MEDA ( I )
Uyandı. Gerindi. Bedeni kaskatı.
Dağın yamacındaki ormandan gelen vahşi hayvan sesleri yüzünde huzursuz bir gece geçirmişti.
'' Ben kimim ? ''
'' Burası nere ? ''
'' Neden tek başımayım. Bana benzeyen başka mahluk yok mu burda ? ''
Tan yeri atıyor, şafak söküyordu.
Dün akşam yediği yabani meyveler midesini ağrıtmıştı.
Acıktığını anladı. Ne yapabilirdi ?
Tam o sırada, ayağının altındak toprak kaymağa başladı.
Bir çalıya tutunmasa, sürüklenip, yuvarlanıp gidecekti aşağılara doğru.
İlerde bir dağın tepesinden ne olduğunu bilmediği şeyler çıkyor, yükseliyor, sonra yamaçlara dökülüyordu. Seyretmek bile korkutuyor.
Ne oluyor burada ? Nedir bunlar .
Yürüyor korka korka...
Biraz sonra o gördüğü kıpkızıl maddeler önündeki çukurluktan akıyordu.
Yaklaştı, baktı, çevresine müthiş bir sıcaklık yayılıyordu bu akan, suya benzemeyen , çamurumsu kıvamlı maddeden.
Gözden geçirdi akan maddeyi.
İşte geliyor bir kuş. Ölmüş. Zor olsa da bir ağacın yardımıyla çekti aldı.
Tüylerini yoldu. Kızarmış kuşun eti güzeldi. Açlığını bastırdı yediğiyle.
Yürüdü. Bir tümseğe rastladı. Ak ak. Tozcasına bir maddeyi alıp kalan kuşun etine serpti.
Yemeği daha lezzetli olmuştu. Tuzu tanımış oldu. Tadına vara vara yedi. Bir tane daha olsaydı !
Baktı akan maddelere ( lav ırmağı ). Yok.
Yürüdü. Lav ırmağı ilerde bir göle ulaşıyor. Suları fokur fokur kaynatıyor.
Meda önce korkuyor. Sonra bırakıyor bedenini sulara. Rahatlıyor. Ooooh dünya varmış.
Suda kaldıkça bir dinçlik duyuyor. Erkek olduğunu duyumsuyor.
Ormanlı yamaçların üzerinde dağ dorukları...
Düşünüyor Meda,
'' Acaba, bu dağları aşabilsem Avvah' ı bulabilir miyim ? ''
Derin düşünce...Nerden biliyor ki, oralarda bir '' dişi mahluk '' olduğunu !
..........................
4 ekim 2026. Ürgüp