BESLENME, ARTIRMA ve YERLİ MALI HAFTASI...
üstüm , başım, içim, dışım,
ayakkabım yerli malı.
vatanını seven insan
yerli malı kullanmalı.
neden param avuç avuç
yabancıya gitsin bütün
o paralar diken olur,
canımızı yakar bir gün.
yerli malı duruyorken
yabancıya bakar mıyım.
işçimizin emeğini
bile bile yıkar mıyım.
çeşidi az olsa bile,
yerli malı, vatan malı
başka türlü düşünenler
varlığından utanmalı ( 1 )
....................................
Abuşağı köyünden Ömer ilk görüyordu bu meyveyi. Adını sormaktan utandı : Muz.
Topaç köyünden Uğur ilk görüyordu bu meyveyi. Dut gibi, daha iri, kutu içinde : Çilek.
Kozluca köyünden Güçlü ilk görüyordu armuda benzer meyveyi. Soramadı adını : Avokado.
Muhacir Mahallesinden Dilber, ilkokulu bitirip Merkez Ortaokulu'na geldiği halde Türkçesi kırık, sınıfta alay ediyorlar '' Arnavut kızı'' diye. Hiçbir meyveyi tanımıyor. Gözleri pörtlemiş, avurtları çökmüş. Yaşı 13 olsa da sanki otuzunda, alnında, yüzünde kavlamalar...
...................
Karapınar köyünden Cumali'nin babası Almanya'da işçi 9 yıldır. Çantasını açtı. Birden dersaneye meyvelerin kokusu yayıldı.Portakal, ceviz, elma, badem, armut, erik, muz.
Traktör ve tarım araç gereçleri galerisi sahbi Hacı Abdürahim Ağa'nın oğlu Usame de bez torbasını açtı. Yerli olmasa da iki çeşit hurma , beşer onar. Zerdali, bitirgen, erik...Ondan da güzel kokular yayıldı sınıfa.
1001 Çeşit mağazası sahibinin kızı Mücella'nın çantası da kuru yemişlerle dolu: Dut, üzüm, kayısı...
Çat köyünden Asım'ın torbası da güzel. Kuru üzüm, köftür, pekmez tarhanası, bitirgen çekirdeği.
.....................
Şenlik başladı.
Sosyal Bilgiler dersinde Haftanın anlam ve önemi üzerindde bir konuşma olmalıydı.
Öğretmen bakakaldı.
Her çocuk, çantasını açar açmaz, pek açlık yaşıyormuşcasına kendi getirdiği meyvelerini yemeğe başlıyordu.
En çok dikkat çeken de Dilber'in bakışları...
.........................
Yerli malı yurdun malı
Herkes onu kullanmalı.
Böyle mi kullanmalı meyveleri, böyle mi kutlamalı günü.
Bencil, paylaşmanın mutluluğunu yaşamadan, yaşayamadan...
Öğretmen seslendi:
'' Sevgili çocuklar, şimdi bırakın o meyveleri. Çantalarınıza geri yerleştirin bakayım. ''
Meyvenin yarısı ağzında, daha yutmamış çocuklar, buyruğa uydular. İstemeye istemeye meyveleri çantalara, bez torbalarına koydular.
Öğretmen sürdürdü sözlerini :
'' Saat 12 ile 13.30 öğlen tatilinde herkes, getirdiğini masanın üzerine koyacak. Benim, senin yok. Doyumluk olmasa da tadımlık. Tamam mı ? Ben de aranızda olup izleyeceğim. ''
Öğrenciler sessizce kabullendiler öneriyi.
Öğretmen, en çok Muhacir Mahallesinden gelip giden, buz gibi havalarda yıprak , boyağı atmış önlüğünün üzerine bir ceket giyemeyen, yırtık cizlavit lastikli Dilber'in tadına ilk bakacağı meyveler karşısındaki tavrını, tepkisini merak ediyordu.
............................
bağlayamam paramı
evimde düğüm düğüm
vatanım zengin olur,
alırsam yerli ürün.
boş yere sarfedemem
elimdeki parayı
mutlu edecek belki
bir gün bir zavallıyı
kara gün dostunu hiç
gömer miyim toprağa.
ben de zengin olurum
götürürsem bankaya.
alırım yerli malı
bakmam hiç başkkasına
fayda olur vatanın
toprağına taşına
benim kara günümde
kurtarır hayatımı
o zaman aanlarım ben
tutumun faydasını
portakal, mandalina
elma, armut ve üzüm
artık siz söyleyiniz
kaldı mı başka sözüm ( 2 )
....................
1. Hakkı Sunat
2. Şenel Tümtürk
Köktürk K. 1973. Eğitsel Belirli Gün ve Haftalar Kitabı. 49- 51 ss. Remzi Kitabevi. İstanbul
-------------------------