak akardı, bazaltik kayalar suyun gücüyle yarılmış, yalamuk taşına dönmüştü. Beni severdi, çizdiğim resimleri beğendiği kadar kıyasıya eleştirirdi de. Sanat Tarih dersimize de o girdi. Çok dakik, düzenli. Biz Lise'yi bitirdikten sonra değişmiş, sinirli bir insan olmuş. Bizim Hüseyin ne olup bittiğini bana mektuplarda anlatırdı. ''
'' Beden Eğitimi dersinize kim girerdi ? ''
'' MGO'da olduğu gibi Nihat Bilgen. O yalnız spor, jimnastik yaptırmazdı. Bu dersin bir kültür aktarma olanağı veren ders olduğunun da bilincindeydi. Soğuk günlerde dersanede bize tarihi konulardan söz ederdi. Hüseyin Sağdıç'ın anlatmadığını bize o söylerdi. Nihat Bey sonradan eğitim bilimleri alanında doktora aptı. MEB Avni Akyol'un müsteşarı oldu, Bolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı oldu. Rektörlük de yaptı. Bir YÖK toplantısında karşılaştık , kendimi tanıttım. Ne kadar güzel ders işlediğini anlattım, mutlu olmuştu. Sanırım son sınıftayken, aslında İngilizce öğretmeni olan Sümer Bey bir süre yürüttü bu dersi. Anılarını anlatmayı severdi. Bizden sonra Ürgüp Ortaokulu’na geçtiğini ve orada evlendiğini duyduk. Daha sonraları da MİT mensubu olmuş. Bu arada, Rıdvan adlı bir Beden Eğitimi öğretmeni de gelmişti Lise'ye. Değişik tavırları olan bir genç. Ruhsal yapısı sıkıntılı. Bizim dersimize o hiç girmedi. ''
'' Askerlik dersiniz de vardı, değil mi ? ''
'' Tam adı Milli Güvenlik Bilgisi. Askerlik Şubesi başkanı Osman Albay gelirdi. İlginç bir subay. Kız öğrencileri dışarı çıkarıp bize, erlerden duyduğu fıkraları anlatırdı. ''
'' Cebir, matematik, geometri dersinize kim girerdi ? ''
'' Faik Zorlu. Çok genç. Olsa olsa bizden 2 yaş, belki 3, büyük. Fakat son derece ciddi, tutarlı, özünü yetiştirip geliştirmiş. İyi ders anlatıyor, öğrettiğini de sınavda istiyor. Yalnız matematik dersi vermiyor; Kıbrıs gibi konulara da arada bir değiniyor. Ulusalcı. Sonra Turan adlı Kozaklılı olduğunu bildiğimiz bir genç girmeğe başladı dersimize. Uzun boylu oluşunu anımsıyorum. O kadar. Zor bir ders. Benimsemek güç iş. ''
'' Biyoloji öğretmeniniz kimdi ? ''
'' Sevimli bir genç hanım. Kızıl saçlı, yüzü çilli . Gülümseyen ciddiyet. Türkan Seviş. Öğrenci dedikoduya hemen inanır, haber yayılır. Evlenirsen ölürsün demiş doktor. Son derece özenli, belli ki evinde hazırlıyor vereceği dersi. Tahtaya şekiller çiziyor renkli tebeşirlerle. Ben hayran kalıyorum ders verme yöntemine. Türkçeyi en iyi kullanan da o. Kendi kendime diyorum ki '' Bu öğretmenimiz Lise'de kalmamalı. MEB değerini bilmeli. Eğitim Enstitüsü'nde , Fen Fakültesi'nde doçent olmalı.
‘' 1963-64-65 mezunlarından kimler hangi fakültelere girdi ?
‘’ Harun Erdoğan SBF’de okudu kaymakam oldu. Tevfik Dalgıç ODTÜ’de okudu. Turgut Çelebi, Erdal Birlik İTÜ’ye girip İnşaat Mühendisi oldular. Selçuk Kararlı da Yıldız Teknik Üniversitesi’ne okudu. Tuncer Özkan Ankara; Savcı adlı bir arkadaş ile ,Necdet Ersan , Mustafa Eceviz de İstanbul Hukuk Fakültesine kaydoldular. Yusuf Erdoğan, Salih Çavuşoğlu İstanbul Edebiyat Fakültesi’nde coğrafya ; Hasan Amuca ile Burhan Pişkin TDE okudular. Hazım Tümtürk de Kimya Fakültesinde öğrenci oldu. Gülcan DTCF Sanat Tarihi bölümüne, Mehmet Atılgan Rusca Bölümüne girdi. Turhan Uzman SBF’ni kazandığı halde DTCF İngiliz Filolojisine kaydını yaptırdı. Ercan Gönen de Coğrafya Bölümü öğrencisi oldu. Ben önce Fransız filolojisine kaydoldum, sonra Coğrafya Bölümüne geçtim. Attila Savran Hava Harp Okulu’na girdi. Naci Özgün, İbrahim Körükçü ,Fevzi Şahlanan Selçuk Eğitim Enstitüsü’nde okudular. Hasan Eski de SBF’de öğrenci oldu. Çalışkan ve pek zeki arkadaşımız Zübeyde Doğru da galiba GEE öğrencisi oldu. Halis Aslan, Atatürk Üniversitesi Fransızca Bölümüne girdi. Ahmet Köksal, Ahmet Özgümüş, Ali İhsan Yükselbaba da İngiliz filolojisinde öğrenci oldular. Birçok arkadaş lise eğitimini yeterli görüp bankacı oldular. Avanoslu Mustafa Balta, Ferit gibi. Erol Akyürek de Turizm ve Ticaret Yüksek Öğretmen Okulu’na girdi.
'' Bu bilgiler önemli. Olumlu ve olumsuz yönleriyle bir Orta Anadolu beldesinde Lise'nin öğretim elemanı kadrosu. Tarihe not düşmek adına iyi bir görüşme oldu. Teşekkür ediyorum sevgili dostum.''
...........................
Sevgili arkadaşım Türkçe-Edebiyat Eğitmeni Mustafa Kaya sordu, ben yanıtladım. Video kasete çekti, ayrıca telefona kaydetti görüntülü olarak. İlerde Nevşehir İli Eğitim Tarihi yazılırken bu bilgiler gerekli olabilir. Ben de bu olanağı bana tanıdığı için Kaya dostuma teşekkür ediyorum. ''
------------------
2020 Ekim. Ürgüp