KÖYDE CUMHURİYET BAYRAMI

Uğur Sel, 5 yıl görev yaptığı köyü, tepenin yamacına oturmuş syrediyor.

5 yıl bu köyün ilkokulunda tek öğretmen olarak görev yaptı.

Sonra okul kapatıldı. Artık ''taşımalı eğitim'' vardı.

Zaten evlerde çocuk da kalmamıştı . Aileler Niğde'ye, Tarsus'a, Konya'ya göç etmişti.

Uğur Sel, Hacıbektaş'tan gelmişti. Köyün minbüsüne binip, 4 km kala, inmişti.

Yoğun duygular içindeydi.

İşte okul, köyün biraz dışında. Çatısı kiremitli tek yapı.

Dikkatla bakınca anladı. Kiremitler eksilmişti.

İki dersliği vardı okulun. Üçüncüsünü lojman olarak kullanmıştı.

İkinci görev yılında evliydi. Köylüsü Turna'yı bu odaya gelin getirmişti.

Bahçesini taradı gözleriyle . Taş taşıyarak öğrencileriyle duvar örmüştü. Selviler dikmiş, köyün çeşmesinin sularının gelmesi için ark açmıştı.

Selvilerin çoğu kurumuş... Birkaç tanesi gür gümrah yaşamını sürdürüyor; yerini sevmiş olanlar.

.....................

'' Vay gurbaaan, guzuum, nirden çıhdın sen yav, hoş geldiiiin, sefalar getirdiiin ! ''

Köyde en iyi anlaştığı Kahraman bu. Sarılıp kucaklaşıyorlar.

'' Valla çoh şaşırdım yav, gaç yıl oldu, dur bahiim, bizim oğlan lise sonda olduğuna gore, beş yıl olmuş yav. ''

Konuşuyor ardarda. Sevinmiş, belli. İçten bir davrranış. Yapmacık değil.

Sonra içeriye sesleniyor.

'' Gııııız, gelin bahın, kim gelmiş. ''

İçerden Kahraman'ın karısı Zade çıkıyor. Şaşırmış halde.

'' Amanııı ! Yohsa yohsa tek gelmedin inşallah,, Durna'yı da getirdin mi ? ''

Kahraman durup durup kucaklıyor, sırtını tapışlıyor.

'' Bizim oğlana öyle sağlam bilgi virmişsin ki hiç dakılmadan Niğde Lisesi'ne geçdi, iyi ohuyor. ''

Öğretmen mutlu, gördüğü ilgiden.

Soruyorlar. '' Taa Hacıbekdaş'dan gelmişsin. Açsın sen, hemen bi sufra düzelim. ''

Uğur Sel soruyor.

'' Beş, on kadar çocuk, genç bulabillir miyiz ? ''

'' Bugün kazaya gitti gençler. Çocuklardan belki çıkar birkaç tane. Buluruz, ne yapacaksın ? ''

Çantasından bir Türk bayrağı çıkardı.

'' Bunu asmaak için de bir uzun sırık ''

Kahraman anlamıştı. Bakakaldı. Gözleri yaşarmıştı.

......................

İzmir'in dağlarında çiçekler açar.

Bozulmuş düşmanlar yel gibi kaçar.

5 yıldır bayrak görmeyen, Marş duymamış köylü kulak kabarttı.

Ne oluyor, nedir bu ? Radyo, televizyon mu, hayır.

Nüfusu göçlerle iyice azalan köyde, herkes dama çıkıp izledi.

Erkekler inip aşağı, öğretmmenin yanına geldiler. Tokalaştılar, kucaklaştılar.

En önde bayrak taşıyan çocuğun arkasında toplam altı öğrenci vardı.

Köyün içinde marşlar söyleyerek dolaştılar.

Yaşları altı, yedi olan kız çocukları imrenerek baktı ağabeylerine.

Sordular, o takım giysili, ağarmış saçlarıyla, yanık yüzlü kişinin kim olduğunu.

'' O Uğur Öğretmen. Abiin, ablan şimdi oraokulda, lisede okuyorsa onun sayesinde. ''

Öğretmen uzakta, çocuklarla yürüyüşteydi. Duymuyordu hakkında söylenenleri. Fakat, anlıyordu. El salladı.

Birisi de vardı ki, sinsi sinsi, bir hıyanet görüşmesi yapıyordu cep telefonuyla. İki camisi de, cemaatsiz olduğu halde faal olan bir köy burası. İmam boş durmuyor.

..................

'' Sen kimsin lan ? ''

'' Ben öğretmen Uğur Sel. Bana lan diyemezsin sayın kaymakam ! ''

'' Senin kilon kaç lan? Kim oluyorsun ? Biz burda bostan korkuluğu muyuz ? Kimden izin aldın, yürüyüş, marşlar falan ? ''

'' Bir eğitsel, kültürel etkinliktir bu. Resmi bir niteliği yoktur. 5 yıl görev yaptığım bu köyde bir nostalji yaşamak, yaşatmak istedim.''

'' Başlarım senin nostaljinden. Derhal dağıt çocukları ve yarın Kaymakamlık makamına gel, senin ifadeni alacağım. ''

'' Sayın kaymakam, ben Hacıbektaşlıyım. Bugün döneceğim. Size bağlı bir memur da değilim. ''

Ve telefonu kapattı.

Bir dakika sonra baktı, aynı numara arıyor, açmadı.

Çıldırmış olmalı Kaymakam.

Öğretmen Uğur Sel, iyi niyetle bir Cumhuriyet Bayramını köyde kutlamak istemişti, o kadar.

SBF mezunu çağdaş kaymakamlar nerede kaldı ?

Cumhuriyetçi, Kemalist mülki idare amirleri ...

Boşluklar kimlerle doldurulmuştu ?

--------------------

29 Ekim 2026. Derinkuyu