HİKAYE - ÖYKÜ OKUMAK

Çok sayfalı bir roman ilk anda insanı ürkütür : '' Ben bu oylumlu kitabı nasıl bitireceğim ? ''

1971 yılında alıp kitaplığıma koyduğum Gazap Üzümleri'ni bu korku yüzünden tam 50 yıl sonra okuyabilmiştim. İyi de oldu. Herkesin güllük gülistan sandığı ABD' de 1930'lı yıllardaki kargaşa içindeki toplulukları, adaletsizliği, aç insanları, iş bulmak için eyaletten eyalete yapılan pejmürde göçleri başka nerdeden okuyup öğrenebilirdik ki !

Taa ilkokulda başlayan okuma alışkanlığımda bir huyum var. Bir romanı, sevmesem de bitirmeliyim. Bu , beni sıkıntıya sokan bir özelliktir. Nitekim Dostoyevski'nin Budala adlı bir romanını ite-kaka, sevmediğim halde sonuna dek okumuşumdur.Belki çevirisi iyi yapılmamıştı da, ondan.

Öykü okumak bu açıdan daha kolaydır. Gerçi roman oylumunda da öyküler vardır. Örneğin Kemal Tahir'in Göl İnsanları adlı kitabındaki öykülerin herbiri uzun olsa da, zevkle okunur.

Hepimiz Refik Halid Karay'ı biliriz .

Neden ?

Çünkü Türkçe okuma kitaplarımızda onun Eskici adlı insanı ağlatan bir öyküsü yer alır da ondan. 1923-38 arasında Suriye ve Lübnan'da yaşayan yazarımız bu öykülerinde , vatan sınırları dışında bırakılmış ata topraklarının sancılarını, gerçeklerini dile getirir.

Gurbet Hikayeleri okununca hemen ardından Memleket Hikayeleri akla gelir.

Refik Halid Karay, Hürriyet ve İtilaf Fırkasına bağlı bir gazetecidir. İnançla savunduğu fırkası iktadarda ise sorun yok; İstanbul'da yaşar gider. Fakat 1900'lerin başında, İttihat ve Terakki Hükümetinde muhalif gazetecilere sık sık yol görünür.

Sürgün yararlıdır Babıali Caddesinin ceride muharrirleri için. Çatalca'ya , Yalova'ya, Bolu'ya bir yolculuk yapsalar, Evliya Çelebi gibi seyahatnameler yazarlar.

Sürgünler sayesinde İstanbul'u mesken tutmuş yazarlar Anadolu'yu tanıma olanağı bulmuşlardır. Refik Halid Bey sürülmeseydi Memleket Hikayeleri gibi bir kitabı biz nasıl okuyacaktık ! Üstad Sinop, Çorum, Ankara, Bilecik gibi yerlerde yaşamak zorunda kalmıştır. Her öyküsü bu Anadolu kentlerinden birinde geçer.

Ders kitaplarında Ömer Seyfeddin'in öykülerine yer verilmiştir. Daha ilkokuldaki öğrenci, ancak 34 yıl yaşayan bu Türk subayının öykülerini severek okur.Elimizden kayıp giden Balkan kentleri, yaşanılan dayanılmaz acılar ...

Öykü dünyamız hayli varsıldır.

Ahmet Hamdi Tanpınar bir edebiyat profesörü, şair ve romancı. Abdullah Efendi'nin Rüyaları'nı 1924'te Erzurum Lisesi'nde öğretmenken yazmış. Herbiri çarpıcı, Türkçemizin balı öyküler.

MŞE kimdir ? Memduh Şevket Esendal...Yazar, mebus ve elçi...1920'lerde ülkemizin temiz, saf insanları onun öykülerinde dile gelirler.

Haldun Taner'in öykülerinde mizah ve ironi vardır. Tiyatro eserleri yanında denemeleri de olağanüstü etkileyici olan Üstad, öykü yazarlığında da doruktadır.

Sait Faik Abasıyanık...İstanbul'u, adaları, balıkçıları yazmasaydı biz nerden tanıyacaktık onları ?

Reşat Nuri Güntekin, romanları kadar, gezi notları kadar öyküleriyle de bilinen bir yazarımız...Kirazlar adlı öyküsünü okurken insan ağlar.

Sabahattin Ali pek genç yaşta Anadolu'dan öyküleryle dikkati çekmiştir. Katı bir gerçekçilik...

Romanları, denemeleri kadar öyküleri, destanlarıyla da ünlüdür Hemite Köylü Yaşar Kemal.

Fakir Baykurt, romanları, denemeleri, anıları kadar öyküleriyle de dikkat çeker. Efendilik Savaşı, Kale Kale, Onbinlerce Kağnı, Anadolu Garajı okunacak kitapların başında gelir.

Mahmut Makal bir öykü yazarı olarak değil bir deneme yazarı olarak bilinir. Bizim Köy'den sonra Hayal ve Gerçek, Kalkınma Masalı , Köye Gidenler anı-deneme-öykü arası kitaplarından bazılarıdır.

Talip Apaydın'ın öykülerinde Polatlı bozkırları, Turhal-Almus-Amasya yöresi tüm gerçek yönleriyle, insan sorunlarıyla karşımıza gelir.

Eğitimci Mahmut Yağmur'un öyküleri ne denli çarpıcı, geçekçi, acıdır.

Şair Mehmet Başaran , Kepirtepe'den Hasanoğlan'a, Ceylanköy'den Kaz Dağları'na yurt coğrafyasının sonsuzluğunda yazdığı öyküler en çarpıcı anlatımıyla bizi derinden etkiler. O, Trakya bozkırlarının çığlığıdır. Çarığımı Yitirdiğim Tarla, ba yazıyı yazan kişiyi de derinden etkilemiştir.

Fikret Madaralı, Rumeli'den Anadolu'ya...Öyküleriyle dikkat çeker.

Selahaddin Şimşek yazmasaydı biz Hakkari'yi nerden, kimden okuyup öğrenecektik ?

Dursun Akçam için çağımızın Dedem Korkut'u denir. Cılavuz'u, Kars'ı, Ardahan'ı, sonra Almanya sürgünlüğünün ne olduğunu biz ondan öğrenmişizdir.

Hukukçu Necati Cumalı'nın öyküleri bize Ege ovalarının sıcağını, emekçi insanların güzelliğini , aralarındaki bitmeyen kavgayı verir.

Orhan Kemal yazmasaydı o harika öyküleri Çukurova'nın sarı sıcağını, binbir düşünceli insanını, İstanbul'un gecekondu semtlerinin kendine özgü toplum yapısını biz nerden öğrenecektik !

Tarık Dursun K. Soyadı Kakınç'ı hiç kullanmayan yazarımızın herbir öyküsü mücevher değerinde birer kuyum işi destandır.

Muuzaffer Buyrukçu, Mübadele ile gelen ve tam yerleşemeyen göçmenlerin sorunlarını irdeleyen öyküleriyle dikkat çekmiştir.

Hukukçu Necati Güngör, Malatya içinden başlayarak İstanbul'a uzanan öyküleriyle iyi bir yazar olduğunu göstermiş bulunuyor.

2000'den bu yana Türk öykü sanatında dikkat çeken yazarlarımız ulusal ve uluslararası alanda ürünler vermişlerdir. Yüksel Pazarkaya, Selim İleri, Feridun Andaç, Lütfi Özgünaydın, Kemal Ateş, Cemil Kavukçu , Hatice Sönmez Kaya, Ayşe Kilimci , Müge İplikçi gibi değerli yazarlarımız yayınlarıyla öykü dünyamızı varsıl kılmışlardır ...

Belleğimizde ne varsa, yazılı kaynaklara başvurmadan, düşünüp döktük buraya. Elbette bu , doktora tez çalışması olacak boyutta bir konudur. Tuğla kalınlığında kitaplar yazılmaktadır bu alanda...

Edebiyatçı olmayan bu fakirin, eksiklerinin tamamlanması dileğiyle.

........................

17 Ekim 2026. Ürgüp